Gazeteci Fatih Altaylı, 9 Mayıs'ta köşesinde yazdığı makalede Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ın CHP'den istifa ederek AKP'ye geçiş sürecine yer vermiş, tesadüf eseri bir terzide karşılaştığı AKP'li üst düzey ismin konu hakkındaki yorumlarını paylaşmıştı. 

Altaylı, kamuoyunda 'mutlak butlan' davası olarak bilinen meselede AKP'nin CHP'yi baskılayan tutumuna ilişkin eleştirel ifadeleriyle bilinen avukat ve AKP MKYK eski üyesi Mücahit Birinci'nin eleştirilerini karşılaştığı üst düzey AKP'li muhatabına ilettiğini söyledi. 

Altaylı, AKP'li yöneticiden aldığı yanıtı ise şu ifadelerle paylaştı:

“Andığınız isim eski MKYK üyesi. Üyesiymiş. Burada 110 kişi var. Bunların bazılarını Beyefendi tanımaz bile. Bunu şu manada söylüyorum, bazılarının partide bir ağırlıkları yoktur. O kişinin de öyle. Asıl olan Merkez Yönetim Kurulu’dur. Yani eskiden de partide bir ağırlığı bir önemi yoktu. Zaten artık AK Parti’de de değil. İstediğini düşünebilir.” 


AKP eski MKYK üyesi Mücahit Birinci

BİRİNCİ, FARUK ACAR'I İŞARET ETTİ

Birinci, bugün sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Altaylı'nın yazısında karşılaştığı AKP'li muhatabının kim olduğunu öğrendiğini öne sürerek, paylaşımının birçok bölümünde 'Acar' sözcüğüne vurgu yaptı.

Birinci'nin eleştirel ifadeleri arasında ısrarlı şekilde 'Acar' sözcüğünü vurgulaması, Altaylı'ya kendisi aleyhinde konuşan ismin AKP Tanıtım ve Medya Başkanlığı görevinde bulunan AKP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Acar olduğunun düşünülmesine yol açtı. 


AKP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Acar

İKİ AKP'Lİ BİRBİRİNE GİRDİ 

Söz konusu iddiaların ardından Gazete Pencere'den Tolga Balcı'ya konuşan Faruk Acar, iddiaları yalanlayarak olayla ilgisinin olmadığını söyledi ve  “Daha önemli işlerimiz var. Bu gibi durumlarla isminin anılmasını istemiyorum” sözleriyle Mücahit Birinci'ye gönderme yaptı. 

Acar'ın sözlerine sosyal medya hesabından yanıt veren Birinci, son paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

"Duydum ki Acaroğlan, “Mücahit Birinci’den daha önemli işlerimiz var” buyurmuş.

İnsan gerçekten hayret ediyor.

Çünkü daha dün, Cumhurbaşkanımızın karşısında pozisyon alıp başka masalarda ahkâm kesen, daha dün en yüksek ücreti veren siyasi projelerin yanında saf tutan, daha dün pahalı kumaş katalogları arasında “strateji” pazarlayanların bugün davanın büyüklüğü anlatmaya kalkması ibretliktir.

Ey itibarı menfaatiyle yön değiştiren eski iyi partili adam…

Ey sadakati parayla ölçülen adam…

Sen mi sadakat anlatacaksın?

Sen mi bu davaya katkıdan söz edeceksin?

Düne kadar AK Parti’nin karşısında duranların, bugün kendilerini AK Parti’nin doğal aklı gibi sunması siyasetin değil, hafızasızlığın ürünüdür.

Bu hareket; terzi aynalarında kravat beğenilerek değil, zor zamanda omuz verilerek büyüdü.

Bu davanın gerçek yükünü taşıyanlar; pahalı kumaşların arasında kibir dağıtanlar değil, yıllarca mahallede, sokakta, teşkilatta mücadele eden insanlardır.

Çünkü karakteri davaya göre değil, kazanca göre şekillenenlerin en büyük sorunu şudur: Dün söylediklerini bugün inkâr etmek zorunda kalırlar.

Ve insan bazen en çok, saklamaya çalıştığı telaşıyla kendini ele verir.

Gazeteciler “terzide konuşan siz miydiniz?” diye sorunca verilen panik cevaplar da bunun en güzel örneğidir.

Kimse kusura bakmasın…

Bu dava; parasını aldığı masaya göre saf değiştirenlerin değil, bedel ödese de çizgisini bozmayanların davasıdır."