Kişilik seçkinliktir

-Nitelik, kişiliğin ışığıdır.-

İnsan yaşamı gölgeli, ışıklı evreleriyle bir bütündür. Sonu bilinmeyen süreç olumlu, olumsuz geçişlerle birbirine bağlanarak karanlığa gömülür. “Ömür” denilen dünya günlerini renklendiren insanın kendi çabası, kendi duygu ve düşünce yapısıdır. Ruhsal dayanaklarıyla birlikte açılımı, sonuna kadar ayakta tutan güçtür. Yaradılış özellikleri dışında “Aile terbiyesi” denilen ilk büyük etkenden sonra eğitim ve çevre ile oluşan kişilik, insan yapısını gerçekleştirir. Varlığın tanımı böylece yaygınlaşırken düşünceleri, eylemleri, çalışmaları ve katkılarıyla ürünlerinden oluşan emek demeti yaşamı anlamlandırır. Ailenin, okulun, çevrenin kurduğu ortam, yaşam aydınlığının alanıdır. Tüm etkenlerin ortak yapısı olan kişilik, insanlık değerinin adıdır.

Ulusal yapıyı ve değerleri kişilikli yurttaşlar korur ve yüceltir. Yaşamın en büyük görevi ve sorumluluğu ülkenin varlığı, tümlüğü, bağımsızlığı, yurttaşların özgürlük ve mutluluğudur. Birlikteliğin, katılımın, paylaşımın, dayanışmanın bu oluşumun kan damarları olduğu unutulmamalıdır. Bilinçli, bilgili, eğitimli ve özverili yurttaşlar ulusal yapının harcı olduğu kadar canlarını adayarak nöbet tuttukları korucularıdır.

Her yurttaşın ülkesi ve ulusu için yaşamsal borcu olan sorumlulukları onun onur görevidir. Yasalarla öngörülen ödevler-görevler varlık nedenidir. “Vatan-yurt-ülke” diyerek adını koyduğumuz topraklar bizim yuvamız, kutsal çatımızdır. Yaşam alanımız ve gömütümüzdür. Sağlığımızda gökkubbenin, sonsuz uykumuzda toprağın altında tamamlanacak süreç değişmez bir doğa gerçeğidir. Bu süreci onurla, kıvançla, mutluluk ve esenlikle geçirmek öncelikle bir görev, sonra bir başarıdır. Türkiye aydınlığının adı olan cumhuriyeti her alanda atılımlarla yüceltmek, nitelik ve içeriğini donatmak her Türk'ün en önemli görevi ve mutluluk koşuludur.

Bize ulusal yaşam kıvancını duyuran, çağdaşlığın olanaklarıyla donatan, güneşli gelecekleri muştulayan cumhuriyetin değerini bilmek, yüklediği sorumlulukları özenle yerine getirmek, sonsuza değin sürecek yaşamını her zaman görkemli ve etkin tutarak korumak kutsal görevimizdir. Özellikle Ortadoğu ülkelerindeki kargaşa gözetilirse Atatürk ve arkadaşlarının kurup uygarlığın tüm olanaklarıyla donattıkları ülkemiz için görevlerimizin ne kadar büyük olduğu daha iyi anlaşılır. Zamanın getirip götürdüklerinin çizelgesi sayfalar tutar. Neler kazandığımızdan çok neler yitirip ilgisiz kaldıklarımız önemlidir. Yaşam hesabı, insanın kendine karşı sorumluluğunun en gerçekçi işlemidir.

Uzak ülkeler bir yana, yakınımızdakilerle ülkemizi karşılaştırırsak cumhuriyetle kazandıklarımızın göğüs kabartan dökümü tartışmasız biçimde saptanır. Yadsıyanlar, yapılanları karalayarak “Cumhuriyetin 10 katını yaptık” övünmesiyle yaşam gerçeklerini, devlet olanaklarını, çağın gereklerini hiçe sayanların kimler olduğu gözetilirse daha neler yazılıp söylenebilir. Sattıklarını unutup unutturup balçıkla sıvamak yöntemine sarılanlar ulusumuzun belleğindeki bilgilerle değerlendirilerek notlarını alacaklardır.