Reklamsız Sözcü
SAYGI ÖZTÜRK

Darbeyi bu garibanlar mı yaptı?

16 Temmuz 2017
16szt12_ant

Türk Silahlı Kuvvetlerimiz için, Atatürk son mesajında “Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan ve her zaman zaferle beraber medeniyet nurları taşıyan Kahraman Türk Ordusu. Türk vatanının ve Türk camiasının şan ve şerefini, dahili ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni her an ifaya hazır ve amade olduğuna benim ve milletimizin itimadı tamdır” demişti.
Milli Kurtuluş Savaşı'nın galibi, Cumhuriyet'in muhafızı Türk Silahlı Kuvvetleri'yle oynanıyor. 15 Temmuz Paralel Kalkışması'nın faturasını, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kurumsallığına çıkarma amaçlı afişler toplumun büyük kesiminde tepki gördü.

KRAVATLILAR NEREDE?

Bir 15 Temmuz şehidinin yakını olan Recep Sanal, kaymakamlık, mülkiye müfettişliği, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu üyeliği de yaptı. FETÖ kadrolarının devlete yerleştirilmesine, hakkında raporlar bulunanların yine nasıl yükseltildiğine de tanık olmuştu. Sanal, isyanını şöyle aktarıyor:
“15 Temmuzu anlamak için, 14 Temmuzu da bilmek gerekir. FETÖ'nün üniformalı ve miğferli askerlerinin yanı sıra, sivil kıyafetli askerlerini de hatırlamak gerekir. Bir şarlatana her istediğini veren kravatlıların da afişinin basılması istiyoruz. Cahil bir imam tarafından kandırıldığını söyleyenlerin, FETÖ ile halvet döneminde, onları devlet kadrolarına yerleştirmek için namuslu devlet adamlarına zulmedenlerin suratlarını da o afişlerde görmek istiyoruz.”
Afişlere baktığınızda ilginç bir ayrıntı daha beliriyor. Resmedilenler hep er, uzman çavuş ve askeri öğrenciler. Ortada rütbeli kimse gözükmüyor. Sanırsınız bu garibanlar darbeye kalkışmış, 249 şehidimizin sorumlusu bunlarmış gibi gösteriliyor. Bugün cezaevlerinde kimisi 3 günlük, kimisi terhisine 3 gün kalmış 400 civarında er olduğunu da hatırlatalım.

AFİŞTEKİ ÖĞRENCİ

Yalova'da kamptayken, ne olduğunu bile anlamadan İstanbul'a getirilen Hava Harp Okulu öğrencilerinden halen 263'ü cezaevinde. Tam bir yıl sonra bu öğrencilerle ilgili iddianame de kabul edildi. İstanbul-Orhanlı bölgesine getirilen askeri öğrenciler hakkında 3'er, Boğaz Köprüsü'ne getirilenler için ise 37'şer kez ağırlaştırılmış hapis cezası isteniyor.
Afişte görülen Hava Harp Okulu 3. sınıf öğrencisi A.Ö.'nün fotoğraflarından çizimi yapılmış. Bu öğrencinin yakınları bu görüntüler karşısında herhalde daha da yıkılmışlardır. Bu öğrencinin cumhuriyet savcısı tarafından alınan ifadesini okuyorum:
“15 Temmuz öncesi herhangi bir olağandışı hareketlilik hissetmedim. Saat 22.15 sıralarında Yüzbaşı H.D., Teğmen E.D.'yi arayıp tam teçhizatlı içtima alanında bütün sınıfların toplanmasını istedi. Oysa tüm sınıflar içtimada yer almazdı.

YORULMANIN VAKTİ GELDİ

İçtima alanına otobüsler geldi. Bu arada F. binbaşı bizlere hitaben, ‘Arkadaşlar bu kampta hiç yorulmadınız, artık yorulmanın vakti geldi. Sizin için güzel bir tatbikat hazırladık' dedi ve elindeki listeden numara okuyarak bizleri gruplara ayırdı. İlk 50 kişilik grupta ben de vardım. Otobüse bindik.
Binbaşı, yaklaşık 10 öğrenciye telefonlarını almasını söyledi. Ancak ben ve birkaç arkadaş da gizlice cep telefonlarımızı getirttik. Daha sonrada F. binbaşı, ‘Gençler kesinlikle cep telefonlarını açmıyorsunuz. Telefonlarınızı açarsanız işin tadı bozulur' dedi. Bizlere araç içerisinde, mermiler dağıtıldı ve bunları şarjörlere basmamız istendi. Nizamiye çıkışında aracın iç ışıkları kapatıldı. Otobüste, binbaşı terör saldırıları olduğunu, kampın güvenli olmadığını bu nedenle bizi okula götürdüklerini söyledi. Komutan, aracı yol ayrımından, Sabiha Gökçen Havaalanı'na yönlendirdi. Orada yolcuların güvenliğini sağlayacağımızı söyledi.

ERDOĞAN KELEPÇELENDİ!

Orhanlı gişelerine yaklaştığımızda trafik nedeniyle araçlar durdu. Binbaşı F. yolun açılmasını sağladı. Otobüste, Recep Tayyip Erdoğan'ın tutuklandığını, Ankara'da kelepçelendiğini söyledi. Bunun üzerine cep telefonuyla arkadaşıma gönderdiğim mesajda ‘Erdoğan tutuklanmış ne oluyor?' diye sordum. O, öyle bir şey olmadığını yazdı.
Gişelere yaklaştığımızda üzerime yoğun ateş edildi. Teğmen E. vuruldu. Olaylar sırasında ben havaya 3 el ateş ettim. Komutanımız bize, ‘polis kılığına girmiş teröristler olabilir, eğer silahınızı almak isteyenler olursa, çekin vurun' dedi. Fetullah Gülen yapılanmasıyla irtibatım yoktur, okulda siyaset konuşmak yasaktı. Suçsuzum.”
Afişlerdeki öğrenci bunları söylüyordu. Ancak, afişlerde darbeci gibi gösterilen öğrencinin hali nice oluyor bunu da mahkeme sonunda öğreneceğiz.

Saygı Öztürk
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp