Sözcü Plus Giriş

Tarihin en gizem dolu su deposu

Yerebatan Sarnıcı, suyun içinden yükselen 336 sütunu, efsanevi ters Medusa başı ile 1500 yıl sarayın su ihtiyacını karşıladı, filmlere ilham verdi. Şimdi deprem riski tartışması ile gündemde.

Özlem GÜVEMLİ
Güncellenme: 07:38, 20/12/2020
Tarihin en gizem dolu su deposu

İstanbul'un en görkemli yapılarından Yerabatan Sarnıcı için tehlike çanları çalıyor. Büyükşehir Belediyesi iştiraki Kültür A.Ş. tarafından işletilen sarnıçta 4 yıldır süren restorasyon çalışmaları sırasında, gergilerin sütunları tutmadığı tespit edildi. Olası depremde tarihi yapıda ciddi hasara yol açacak sorunun giderilmesi için İBB'nin Koruma Kurulu'na sunduğu statik projeye onay çıkmadı. 52 gün sonra alınan kurul kararı sonrası İBB, güçlendirme projesini ve bilimsel görüş raporunu tekrar kurulun onayına sundu. İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat tarihi yapı için “Yerebatan Sarnıcı bir an bile bekleyecek durumda değil” uyarısı yaptı.

YENİDEN KEŞFEDİLDİ

Risk altındaki görkemli yapı 1500 yıllık tarihinde İstanbul'un su ihtiyacını da karşıladı, ünlü sinema filmlerine de sahne oldu. Bizans İmparatoru I. Justinianus (527-565) döneminde yaptırılan Bazilika Sarnıcı, suyun içinden yükselen mermer sütunlar sebebiyle halk arasında “Yerebatan Sarnıcı” olarak isimlendiriliyor. İstanbul'un Fatih Sultan Mehmet tarafından 1453'te fethinden sonra Topkapı Sarayı'nın bahçelerine su sağlamak için kullanıldı. Osmanlılar'ın şehirde kendi su sistemini kurmasının ardından sarnıç kullanım dışı kaldı.

Sarnıç 1544-1550 yıllarında Bizans kalıntılarını araştırmak üzere İstanbul'a gelen Hollandalı gezgin P. Gyllius tarafından yeniden keşfedilerek Batı dünyasına tanıtıldı. İstanbul'un bu gizemli mekânını bugüne kadar ABD eski Başkanı Bill Clinton'dan Hollanda Başbakanı Wim Kok'a, İtalyan eski Dışişleri Bakanı Lamberto Dini'den İsveç eski Başbakanı Göran Persson'a ve Avusturya eski Başbakanı Thomas Klestil'e kadar birçok ünlü isim ziyaret etti.

FİLMLERİN ÜNLÜ MEKANI

Yerebatan Sarnıcı birçok yabancı sinema filmine de sahne oldu. Tom Hanks'in başrolünü üstlendiği Dan Brown'un çok satan romanından uyarlanan “Cehennem”, Russell Crowe'un yönetmenliğini ve başrolünü üstlendiği Çanakkale Savaşı'nı Avustralyalı babanın gözünden anlatan “Son Umut” ve Hong Kong yapımı aksiyon filmi olan Jackie Chan'ın başrolünde yer aldığı “Altın Yumruk İstanbul”da bu filmlerden bazıları. “Cehennem” filminin çekimlerinin bir kısmı Tarihi Yarımada'da gerçekleştirilirken, hareketli sahnelerin çekimlerinden dolayı sarnıcın zarar görmemesi için bir benzeri, Budapeşte'ye kuruldu. Filmin gösterime girdiği 2013 yılında Yerebatan Sarnıcı'nın ziyaretçi sayısı rekor kırdı. Ünlü bilgisayar oyunu “Assassin's Creed” ve “Storm Front”un yapımcısı olduğu macera oyunu “Byzantine: Sırlar Labirenti”nde sarnıç ana mekânlardan biri olarak canlandırılmıştı.

Medusa başlarının hangi yapılardan alındığı bilinmiyor.

Bakanı taşa çeviriyor

Sarnıcın en dikkat çeken bölümü kuzeybatı köşesindeki iki sütunun altında kaide olarak kullanılan iki Medusa Başı. Roma Dönemi'nin heykelcilik şaheserlerinden olan Medusa başlarının hangi yapılardan alınıp getirildiği bilinmiyor. Bir efsaneye göre Medusa, Yunan mitolojisinde yeraltı dünyasının dişi canavarı olan üç Gorgona'dan biridir. Bu üç kız kardeşten yılan başlı Medusa, kendisine bakanları taşa çevirme gücüne sahiptir. Bir görüşe göre o dönemde büyük yapılar ve özel yerleri korumak için Gorgona resim ve heykelleri kullanılırdı ve sarnıca Medusa başının konulması da bu yüzden.

Ağlayan sütun, sarnıçtaki en önemli yapılardan birisi.

Her biri 9 metre olan 336 sütun bulunuyor

Sarnıç; uzunluğu 140 metre, genişliği 70 metre olan dikdörtgen biçiminde bir alanı kaplayan dev bir yapı. Toplam 9 bin 800 metrekare alanı kaplıyor ve 100 bin ton su depolama kapasitesine sahip. 52 basamaklı taş bir merdivenle inilen sarnıcın içerisinde her biri 9 metre yüksekliğinde 336 sütun var. 4.80 metre aralıklarla dikilen sütunlar, her biri 28 sütun içeren 12 sıra meydana getiriyorlar.  Sütunların başlıkları, yer yer farklı özellikler taşıyor. Sarnıçtaki sütunların köşeli veya yivli biçimde olan birkaç tanesi hariç büyük çoğunluğu silindir biçiminde. Sarnıcın ortasına doğru kuzeydoğu duvarı önünde yer alan 8 sütun, 1955-1960 yıllarında yapılan bir inşaat sırasında kırılma tehlikesine maruz kaldığı için kalın bir beton tabaka içine alınarak dondurulmuş ve bu yüzden eski özelliklerini kaybetmişler. Osmanlı İmparatorluğu döneminde iki defa onarıldı 1987'de ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından temizlenip bir gezi platformu yapılarak müze olarak ziyarete açıldı.