Kelin merhemi olsa!

Afganistan çok karışık ve belirsiz bir döneme girdi. Türkiye ise çok bunalımlı ve Cumhuriyetin emeklerini mezar soyguncusu hoyratlığıyla ziyan eden bir devreden çıkıp yitirdiği yönünü ve yatağını arayan bir nehre benzedi.

Yani!

Kelin merhemi olsa.

Önce keline sürer.

Yine de bakarsın bir yeni kulvar açılabilir; Türkiye kendi keli ile Afganistan'ın kanayan yarasına sürecek merhemin buluşunu yapabilir.

Afganistan.

Afganlılarındır.

Kendi geleceklerini kuracak yolu, yöntemi, önünde sonunda mutlaka kendileri bulacaklardır.

Kararlı.

Vatansever.

Ne yaptığını bilen güçlü bir yol gösterici liderlik kadrosuna ihtiyaçları var. Türkiye ne yapabilir? Afganistan'a liderlik ihraç edecek hali yok; kendi keline merhem arıyor.

★★★

Türkiye, Afganistan'a asker değil “İstanbul Sözleşmesi” götürmeyi teklif ederek tarihten gelen “dostluk-kardeşlik-birlik-beraberlik” bağı önerebilir.

Kadın öldüren.

Erkeği üstün sayan.

Üç-dört kadını eş alan.

Kadını örtüye zorlayan.

Eve kapatan.

Mal ve eşya gibi gören.

Ganimet kabul eden.

Esir kadına tecavüzü hak sayan, dini iktidara gelmenin bir oyalama, afyonlama, uyuşturma aracı haline getiren Afganistan'ın bugünkü Taliban anlayışına merhem İstanbul Sözleşmesi olabilirdi. İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik her türlü ayrımı, ev içi ve ev dışı şiddeti kabul etmeyen, kadının ifadesini yeterli sayarak soruşturma ve kovuşturma başlatıyordu. Türkiye büyük umutla ve gururla bu sözleşmeyi kendi keline sürecek merhem olarak bulmuştu. Bizim keller, kendi mahallerinin oy desteğini yitirdikleri için “merhemi” rafa kaldırarak eriyen oylarını korumaya aldılar.

Afganistan'a!

Asker sürecekler.

Göze girecekler.

★★★

Tarihte olanlardan ve bugün yaşananlardan haberli diplomatlar ile objektif şartları öne geçirerek konuşanlar şunu söylüyorlar: Bu aşamada başta ABD ve 30'a yakın ülke Afganistan'dan askerini çekerken, Türkiye'nin Kabil'e asker sürmesi, yıllar boyunca İngiltere, Rusya, ABD'nin ölüm, kan, bomba yağdırarak “kaos ve Ortaçağ zihniyeti” yarattığı yapıya bir çözüm olmaz, olamaz.

Afganistan cinnete itildi.

Cinnet bulaşıcıdır.

Türkiye'ye de bulaşır.

Biden istedi diye Kabil Havaalanı'na Mehmetçik göndermek, “ABD'nin taşeron gücü olmayı” kabule girer ve cinnetin kör kuyusu Türkiye'yi tarih önünde zora sokar. Bir anda kendini Rusya ile Çin'i kuşatmaya alma yeni stratejini seçmiş ABD'nin piyonu durumuna iter.

Bol SHA'mız var.

Fırtına obüslerimiz.

Yandaş zengin ede ede…

Tankımızı da yapacağız.

ABD askerini çekti.

Bize dolar verir.

Taliban ne ki…

100 bin çapulcu…

Ezer geçeriz…

Bu tip “dolduruşlar” dört koldan geliyordur. ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi'nin eş başkanı yapmasından sonra “Türkiye'nin tüm komşularının dostluğunu yitiren ve düşman çoğaltan ülke “durumuna düştüğü de unutturuldu, unutturuluyor.

★★★

ABD, İngiltere, Rusya ve Çin'in karşılıklı “bilek bükme ve dünyayı yeniden paylaşma” arayışında Türkiye'nin onlardan bağımsız olarak, hiç birinin piyonu olmadan “Afganistan'ı eski tarihi günlerde yaşandığı gibi dost ve kardeş yapabilecek” planı, programı (yani merhemi) nedir?

Kelin merhemi varsa!

Görelim.

TARİHLE RÖPORTAJ (Unutkanlığa ilaç)

Kabil'den önce Rize ile Artvin'i koruyun!

Sağanak yağış Karadeniz'i yine vurdu Rize ile Artvin'de yağmur suyunun akışı çıldırdı. Dere yataklarına yapılmış üç katlı-dört katlı-beş katlı evlerin altını sel suları oydu. Camiler, okullar, karakollar taş-çamur-moloz yığınına döndü. Çevre Bakanlığı'nın eylem planı da kağıt üstünde kaldı. Rize ve Artvin'de doğanın kaldıramayacağı kadar çok HES yapıldığı, çok HES yapıldığı için çok ağaç kesildiği, inşaat ve maden ocağı molozlarının derelere doldurulduğu, ÇED raporlarına uyulmadığı, yapılan şehir ve bölge planlarında taşkın debisinin hızının ve “yağmur-toprak-akış-sel ilişkisinin” dikkate alınmadığı bir kez daha ortaya çıktı. Rize ve Artvin'i yine sel vurunca; oraya giden Cumhurbaşkanı, Bakanlar, “TOKİ'nin yıkılan evleri yapacağını, para dağıtılacağını” ilan ettiler. Seçim günlerinde “imar barışı” adı altında kaçak yapılara af getiren Cumhurbaşkanı, önce gün Rize'de halka “Ne olur 5 katlı ev yapmayın?” ricasında bulundu.