Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Taner Ölmez: ‘Mucize Doktor farklı işler yapmak konusunda herkese cesaret verdi’
Taner Ölmez: ‘Mucize Doktor farklı işler yapmak konusunda herkese cesaret verdi’
Mucize Doktor dizisinde Ali Vefa karakterine can veren başarılı oyuncu Taner Ölmez, dizi kültürü dergisi Episode'un Kasım-Aralık sayısının kapak konuğu oldu. Ölmez, diziyle ilgili bilinmeyen hikayelerini, kendine dair hayallerini bu röportajda sevenleriyle paylaştı.
Kültür Sanat 29 Kasım 2019 - 08:53

Mucize Doktor ilk bölümünden beri en çok izlenen dizilerden biri, dizi hikayelerinin çok durağanlaştığı bir dönemde böyle bir dizi yayına girdi. Sizce sektörün ve izleyicilerin yaklaşımını nasıl değiştirecek ya da nelere neden olacak bu dizi?

Dünyada yapılan farklı tarzlardaki dizileri dijital platformlardan beğeniyle izlerken bunu kendi projelerimize, kendi televizyonlarımıza da uygulamamız gerektiğini düşünüyorum. Yavaş yavaş olacaktır, birden olmaz ama Mucize Doktor öncü oldu diyebiliriz. Hem izleyicilere, hem yapımcılara, hem kanallara hem de oyunculara farklı işler yapmak konusunda cesaret verdiğini umuyorum.

Yapılan yorumlar neler düşündürüyor size, nasıl yorumlar alıyorsunuz son dönemde? En dikkat çeken yorumlar neler oldu? Herhalde otizmli bireyler ve ailelerinden gelen yorumlar biraz daha önemli.

Aslında onlar oldu. Çok güzel bir hikaye yaşadım. Dizinin birinci bölümü yayınlandı, 10 buçuk, 11'de bitti, uyudum. Sabah 8 gibi uyandım ve sete gittim. Araba beni sete bıraktı, arabadan indim, on adım attım, yanımdan koşarak bir adam geçti. Sonra geri döndü. 40-45 yaşlarında. “Kardeşim, ben neden koşuyorum biliyor musun? İşe geç kaldım, senin yüzünden. Otizmli bir kızım var, diziyi izledim, sonra tekrarını izledim, uykularım kaçtı” dedi. Yani birinci bölüm yayınlandıktan sonra setten herhangi bir kişiyi bile görmeden ilk gördüğüm insan, yanımdan koşarak geçen, otizmli kızı olan bir babaydı. Enteresan bir hikayeydi benim için. Ondan başka da aldığım mesajlar, karşılaştığım insanlar, bu örneğe yakın çok örnek gördüm. En fazla etkileyen bunlar oldu tabii. Ayrıca ilkokul ya da ortaokul öğrencilerinin okulda doktorculuk oynadıklarına şahidim. Çocuklardan biri Ali oluyor ya da Ali'yi oynatacak kimseyi bulamıyorlar, onu ağaç yapıyorlar, diğerleri Ferman oluyor, Nazlı oluyor, bir şekilde oyun oynuyorlar. Araştırıyorlar, soruyorlar. Google'da trendler arasına savant sendromu, otizm kelimeleri girmiş. O kadar mutlu edici şeyler ki bunlar. Aslında amaca ulaşmışız işte. Bundan daha güzel bir şey olabilir mi? Amaca ulaşmışız, istediğimizi başarmışız. Tepkiler çok güzel.

Şu ana kadar oynarken ya da izlerken en etkilendiğiniz sahne?

5. bölümdeki bir sahne. Ali Vefa'nın abisine yarım kalan bir vazifesi var. Bir kitap var, Şeker Portakalı. Tamamını okumuş ama son sayfasını okuyamamış. Bu, beni çok etkiledi, zaten kitabı da çok severim. Hangisine benzeteyim bilemiyordum Ali Vefa'yı. Acaba Şeker Portakalı'na mı, Küçük Prens'e mi? Gezegen gezegen dolaşıyor çünkü, Ferman'ın gezegenine gidiyor, Nazlı'nın gezegenine gidiyor. Acaba hangisi diye düşünüyordum. Senaristler, bunu yazdılar 5 bölümde. O son sayfayı okumak benim için çok değerliydi. Tam olarak öyle olmasa da sonuçta abisine benzeyen bir çocuk geliyor ve Ali öyle bir şey hissediyor. O çok değerliydi.

Çok çalışkan bir oyuncusunuz. Çok kafa yoruyorsunuz belli ki, bir projeyi kabul etmeden önce de kabul ettikten sonra o karakteri doğru çıkartabilmek için de…

Her işte, her konuya onu tartarak, her yanını düşünerek yaklaşmaya çalışıyorum. Gelen dizi, tiyatro, reklam olsun fark etmez onu elime alırken kırk kere düşünürüm. Şu oyun güzel, evet, ne anlatıyor, derdi ne, derdi var, gündeme oturuyor, tamam. İçi dolu, temeli sağlam işler yapmak istiyorum çünkü hayatımda. Çalışma kısmına gelince, aslına bakarsan siz burada bir çekim yaptınız, bunun öncesinde oturup çalıştınız değil mi? Ne olabilire baktınız, ben niye bakmayayım? Bir futbolcu bir gün maç yapıyor, beş gün antrenman. Ben niye antrenman yapmayayım? Başka türlü kendimi nasıl sıcak tutabilirim ki, nasıl konuşabilirim? Nasıl bir yükseltinin üstüne çıkıp insanlara, bir dakika kardeşim, kralı oynuyorum, en iyi kralı oynayacağım şimdi size diyebilirim? Onun için çalışmak gerekiyor, başka türlü bir yaparsın, üç yaparsın dördü yapamazsın.

Canlandırmayı çok istediğiniz gerçek bir karakter var mı?

Marlon Brando'yu oynamak isterdim. Bir kere şimdiye kadar yaşamış en karizmatik aktör. Şaka bir yana müthiş yeteneği, inanılmaz kariyeri, sıradışı hayatıyla hayranlık ve saygı duyduğum bir aktör.

Kamera arkasına dair hedefleriniz var mı?

İleride gerçekten olabilir çünkü kafamda bazı hikayeler var, kimse de yapmıyor, bendeki fikirler büyük risk şu anki şartlarda. Zamanı gelince dillendireceğim bunları. Yapılmıyor ve yapılmayacak, bundan da eminim. Ama deneyeceğim, onlar olacak, o zamana geleceğiz.

Ne çekse izlerim dediğiniz yönetmen var mı?

Tarantino. Ben çok seviyorum o adamı, mükemmel bir adam, hem çok iyi bir oyuncu, fırlamanın önde gideni o.