Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Serenad Bağcan: “Babam benim vefa kanallarımı açtı”
Serenad Bağcan: “Babam benim vefa kanallarımı açtı”
Bağcan ailesinin sevilen sesi Serenad Bağcan, özellikle Fazıl Say'la yaptığı çalışmalarla müzikseverlerin kalbinde taht kurmuşken ilk solo albümü Serenad'ı çıkardı. Majör Müzik etiketiyle hazırlanan yedi şarkılık bu albümde Fazıl Say, Serter Bağcan ve Savaş Bağcan imzalı besteler yer alıyor. 10 Nisan Çarşamba günü Fazıl Say'la birlikte 10 günlük bir Amerika turnesine çıkacak olan Serenad Bağcan'la Moda Çay Bahçesi'nde buluştuk, albümünü ve müzikteki yolculuğunu konuştuk.
Yüksel ŞENGÜL
Kültür Sanat 6 Nisan 2019 - 08:55

Adını taşıyan albümünü babana ve genlerine vefa olarak tanıttın, ayrıca “Annem Süheyla Bağcan ile babam Savaş Bağcan’a adadım” diyorsun…
Albüm yapmak aklımda hiç yoktu. 2017’de karar verdim ve hazırlıklara başladım. Babamın annemle ve müzikle yaşadığı aşk beni her zaman duygulandırdı, etkiledi. Babam benim vefa kanallarımı açtı. Babamın besteleri benim için her zaman önemli oldu. Bu yüzden bir şey yapacaksam da babamın besteleriyle yola çıkmak istedim. Zaten babamın üç şarkısını (Bülbül, Annem ve Al Yüreğim Sende Kalsın) alıp okudum.

Bağcan olmak kolay olmasa gerek…
Bağcan olmak bazen kolay bazen de zordur. Halan Selda Bağcan, amcaların Serter ve Sezer Bağcan, ablan Sonat Bağcan Taneri, kardeşin Seda Bağcan… Çocukluğumu hatırlıyorum da amcalar, halalar ve babam arasında müzik konusunda ‘Ben kimim ki!” diyordum. O üstün yetenekler arasında müziği düşünmek bile cesaret isterdi (gülüyor).


Bu yüzden mi eczacılık fakültesine gittin…
Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden mezun oldum ama hiç eczacılık yapmadım. Son sınıftayken Kültür Bakanlığı Devlet Korosu’nun sınavını kazandım. 657’li Devlet Memuru Kanunu’na göre ek gelir getiren ikinci bir iş yapamıyorsun. Bu yüzden eczane açmam mümkün olmadı ve koro sanatçısı olarak yoluma müzikte devam ettim. Koro edebiyatının en zor eserlerini çok kolay yorumladım. Solist olarak da çoğunlukla beni seçtiler. Genlerimde olan müziğin sonradan ortaya çıkmasıdır bu.

‘BAĞCAN AİLESİNİN TEK KURALI VARDIR’

Halan Selda fizik mühendisi, baban Savaş Bağcan makine mühendisi…
Biz bunu bazen ‘ti’ye de alıyoruz. ‘Bağcan ailesinde müzik yapmanın tek kuralı vardır, o da önce üniversite bitirmektir’ diyoruz (gülüyoruz). Ben de onların yolundan yürüdüm.

Ailede efsaneler var ama bir başka efsane Fazıl Say’ın etkisi ve desteği daha fazla oldu galiba sende…
Fazıl Say benim müzik yolculuğumdaki çekirdek ailem oldu. Daha önceden zaten hayranıydım. Devlet Korosu’ndayken Fazıl Say’ın Nazım Nikmet Oratoryosu’nu çalışıyorduk ve o geldi. Fazıl Say’ı hayatımda ilk kez orada gördüm. Bize oratoryoyu nasıl bestelediğini tüm detaylarıyla anlatınca orta boylu Fazıl Say gözümde birdenbire devleşti, o salona sığmadı. Eseri çok sevdim. Solistlerden biri hastalanıp genel provaya gelemeyince koro şefi görevi bana verdi. Memleketim şarkısını söyledim ve Fazıl Say çok beğendi, ‘Bundan sonra seninle yol almak istiyorum’ dedi. Metin Altıok’un kızı, babası için albüm yapacaktı. İki şarkı söylemem istendi. O şarkıları da dinleyince Fazıl Say bana dönerek ‘Orhan Veli ve Atilla İlhan şarkılarını birkaç yıl sonra yapmayı düşünüyordum ama şimdi karar verdim, hemen eve gidiyoruz ve çalışmaya başlıyoruz’ dedi. Sonra İlk Şarkılar albümünü çıkardık, sonra Yeni Şarkılar geldi, ardından Nazım Hikmet Oratoryosu. Ve derken, Sait Faik’in sahne eserinde Demet Evgar ve Songül Öden, Esra Bezen Bilgin yer aldılar. Sonrasında Yunus Sırtındaki Çocuk, Selçuk Yöntem anlatıcı, ben anne rolünde. Bundan sonra müzik çalışmalarıma aynı iştahla devam ediyorum. Şimdi çok heyecanlıyım.

