Reklamsız Sözcü
SONER YALÇIN

Erdoğan’ın “bilinç kodu”

19 Kasım 2014

Napolyon Mısır'ı işgal ettiğinde Fransızlar, “gizlice Müslüman oldu; gerçek adı Ali Bonapart'tır” dedi.
Almanlar 2. Dünya Savaşı'nda Müslümanları yanlarına çekmek için şu yalanı ortaya attı:
“Hitler gizlice Müslüman oldu; adı, Haydar'dır!”
İtalyanlar boş durur mu; “Mussolini gizlice İslam'ı seçti; adı-soyadı, Musa Nili” dediler.
Baktılar ki Kıbrıslılar, İngilizlere ateş püskürüyor; Prens Charles hemen Müslüman yapıldı. Adı, “Hüseyin” idi!
En renklisini rahmetli Kaddafi söyledi; “Shakespeare Müslüman idi ve adı Şeyh Pir” idi!
Erdoğan, Kaddafi'yi geçti; “Amerika Kıtası'nı Kristof Kolomb'dan önce 1178'de Müslümanlar keşfetti.”
Dünya dalgasını geçiyor.
Meseleye bambaşka açıdan bakıyorum:
Erdoğan'ın “bilinç kodu” yine ortaya çıktı. Belleğinde hiç Türk olgusu yok; tüm referansları niye hep din üzerine?
“Amerika'yı Türkler keşfetti” diye bir bilinci yok. Oysa bugün Anadolu'da kullanılan 300'e yakın sözcüğün Kızıldereliler tarafından kullanıldığı biliniyor. Kilim desenleri, coğrafi isimler gibi ortak kültüre ait çok benzerlikler üzerinde duruluyor.
Ayrıca… Kolomb'dan çok önce, Fenikelilerin, Jomon Çağı Japonların, Çin gezginlerin (Hoe-Sien), Galyalıların, Vikinglerin ve hatta Mısırlıların Amerika'ya gittiği biliniyor.
Hiçbir akademisyen Müslümanların gittiğini bugüne kadar tespit edemedi!
Amerika'ya ilk gidenlerin MÖ 40 bin ile 30 bin arasında olduğu tahmin ediliyor. Yolculuk hep devam ediyor. Altay Türklerinin MÖ 3 bin dolaylarında Bering Boğazı'ndan geçerek gittikleri belirtiliyor. Domates, pamuk ve patatesi ilk yetiştirenler olduğu iddia ediliyor.
Konuyu ayrıntıya boğmayayım; “Amerika'yı ilk Müslümanlar keşfetti” yalanı, “Kolomb'un anılarında cami gördüğü” iddiasına dayandırılıyor. Bunu yazan kişi; ABD'de yaşayan İslamcı As-Sunnah Vakfı'ndan Dr. Youssef Mroueh idi. 1996'da Kolomb'un anılarında, 21 Ekim 1492'de Gibara'da “güzel bir dağın üzerinde cami gördüğünü” yazdı. Yalandı.
Kolomb anılarında, dağlardan birinin zirvesinde zarif bir camiye benzeyen tepecikten söz ediyordu!
Peki…
Beş asır sonra ortaya çıkan bu yalanın gizli amacı vardı; Berlin Duvarı yıkılıp Soğuk Savaş bittikten sonra ABD, Müslüman ülkelerde “Ilımlı İslam Projesi”ni hayata geçirdi.
Böylece… Dün nasıl Napolyon, Hitler ve Mussolini “Müslüman” yapılmış ise, 1990'larda “Ilımlı İslam Projesi” de Amerika'yı Müslümanlara keşfettirdi!
Yani:
Erdoğan hâlâ “Ilımlı İslam Projesi”nin diliyle konuşuyor!
Peki ya CHP?

“Pusulası kırık” CHP

Aslanlar kendi tarihlerini yazmadıkça, tarihi avcılar yazmaya devam edecek.
CHP İstanbul'da “100. Yılında 1. Dünya Savaşı” sempozyumu düzenledi.
Avrupa ülkeleri savaşın 100. yılı nedeniyle birçok etkinlikler yapabilir de CHP'ye ne oluyor?
Demek CHP, tarihe hâlâ “avcıların” yazdığı tarih penceresinden bakıyor! Temel sorunu bu değil mi; kendi topraklarına “avcıların gözüyle” bakması!
Bak CHP'li “aslan” kardeşim!
Avrupa merkezli tarih anlayışına göre 1. Dünya Savaşı 1914'te başlayıp 1918'de bitebilir. Senin tarihine yani “aslanların tarihine” göre ise, 1. Dünya Savaşı 1912'de başlar ve 1922'de biter!
Tarih: 8 Ekim 1912.
Bulgaristan Krallığı, Sırbistan Krallığı, Yunanistan Krallığı ve Karadağ Krallığı birleşip
Osmanlı'ya savaş açtı.
Tarih: 9 Eylül 1922.
Türk Ordusu İzmir'e girerek kendi 1. Dünya Savaşı'nı bitirmişti!
Düşünmez misin; 1. Dünya Savaşı 30 Ekim 1918'te bitti ise, İngilizler neden 15 gün sonra Musul'u işgal etti?
1. Dünya Savaşı 1918'te bitti ise, daha sonraki tarihlerde Yunan'ın, Fransız'ın, İtalya'nın, İngiliz'in Anadolu'da ne işi vardı?
“Avcıların” tarihini ezberleyenlerin bugün “rotası kırık”tır; ve maalesef bu nedenle bir o yana bir bu yana savrulup durmaktadırlar. Murat Belge'leri bu nedenle baş tacı etmektedirler.
İşte…
Tam da bu sebeple, “aslanları” bölmek için “avcıların” dayattığı kimlik siyasetine boyun eğmektedirler.
“Dersim” meselesinde olduğu gibi…

“Dersim” değil “Tunceli”

Cumhuriyet, yeni oluşturduğu şehre “yiğit insanlar” anlamına gelen “Tunceli” adını verdi.
Kimi okurlar tepki mailler attı; “Dersim adında ısrar edeceğiz.”
Ben de “Tunceli” demeye devam edeceğim.
Benim “Tunceli” adıyla övüneceğim çok tarihsel olay var. Onların ne var, bilmiyorum!
Tunceli, Ağa'nın, Şıh'ın, Şeyh'in/feodalizmin barınamadığı yer demektir.
Tunceli, aydınlanmanın kalesi demektir.
Tunceli, en çok okuryazarın olduğu yer demektir.
Tunceli, 1954 ve 57'de herkes DP'ye oy verirken CHP'ye oy vermek demektir.
Tunceli, faşist 1982 Anayasası'na en çok hayır oyu vermek demektir.
Tunceli, CHP'ye genel başkan vermiş şehir demektir.
Tunceli, İbrahim Kaypakkaya demektir; Ali Haydar demektir.
Tunceli, bağımsızlık, özgürlük, eşitlik demektir.
Tunceli, aydın demektir.
Tunceli, sevgi-hoşgörü-vicdan demektir.
Tunceli, kadın-erkek eşitliği demektir.
Tunceli, delisinin heykelini şehir meydanına dikecek kadar kendine özgüveni olan yer demektir.
Tunceli, bir komünisti, bir kadını belediye başkanı yapacak kadar uygarlık merkezi demektir.
Tunceli semboldür. Ya “Dersim”?
Tunceli ayıp olacak/utanacak hiçbir şey yapmamıştır ki bugün adı değiştirilsin.
Siz ne derseniz deyin, benim gönlümdeki Tunceli‘yi, yiğit insanları silemezsiniz.

Soner Yalçın
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more