Bilimsel adı Anguis fragilis olan ve soğukkanlı, uzun, pullu vücuduyla yerde sürünerek hareket eden bu canlı, diliyle havayı yoklayarak çevresini algılıyor. Beslenme alışkanlıkları ise oldukça mütevazı: sümüklü böcekler, solucanlar ve küçük böceklerle hayatını sürdürüyor. En dikkat çekici özelliklerinden biri ise tehlike anında kuyruğunu kopararak kaçabilmesi.
Uzmanlara göre bu tür, dış görünüşü nedeniyle sık sık yılanlarla karıştırılıyor. Ancak bilimsel sınıflandırmada yılanlardan oldukça farklı bir gruba ait. Yılanlar sürüngenler sınıfında ayrı bir alt grupta yer alırken, oluklu kertenkele daha uzak bir akrabalık bağı bulunan Anguimorpha alt takımına dahil ediliyor.
40-45 SANTİMETRE UZUNLUĞA ULAŞIYORLAR
Genellikle nemli bölgelerde yaşayan bu canlılara fundalık alanlarda, orman kenarlarında ve hatta bahçelerde rastlanabiliyor. Özellikle kompost yığınlarının bulunduğu yerler, av bulmak açısından onlar için ideal ortamlar arasında sayılıyor.
Yaklaşık 40–45 santimetre uzunluğa ulaşabilen bu bacaksız kertenkelelerin belirgin bir boynu bulunmuyor; başları gövdeyle bütünleşmiş gibi görünüyor. Kahverengi ile altın tonlarının karıştığı benekli ve parlak bir deriye sahip olan türün pulları birbirinin üzerine binmiyor. Bu da onlara daha pürüzsüz bir görünüm kazandırırken, toprağı kazıp yuva açmalarını kolaylaştırıyor.
KAYBETTİKLERİ KUYRUĞUN YERİNE YENİSİ ÇIKIYOR
Dişi ve erkekler arasında da bazı farklar bulunuyor. Erkeklerin rengi genellikle daha açık olurken, bazılarında mavi lekeler görülebiliyor. Dişiler ise daha büyük ve koyu renkte olup sırtları boyunca uzanan belirgin bir çizgi taşıyabiliyor. Kuyruğunu kaybeden bir birey zamanla yenisini çıkarabiliyor ancak bu yeni kuyruk genellikle ilkine göre daha kısa oluyor.
Bu canlıları yılanlardan ayıran başka özellikler de var. Örneğin veretilnitsa gözlerini kırpabiliyor; çünkü yılanların aksine hareketli göz kapaklarına sahip. Ayrıca derilerini yılanlar gibi tek parça hâlinde değil, küçük parçalar şeklinde döküyorlar. Dillerinin yapısı da farklı: daha kısa ve kalın uçlara sahip.
TEHLİKE ANINDA KÖTÜ KOKU BIRAKIYORLAR
Kış aylarında her iki tür de hareketsiz bir döneme girse de saklanma yöntemleri değişiyor. Yılanlar genellikle kaya yarıkları ve çatlaklara gizlenirken, veretilnitsalar toprağın altında açtıkları yuvalarda kalmayı tercih ediyor.
Savunma konusunda da ilginç yöntemler kullanıyorlar. Tehlike anında kötü kokulu bir sıvı salgılayabiliyor, bu da çoğu avcıyı uzaklaştırmaya yetiyor. Eğer bu işe yaramazsa kuyruğunu koparıp bir süre hareket etmesini sağlayarak dikkat dağıtıyor ve kaçmayı başarıyor. Isırma davranışı ise genellikle sadece çiftleşme döneminde görülüyor.