FAZIL SAY İLE ABD’YE GİDECEK

Neden?
Fazıl Say’la birlikte Amerika’ya gidiyoruz, 10 – 20 Nisan arasında 10 gün Los Angeles, Washington, New York, California’yı dolaşacağız. Sonra geliyoruz PSM Zorlu’daki Caz Festivali’nde sahneye çıkacağız. Ardından yaz konserleri gelecek. Özel bir konser planlıyorum. Bağcanlar’a vefa konseri gibi düşünün. Sosyo kültürel olarak Türkiye’nin yaşanmışlıkları sahneden akıp geçecek. Yeni sezona yetiştirmek istiyorum. Ayrıca ablam Sonat, kızkardeşim Seda ve benim verdiğimiz konserler devam edecek. Buna halam Selda Bağcan da eklenecek. Bunun müjdesini de şimdiden duyurmak isterim.


Albümde 7 şarkı var, neden?
Aslında albüm 10 şarkıydı ama ben onları dinleyince baktım 7. şarkıdan sonra sıkmaya başladı, doygunluğa ulaştım. İstedim ki bu albümü dinleyenlerin tadı damağında kalsın. İşte bu yüzden 7 şarkılık yaptım albümümü. İşte o şarkılarım:
Pamuk İpliği (Serter Bağcan), Bülbül (Savaş Bağcan), Annem (Savaş Bağcan), Al Yüreğim Sende Kalsın (Savaş Bağcan), Mağusa Limanı (Anonim…), Burgaz Ada (Özen Yula- Fazıl Say), Hasreti Uykularda (Ahmet Arif- Fazıl Say)

Şarkıların hepsi de farklı lezzette ve güzellikte…
Hasreti Uykularda, sözleri Ahmet Arif’e ait bir Fazıl Say şarkısı. Doğu Anadolu’da çaresiz hastalığa yakalanan ve fakirlikten tedavi olamayıp ağrılar içinde ölen bir genç kızın yaşadıklarını anlatıyor. Bu şarkı beni çok ağlattı. Sait Faik’in Burgaz Adayım Ben şarkısını Fazıl Say önerdi. Dokuz dakikalık bir şarkı bu. Adanın dili olduğum için zorlandım ve Burgaz Adaya gidip bir gece kaldım, oradaki hikayeleri dinledim. Şarkıyı söyleyen Burgaz Ada olduğu için, ben ada olmak zorunda kaldım. Yorumculuğuma çok şey kattı bu şarkı.

‘BENİ FAZIL SAY KEŞFETTİ’

Bir anlamda Fazıl Say seni keşfetti diyebilir miyiz?
Elbette deriz. Fazıl Say benim yeteneğimi ve potansiyelimi görüp ona göre şarkılar yapmaya başladı. Ondan sonra benim kendi içime yolculuğum başladı. Çok zeki bir adam. Beni bana anlattı.

Bir yanda Klasik Batı Müziği diğer yanda Türk Halk Müziği… Bu iki müzik türünü sentezleyerek kendine özgü bir stil mi yarattın?
Kendime özgü bir stil yaratmışım müzikte. Bunun için özel bir çabam olmadı, çünkü kendiliğinden oldu. Halam Selda gibi halk müziğinin özünü kavramış bir sanatçı var. Benim, Kültür Bakanlığı Devlet Korosu’ndaki yıllarım var. Fazıl Say gibi dev bir sanatçıdan aldığım ilhamlar var. Böyle bir sentez elbette kendiğilinden oluşacaktı zaten.


Serenad’ın şaşırtıcı bir yanı var… Dövüş sporlarını seviyorsun, özellikle sert olanlarını… Neden?
(Gülüyor) Hayat içinde yaşanmışlıklarımızla evriliyoruz. Çocukluğumdan beri içimde hep bir asilik vardı. Spora yönelince dövüş sporları ilgimi çekti.

Kavgaların oldu mu?
Kavgalarım oldu elbette (gülüyor). Denizler dalgalanmadan durulmuyor ki! Artık onlar mazide kaldı. Şimdi, müzikten fırsat buldukça Uzakdoğu şifa teknikleri ve nefes koçluğu üzerine eğitmenlik yapmayı planlıyorum.

Sporu her zaman sevdin…
İlkokuldan üniversiteye kadar süren bir masa tenisi mücadelem var. Masa tenisinde Türkiye şampiyonu oldum. Jimnastik yaptım, hentbol ve basketbol oynadım. Spor aşkı hep yüreğimdedir.

Müzik…
Müzik benim hayatım ve vazgeçmeyeceğim en büyük aşkım..

Son güncelleme: 08:53 - 06.04.2019