DEPREMİN 202. saatinde enkazdan çıkan; “Deprem anında 2 çocuğumu yanımda kaybettim. Enkaz altında 6 aylık bebeğimizi ise tükürüğümle beslemeye çalıştım ama 5. gün onu da kaybettik” diyen bir babadan ‘1 yıl daha sabretmesi’ istendiğinde, artık şüphem kalmıyor: “Evet, biz üstü açık büyük bir tımarhanede yaşıyoruz ama farkında değiliz” diyorum.
YIKILAN çürük binalara izin verenler, bu binaları yapanlar, yapım sırasında denetlemeyeler, afet anında yapılması gerekenleri cehalet ya da başka sebeplerle engelleyenler, yani gerçek suçlular ortadayken; yağmacı 5-10 çapulcuyu koca ülkenin önüne en büyük sorunmuş gibi koyanlar, ancak kendilerini kandırıyor!
YETKİLİ AMA BİLGİSİ YOK!
BEŞİKTAŞ’IN eski hocası Slaven Biliç birkaç yıl önce önce “Türkiye’de temel problem şu: Bilgili olanların yetkisi yok, yetkili olanların bilgisi yok” derken ne kadar doğru bir tespit yapmış! Adıyaman’da dış cephesi tamamen cam kaplı Komagene Kültür Merkezi’nin dimdik ayakta kalması Biliç’i doğruladığı gibi, aslında her şeyin de cevabı değil mi?
BU binanın yapımında görev alan yetkililere, ayrıca onlar kadar liyakat sahibi diğer insanlara, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı ve yerel yönetimleri acilen teslim etmekten başka ne olabilir ki!
EN lazım olduğu anda akıldışı bir kararla sosyal medyaya müdahale edip sonra vazgeçen, yani deneme-yanılma yöntemi ile ülke idare eden zihniyetin, eğitim için düşünülmeden almış olduğu kararından da bir an önce vazgeçip, aksine sıfırdan eğitim seferberliği ilan etmesi gerektiğini söylemeye gerek var mı acaba?
SPOR VE SPORCU NE OLACAK?
GÜN geçmiyor ki bölgeden bir sporcunun, antrenörün, hakemin kayıp haberi gelmesin.
Umarım Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü, bölgedeki spor sevdalıları ve yakınları ile ilgileniyordur.
BİR an önce yakınlarını, işini gücünü, evlerini kaybeden bu insanlar için de organizasyonlar devreye sokulmalı. Bölgedeki çocuklara, gençlere ekonomik ve psikolojik destek sağlayacak yapılar kurulmalı.
SONUÇ olarak: Mevcut durumu terse çevirmek için, kurucu liderimizin çizdiği yol haritasına bir an önce dönmekten başka çare kalmadığını düşünüyorum. Her şeyi, ama her şeyi yeniden ele almamız gerekiyor.
“HAYATTA en hakiki mürşit (kılavuz) ilimdir” sözü, bugünden itibaren ‘kader planı’nın yerini almadığı takdirde; bugün yapılanların pansumandan öte bir şey ifade etmeyeceğini ve bu acıların daha öncekiler gibi son olmayacağını, ben değil, akıl söylüyor!