Reklamsız Sözcü

Atatürk’e göre spor, her şeyden önce ulusal bir görevdi!

Her çeşit spor faaliyetini Türk gençliğinin milli terbiyesinin ana unsurlarından sayan Atatürk, sporun her dalı ile uğraşılmasını istemişti.

16:357 Aralık 2015
Atatürk’e göre spor, her şeyden önce ulusal bir görevdi!
Her çeşit spor faaliyetini Türk gençliğinin milli terbiyesinin ana unsurlarından sayan Atatürk, sporun her dalı ile uğraşılmasını istemişti.

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, sporun her dalı ile uğraşılması ve başarılı olunmasını Türk milletine tavsiye etmiştir.

Atatürk, genç kuşağın bilimin ışığında ruhen, ahlâken, zihnen ve bedenen çok iyi yetiştirilmesi gerektiğine inanmış, spor faaliyetlerine ve sporculara büyük önem vermiş bir liderdi. Atatürk Türk sporcusunda yalnız beden gücü ve yetenek değil, aynı zamanda iyi ahlâk ve zekânın da bulunmasını istemiş ve bu düşüncesini de; “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlâklısını severim.” sözleriyle dile getirerek bir sporcunun nasıl bir insan olması gerektiğini anlatmıştır.

Atatürk, kültürden sanata, spordan eğitime büyük önem veren geleceği gören bir liderdi. O, bu yüzden eşsizdi. Savaş sonrası o zor koşullara rağmen bu alanlara yatırım yaptırdı. günümüzde ise bu alanlara yapılan yatırımlarda verilen değer de ne yazık ki gittikçe azalıyor.

Spor yapmaya büyük önem veren eşsiz liderin, İstanbul’a her gelişinde Florya’da denize girdiği, sık sık sandalla açılarak kürek çektiği bilinmektedir.

“Ata en iyi binen yalnız Türk erkekleri değildir. Türk kadını da bu işi çok iyi bilir.” diyen Atatürk’ün sevdiği sporlardan biri de ata binmektir. Savaşlarda sürekli ata binmiş, sonra da fırsat buldukça serbest bir spor olarak yapmıştır. Avrupa parkurlarında “Atatürk’ün Süvarileri” adıyla nam salan Cevat Kula, Saim Polatkan, Cevat Gürkan ve Eyüp Öncü adlı dört subay binicimizden oluşan Türk ekibinin uluslar arası başarıları da Ata’yı çok memnun etmiştir.

Sporlar arasında güreşi de çok sevdiği bilinmektedir. Bu nedenle güreşle ilgili anıları çoktur. İtalyanları yenen güreş millî takımımızı Florya’daki Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde yemeğe davet etmiş, tek tek kutlamış ve ağır sıklet şampiyonumuz Çoban Mehmet’e, “Beni de yener misin?” diye takılmıştır. “Türk milleti anadan doğma sporcudur. Henüz yürümeye başlayan köy çocuklarını bile harman yerinde güreşirken görürsünüz.” sözü ile güreşi, Türklerin milli sporu olarak nitelendirmiştir.

Ulu önderin Türk sporundaki ilk imzasını izcilikte görmekteyiz. 1915 yılında “Osmanlı Gençlik Dernekleri” genel müfettişliğine atanmasından kısa süre sonra bir rapor hazırlayarak zamanın hükümetine sunar. Bu raporunda okullardaki beden eğitimi saatlerinin artırılmasını önermektedir.

SPORU, ULUSAL HAREKET OLARAK DÜŞÜNMÜŞTÜ!

1932 yılında Atatürk’ün talimatıyla kurulmakta olan halk evlerinin yapması gereken çalışmalar arasına spor da eklenir. “Halk evlerinin genel amaçlarından biri olan spor ve beden hareketleri, ulusal eğitimin vazgeçilemeyecek temeli ve önemli bir bölümüdür. Bu nedenle Türk gençliğinde ve Türk halkında spor ve beden hareketlerine sevgi ve ilgi uyandırmalı, bunlar bir kitle hareketi, ulusal bir etkinlik hâline getirilmelidir.” diyen büyük önder, daha o yıllarda sporu kitle hareketinin de ötesinde bir “ulusal hareket” olarak düşünmüştür. Böylece onun ne kadar ilerici olduğu, sporda da gözler önüne serilmektedir.

SPORDA DA BİLİMİN IŞIĞINDAN AYRILMAMAYI TAVSİYE ETTİ

Millî Mücadele'ye başlamak, Misakı Millî’yi ilan etmek ve Kuvayı Milliye’yi kurmak amacıyla Samsun’da Anadolu topraklarına ayak bastığı 19 Mayıs 1919 gününün de TBMM’nin 20 Haziran 1938 tarihinde 3466 sayılı kararı ile “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kabul edilmesini sağlamıştır.

