Dünyamızın nasıl olacağını görmek istedik

‘The Rain’, Netflix’in ilk Danimarka yapımı orijinal dizisi. Dizinin senaristleri Christian Potalivo, Jannik Tai Mosholt ve oyuncuları Lucas Lynggaard Tonnesen, Angela Bundalovic, Sonny Lindberg ve Lukas Lokken’e merak ettiklerimizi sorduk.

Dünyamızın nasıl olacağını görmek istedik

Röportaj: Sercan MERİÇ – Yiğit Can KAYTMAZ

Netflix'te ilk kez yayınlanan bir Danimarka dizisinde imzanız var. Bunun sizin için önemini nasıl tarif edersiniz?

Christian Potalivo: Bazı ülkeler konumu itibarıyla dünya çapında daha ayrıcalıklı durumda. Biz de, hayatlarımızı daha kolay yapan unsurların ortadan kalkması sonrasında yaşamın nasıl olabileceğiyle ilgili bir senaryo kaleme aldık. Bu tür bir durumda, insanların hâlâ insan kalıp kalamayacaklarını görmek istedik. Netflix'in Danimarka yapımı bir dizi yapacağını öğrenince de hikayemizi yetkililere sunduk.

 Dizide Kopenhag'ın yabani ve yıkılmış görünmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?

Jannik Tai Mosholt: Bu şekilde dünyamızın nasıl olacağını görmek istedik. Gerçekten de Tivoli ya da belediye binası gibi akılda kalan bölgelerin harabeye dönmesi çok korkutucu olurdu.

Dizinizin yayınlandığı kanalın bağımsız yapımcıya ne gibi faydaları var?

C.P.: Artık güzel bir işi herkes izleyebiliyor. Bu da yaratıcılığı artırıyor.

“BİZİ İNSAN YAPAN NE?” SORUSUNA YANIT ARIYORUZ

christian-potalivo-jannik-tai-mosholt-ve-esben-toft-jacobsen

‘The Rain'in temel mesajı ne?

C.P.: Diziyle yanıt aradığımız soru “Bizi insan yapan ne?”… Bence bizi insan yapan esas unsur ilişkilerimiz. Eğer yalnızsan günün sonunda hayatta kalmak çok da bir şey ifade etmez.

Nükleer silahlanma, savaş, küresel ısınma gibi sorunlar varken dizi umut hakkında da bir şeyler söylüyor…

J.T.M.: Günümüzde genel olarak daha önce olmadığımız kadar güvendeyiz fakat nükleer savaş ve küresel ısınma gibi pek çok sorun var. Bütün bunların yanı sıra dünyada çok fazla belirsizlik var… Bu projeyi yaratma amacımız ise insanlığın ve umudun odak noktasında olduğu bir hikaye üretmekti.

lucas-lynggard-tonnesen

TÜRKİYE’DE ÇOK İZLENMEK İSTİYORUZ

Türk izleyicilere bir mesajınız var mı?

J.T.: Türk izleyicilerin dizimizin hikaye ve karakterlerine bağlanmalarını istiyoruz. Amacımız, izleyicinin projedeki karakterlerle kendilerini özdeşleştirmelerini, biraz korkmalarını ve zor zamanlarda hayatta kalmakla ilgili düşünmelerini sağlamak. Türkiye bulunduğu bölgedeki en büyük ülke ve orada dizinin çok izlenmesini istiyoruz.

Projeye nasıl dahil oldunuz?

Lucas Lynggaard Tonnesen: Danimarka'daki film ve dizi geleneğini kırdığımız için mutluyuz. Bir ilke imza atmak heyecan verici… Zor koşullarda hayatta kalmaya çalışmak çok ilginç bir konu. Dizinin asıl sorguladığı tema ise zor koşulların içgüdüleri nasıl etkilediği.

BİZ OLSAK ÇOK DAYANAMAZDIK

angela-bundalovic

Siz diziden antrenmanlısınız fakat sizce gerçekten Rain gibi bir dünya olsa ve bir salgın dünyaya zarar verse ne kadar süre yaşardınız?

Sonny Lindberg: Biz de bunu kendi aramızda konuşuyorduk. Ve muhtemelen biz çok dayanamazdık ve ölürdük. Böyle bir ortamda yaşamak istemezdik.

Canlandırdığınız karakterlerle benzeyen yanlarınız var mı?

Angela Bundalovic.: İkimiz de çok dürüstüz. Ayrıca ben insanları anlamaya çalışırım ve kolay affederim.

Lukas Lokken: Benim de Patrick’inki gibi gibi harika bir annem var. Fakat ben iyi bir ortamda yetiştim. Patrick'te böyle bir durum olmadığından o benden daha sert.

NORMAL GENÇLERDEN FARKLI

the-rain-afis

Lucas, gelişmesini yakından izlediğimiz Rasmus karakterini anlatabilir misin?

L.L.T.: Rasmus, kendisi gibi hasta olan kız kardeşiyle birlikte hayatının çoğunda kapalı kalıyor. Önce annesini kaybediyor, sonra babası gidiyor. Sığınaktan çıktıktan sonra kim olduğunu bilmiyor ve dünyayı seveceğini düşünüyor. Sığınaktan çıktıktan sonra etrafını ve yeni kişilikleri keşfediyor. Bu sebeple hızla ortama uyum sağlamak zorunda kalıyor. Normal gençlerden daha farklı bir şekilde gelişiyor.