“Marlene Dietrich özgür kadını temsil etti”

Dünyanın önemli kabare şarkıcılarından Ute Lemper, İstanbul'da "Marlene ile Randevu"nu sahneleyerek, Marlene Dietrich'in hayatını anlatacak. Gösteri öncesi sozcu.com.tr'ye konuşan Lemper, efsaneyle ilgili şöyle diyor: "Dietrich, ahlaki ve politik olarak cesur ve açık sözlüydü. O özgür bir kadını temsil etti; özgür ruhlu, seksi, ama yine de maskülen ve çift cinsiyetli, güçlü, hanımefendi ve aynı anda otoriterdi."

“Marlene Dietrich özgür kadını temsil etti”

1988 yılında, bugünden tam 30 sene önce, Ute Lemper henüz kariyerinin başlarındayken, sinema ve müzik dünyasının en önemli yıldızlarından Marlene Dietrich ile kıyaslanmaya başladı.
Bu kıyası Dietrich’e yönelik saygısızlık addeden Lemper, bunun üzerine ustasına bir mektup kaleme aldı.
Bu mektup sonrasında ikili telefonlaştı ve 3 saat süren bir konuşma gerçekleşti.
O konuşma Lemper tarafından “Marlene ile Randevu” isimli gösteriye ilham oldu.
Dünyanın önde gelen kabare sanatçılarından Lemper, 9 Şubat’ta Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi'nde bu gösteriyi sahneleyecek.
Dinleyicilere Marlene Dietrich'in kariyerini, Şair Rilke'ye olan aşkını, üzüntülerini, sevinçlerini, hayatından bölümleri şarkılar eşliğinde anlatacak.

Bu proje Marlene Dietrich’e olan hayranlığınız sebebiyle mi çikti?
“Rendezvous With Marlene” benim için çok fazla şey ifade ediyor. Bu albüm, harika leydiye saygı duruşumdur. Bu onun hakkında anlatmayı seçtiğim ve insanların duymasını istediğim hikaye. Marlene'in birçok portresi var; fakat bu benim kalbimden geliyor. Hayatını benim süzgecimden anlatıyor ve şarkılarını benim sesimle söylüyor.

ute_v1
Şovunuz bir telefon görüşmesiyle başlıyor. Bu konuşmadan biraz bahseder misiniz? 
Bir gün Marlene’i aradım ve her şey o konuşmadan sonra başladı. O telefon konuşmasını yaptığımızda daha yaşlı olmayı isterdim. Marlene bana telefonda kaç yaşımda olduğumu sordu ve 24 olduğumu söylediğimde hayal kırıklığına uğradı. Yaşıtı olmamı tercih ederdi… Bir kız arkadaş. Maalesef değildim. Şimdi onun hikayelerini anlatan iyi bir arkadaş olmaya çalışıyorum. Onun hikayesini özümsedim ve onunla özdeşleştirdim. Asla bu kimliği özümsemek istemedim. Şimdi hazırım. Biraz daha yaş aldım… Her şeyle ilgili yeterince farkındalığım var… Kariyer, kültür, aşk, çocuklar, tutku, güzellik, yaşlılık… Ve onuruna yeteri kadar yakınlık, sınıfı, oyunu, seksüalitesi, acıları, üzüntü, yalnızlık ve hedonizm… Onun hikayesine göz atmak çok eğlenceli. Hikaye bu. Hatıralar arasında, hazinelerin içerisinde ve bir çok araştırma ve hayal gücü ve Marlene’in en güzel şarkılarıyla bu oyunu yazdım.

Sizin hayatınız, fikirleriniz de pek çok sınavdan geçmiş. Biraz bahseder misiniz?
70'lerin müzikleri, Pink Floyd ve Beatles ile büyüdüm. Her zaman bir duvarım vardı ve uyumlu olmadım. Peki bu son çalışma çok fazla Dietrich kokuyor, doğru mu? Evet doğru. Ben de oldukça karmaşık bir geçmişe ve ülkemle ilişkiye sahip bir Almandım. Ayrıca Alman Ulusal İlahisini asla söylemeyecek bir yabancıydım. Nazi Almanyası ve tabii ki soykırım tarihi hakkında büyük bir öfke ve korku yaşadım. Bir New York Yahudisiyle evli olduğum için kendimi ülkemden ayıracak çok şeyim var. Böyle şeyler hissetmek acıtıyor. Doğduğum yere ait değilim gibi hissediyorum ya da ait olamayacağım gibi…

marlene

Marlene Dietrich, 1901 yılında Berlin’de doğdu. 91 yaşında Paris’te hayata gözlerini yumdu.

Nazi Almanyası hakkında neler düşünüyorsunuz?
Bu mirastan kaçamam, o yüzden kucaklıyorum. Geçmiş, Yahudi Soykırımı, 2. Dünya Savaşı hakkındaki diyaloğu geliştirmek benim görevim. Aynı zamanda, Almanya’yı oluşturan yüzyıllar boyunca hüküm süren inanılmaz kültür ve estetiği göstermek de benim görevim. Alman yolculuğumu hayat boyunca tanımlarken büyük bir sorumluluk, büyük bir acı ve bir aşk hissediyorum.

Bu şovda Marlene’i anlatıyorsunuz. Burada daha çok Marlene Dietrich mi var, yoksa Ute Lemper mi?
Ute’nin vizöründen Marlene var. Marlene’in etkisinin olup olmadığından emin değilim ya da belki de benim kişisel estetiğim, fotoğraflardaki Marlene gibi gözükmeme sebep oldu. Klas, baştan çıkarıcı, güçlü ve gizemli bir ‘aura’yı sevdim. Ben her zaman Art Nouveau, Film Noir ve ışığı belirleyen gölgelere çekildim. Dietrich’in tarzı klas ama aynı zamanda çok kibar. Ahlaki ve politik olarak cesur ve açık sözlüydü. O özgür kadını temsil etti; özgür ruhlu, seksi, ama yine de maskülen ve çift cinsiyetli, güçlü, hanımefendi ve aynı anda otoriter. Açık bir evlilik yaptı ve çok eşliydi… Marlene ABD ordusuna katılmayı ve 2. Dünya Savaşı sırasında moral vermek için askerleri eğlendirmeyi seçti. Evet, etrafındaki binlerce erkeği/askeri sevdi fakat aynı zamanda hayatını da riske attı. Yakalanmaktan korktuğunu itiraf etti. Onun ölümünden sonra Berlin Duvarı yıkıldı.

ute-marlene-headshot-1