Her alanda olduğu gibi sporda da bilimin ışığından ayrılmamayı tavsiye eden Atatürk'ün, Türk sporuna olan desteği ve katkısı, sporun bütün yurtta yaygınlaştırılması ve örgütlenmesi yolunda olmuştur. Bunun neticesi olarak Türkiye'nin ilk spor teşkilatı olan “Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı” 1922'de İstanbul'da kurulmuş, bu ilk spor cemiyetinin ve federasyonlarının yöneticileri Atatürk'ün meydana getirdiği ortamla seçimle belirlenmiştir. 16 Ocak 1923 tarihli Bakanlar Kurulu toplantısında, “Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı” kamu yararına kurulmuş bir dernek olarak kabul edilmiş ve böylece ilk kez devlet spora ve sporcuya destek ve yardım elini uzatmıştır.

Ata’ya göre spor her şeyden önce ulusal bir görevdir. Bu yargısını Çanakkale Savaşı ile ilgili bir anısında da görmemiz mümkündür. Şöyle ki: Çanakkale Savaşı sırasında keşif görevine çıkan bir Türk askeri, yakaladığı İngiliz askerini boğazından tutup Mustafa Kemal Paşa’nın karşısına getirir. Paşa, İngiliz askerine, memleketinden kalkıp buralara niçin geldiğini sorduğunda “Spor için geldim.” cevabını alır. Mustafa Kemal, “Bizim askeri nasıl buldun?” diye sorar. Esir asker, “Spor bilmiyor.” diye cevaplar. Bunun üzerine Mustafa Kemal; “Bana, spor nedir diye sorarlarsa vereceğim cevap şudur: Spor, vatan ve milletin yüksek çıkarlarına tecavüz edenleri boğazından tutup memleketin ve milletin sözcülerinin karşısına getirebilmek yeteneğine bedensel, düşünsel ve ruhsal olarak sahip olmaktır.” demiştir.

 SPOR, CUMHURİYETLE HAK ETTİĞİ DEĞERE KAVUŞTU!

Türklerde sporun geçmişi oldukça eski olmasına rağmen spora modern biçimde eğilinmesi, gereken önem ve değerin verilmesi ancak Cumhuriyet’in ilânından sonra mümkün olmuştur. Bunda Cumhuriyet’in kurucusu Atatürk’ün çok önemli bir rolü vardır. Bunun en çarpıcı örneğine Cumhuriyet henüz birkaç aylıkken rastlanır.

Uzun süren savaşlardan yeni çıkmış, yıkık dökük Osmanlı döneminden çok ağır dış borç yüklenmiş olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti, o yokluklara rağmen bütçesinden spora çok önemli bir pay ayırmıştır. Cumhuriyet’in ilânından iki buçuk ay sonra Bakanlar Kurulunun Atatürk başkanlığında yapılan toplantısında İdman Cemiyetleri İttifakı’nın emrine 17.000 TL verilmiştir. Bu para ile sporcuların Paris’te yapılacak olimpiyat oyunlarına en iyi biçimde hazırlanarak katılmaları sağlanmıştır. Bir altının 10 TL olduğu bir dönemde yapılan 17.000 TL’lik bu yardım Türkiye Cumhuriyeti için gerçekten büyük bir fedakârlıktır.

Nitekim 1924 yılı bütçesine, “Türk sporcularının pek yararlı ve gelecek için umut verici çalışmalarında yardım görecekleri” sözlerinin açık bir kanıtı olarak, spor için Atatürk’ün talimatıyla 50.000 TL ödenek konulmuştur. Yine 1924 yılında yayımlanan Köy Yasası, köylerde “nişan alma, cirit, güreş” gibi köy oyunlarını özendirici hükümlere yer vermiştir.

SPOR İÇİN SÖYLEDİĞİ SON SÖZLER:

Atatürk’ün direktifleriyle hazırlanan ve bugün de Türk Spor Örgütü’nün temelini oluşturan 3530 sayılı “Beden Terbiyesi Kanunu” 29 Haziran 1938 günü kabul edilmiştir. Ata’nın hastalığı yüzünden, TBMM’nin 1 Kasım 1938’deki açılışında Başbakan Celal Bayar tarafından okunan nutkunda spor için söylediği son sözleri şöyledir:

“Her türden spor etkinliklerini, Türk gençliğinin ulusal eğitiminin ana unsurlarından saymak gerekir. Bu işte hükümetin şimdiye kadar olduğundan çok daha ciddî ve dikkatli davranması, Türk gençliğinin spor bakımından da ulusal heyecan içinde özenle yetiştirilmesi önemli tutulmalıdır.”

SPORA VERDİĞİ ÖNEM DÜNYAYI ETKİLEDİ

Atatürk'ün Spora Verdiği Büyük Atatürk’ün ölümünü takip eden günlerde o zamanlar yalnız Avrupa’nın değil dünyanın en güçlü günlük spor gazetesi olan ve Fransa’da yayınlanan “L’Auto” yayınladığı geniş bir makalede Atatürk’ün spora verdiği büyük önemi uzun uzun överken şu satırlara da yer verdi:

“…Atatürk dünyada ilk defa beden eğitimini zorunlu hâle getiren devlet adamıydı. Söylev ve kâğıt üzerinde kalmayan uygulamalarıyla stadyumlar ve spor tesisleri yaptırdı. Döneminde Türkiye’de spor gittikçe artan önem ve değer kazandı.”

 

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp