Reklamsız Sözcü
EGE CANSEN

Hedefler hayali vergi artışı gerçek

1 Ekim 2017

Ekonominin üç atlısı, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Maliye Bakanı Naci Ağbal ve Kalkınma Bakanı Lütfü Elvan kürsüye çıkıp 2018-2020 OVP'yi (Orta Vadeli Programı) açıkladı. Bu OVP'nin irdelemesine geçmeden önce, ekonomide plan ve program kavramları üzerinde durmak istiyorum. Bir ülkede uygulanan ekonomik düzen, klasik olarak üç şekilde tanımlanır: 1. Kapitalist, 2. Sosyalist 3. Karma ekonomi. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucuları da bu sistem tercihi sorununu yaşamıştı. Önce serbest teşebbüsten yana durulmuş, 1929 Cihan Buhranı çıkınca “karma ekonomi”de karar kılmıştı. Bu tercihlerini, bir süre sonra “devletçilik” adıyla CHP'nin altı okundan biri yapmışlardı. İşletme yüksek lisansı yapmak için gittiğim ABD'de, aldığım ilk iktisat dersinde hoca “Kapitalist sistem kuramcıları, ülke çapında (makro) planlamaya karşıdır. Ama firma düzeyinde (mikro) uzun vadeli plan yapılmasını öğütler. Bu çelişki, kabili telif mi? Açıklayın” konu başlıklı bir sınav vermişti.

KAHRAMAN SOSYALİZM KAPİTALİZME KARŞI

Çok sıcak bir savaş olan II. Dünya Harbi sona erdikten sonra, Batı (Amerika diye okuyun) ile Doğu (Rusya diye okuyun) arasında “Soğuk Savaş” başladı. Bu savaşın bir aksı da ekonomik sistem tercihiydi. Amerika dünyaya kapitalizmi yaymaya çalışırken, Rusya da sosyalizmi (komünizmi) egemen kılmak istiyordu. Bizim gibi, ikisinin de iyi yanlarını alma iddiasında olanlar da “planlamalı veya sosyal piyasa ekonomisi” diye karma sistem tasarlıyordu. Bunu onaylamayanlar “Karma ekonominin teorik temeli çürüktür”. Bu “uçan fil dumbo” gibi bir şeydir. Fil ise uçamaz, uçuyorsa fil değildir. Dolayısıyla günün sonunda “karma ekonomiler ya kapitalizme ya da sosyalizme evirilip, ortadan kalkacaktır” diyorlardı. Tam aksi oldu. Hem kapitalist hem de sosyalist sistemler (devletçilik dereceleri farklı olmakla birlikte) “karma ekonomi”ye evirildiler. Hafta başında ilan edilen OVP, sosyal devletçi bir “ekonomik plan” değildir.

BÜTÇENİN GELİŞİ OVP'DEN BELLİDİR

Açıklanan OVP, aslında 2018 Bütçesi'nin temel çalışmasıdır. Göze çarpan özelliği, geçen yılın “vergi indirimi” yerine bu sene “vergi bindirimi” içermesidir. Bu OVP, üç yıl boyunca yüzde 5,5 büyüme öngörüyor. Çok iddialı olmasa da yine de tutturması kolay olmayan bir hedef. Bu büyümenin kabaca yüzde 0.7'si “net ihracat”tan gelecektir deniyor. Ama cari açık OVP boyunca azalmıyor. Hem cari açık azalmayacak hem de net ihracat artışı olacak demek tuhaf bir durum. Büyüme “hacımla” ölçüldüğü için, aritmetik sonuç böyle çıkabilir. Ama bu zıtlık hayatın kendiyle tutarlı değildir. Enflasyon tahminleri düşüktür. Bizim enflasyon “kendi kendini yaratır” hale geldi. Kur çapasına geçmeden kolay kolay düşmez. Eğer enflasyonu, döviz fiyatını baskılayarak düşürmek isteniyorsa, sıcak para girişleri teşvik edilmelidir. Bu da bankacıların bayıldığı ve hararetle savunduğu “yüksek faiz-düşük kur” siyasasıdır. Ama “yüksek faiz” sandığım kadarıyla AKP'nin akidelerine aykırıdır. Onun için bu OVP inşallah tutar diyelim. Türkiye'nin esas riskleri iktisadi değil, siyasidir. O alanda bir iyileşme ufukta gözükmüyor. Olursa, Türkiye iktisaden bundan da iyisini yapabilir.

Son söz: En kötü plan, hiç plan yapmamaktan iyidir.

6662’ye SOZCU yaz gönder, reklamsız sözcü plus’a anında abone ol. (Türkiye'den)

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more