Reklamsız Sözcü
EGE CANSEN

Bütün yolcular ön sıralarda oturmalı

5 Kasım 2017

Yolcu uçaklarının ön tarafı, arka tarafına göre hem daha sessizdir hem de daha az sallanır. Bu nedenle pahalı olan “first, business veya comfort class” bölümleri uçağın ön tarafındadır. Ekonomi sınıfının “gayri insani” ve “gayri sıhhi” bir şekilde sıkıştırılmış sıralarının en istenmeyen koltukları da üçlü veya dörtlülerin ortasında olanlardır. Tümü ekonomi sınıfında 200 koltuklu ve 200 de dolu bir yolcu uçağı düşünün. Ayrıca bu uçaktaki yolcuların hepsi de tek başına seyahat edenler olsun. Yani kimsenin kimseyle yan yana oturma talebi de bulunmasın. Kalkıştan önce, uçağın koridorunda bir aşağı bir yukarı gezinen kabin amiri, yolcuların yüzünden ortada bir memnuniyetsizlik olduğunu anlıyor. “İnsanların çoğu, herhalde oturdukları yeri beğenmedikleri için gergin ve mutsuzlar” diye düşünüyor. Görevi, yolculara iyi ve rahat bir seyahat geçirtmek olduğu için “durumdan vazife çıkarıyor” ve bu memnuniyetsizliği “herkesi istediği yere oturtarak” çözmeyi planlıyor. Soru: Sizce kabin amiri, herkesi istediği yere oturtup, yolcuların tümünü mutlu edebilir mi? Bir düşünün bakalım.

EKONOMİ HABER VE YORUMLARI

Gazetelerde ve TV'lerde ekonomi içerikli haber ve yorumlar yayımlanıyor. Tahmin edeceğiniz gibi, bunların birçoğunu izliyorum. Tespitim şu: Haberlerin çoğu “reklam” veya siyasi propaganda, yorumların yüzde doksanı da “yanlış”. Yani sorunun esasıyla alakasızdır. Burada yanlış sözcüğü, yorumcunun amacının yanlış olduğu anlamına gelmez. O, bir tercihidir, galip ihtimalle doğrudur. Yanlıştan kastım “yorum ve çözümlerin bütünsel olmayışıdır”. (Bir an için birinci paragraftaki kabin amirinin “iyi niyetini” hatırlayın.) Bu saptamayı yaptıktan sonra, niçin tutarlı ekonomi yorumları yapılamıyor diye düşündüm. Sebep, bunları yapanların, ekonominin işleyişi ile ilgili yeterli bilgisi olmamasıdır dedim. Ama bu izahı kendim de beğenmedim. Çünkü yorumcular profesyoneldi. Hatta akademik unvanları olan kişilerdi. Yapılan yanlışların sebebi salt öğrenim eksikliği olamazdı. Esas sebep, kullandıkları analiz ve sentez “metodunun” yanlış olmasındaydı. Yorumcular ekonomiyi “kompartımanlar” halinde ele alıyordu.

BÜTÜNSEL BİR YORUM

Somut bir örnek vereyim: Türk ekonomisinin en ciddi sorunu sürekli cari açık vermesidir. Bu, bir numaralı “finansal istikrarsızlıktır”. Bu yüzden “fiyat istikrarı” sağlandı derken elden kaçmaktadır. Çünkü enflasyon, döviz fiyatı bastırılarak düşürülmüştür. Bastırılan döviz fiyatı, döviz arzını azaltmakta, talebini çoğaltmaktadır. Sonunda iktisadın doğası icabı kıt olan malı/dövizin fiyatı günü gelince patlamaktadır. Düşük döviz fiyatıyla düşen enflasyon, yükselen döviz fiyatıyla yükselmektedir. Döviz arzının artması için ihraç malların “net ulusal katma değerinin” artması şarttır. Katma değerin yüzde 85'i emektir. Emek fiyatı ucuzlamazsa “net ulusal katma değer” artmaz. Yani gelirler döviz cinsinden düşmezse, cari açık kapanmaz.

FİNANSÇILAR, LÜTFEN YOL GÖSTERİN!

Soru: Sizce Maliye Bakanlığı hangi vergileri hangi düzeye indirir (artırır) ve Merkez Bankası faizi, hangi orana çıkartır (indirir) ise, hem enflasyon düşer, hem cari açık kapanır hem de vatandaşın geliri artar.
Son söz: Bir evet, iki hayırdır.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more