Reklamsız Sözcü
SAYGI ÖZTÜRK

İddianamenin “siyasi baskı” bölümü niçin kısaltıldı?

29 Ağustos 2017

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, Ankara Cumhuriyet Savcısı tarafından Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'ne gönderilen 6 Ağustos 2016 tarihli yazıyı ve bu yazının iki sayfalık eklerini açıkladı. Konu, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin önemli isimlerinden Adil Öksüz'ün uçak yolculuklarıyla ilgiliydi.
Herkesin bir Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlık Numarası bulunur. Bir karışıklık olmaması için cumhuriyet savcısı yazının hemen girişinde “FETÖ'nün Hava Kuvvetleri imamı olduğu değerlendirilen 491625… T.C. kimlik no.lu Adil Öksüz” diyor ve Öksüz'ün 8 Şubat 2011 ile 7 Aralık 2016 tarihleri arasındaki Türk Hava Yolları'na ait uçuş bilgilerini Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'ne gönderiyor. Onlardan, Adil Öksüz'ün ABD'ye gittiği uçaklarda bulunan yolcuların isim listesini istiyor.

“O ADİL DEĞİL, BU ADİL”

Savcılık yazısının ekinde yaklaşık iki sayfa Adil Öksüz'e ait uçuş bilgileri var. Şimdi itiraz sadece 18 ve 31 Temmuz'da yapılan yolculuklardaki Adil Öksüz'ün başka Adil Öksüz olduğudur. Eğer ortada bir hata varsa bunun sorumlusu Bülent Tezcan değil. Haksızlık yapılmasın.
Adil Öksüz'ün, Hava Kuvvetleri imamı olduğu darbe girişimi öncesinde hazırlanan iddianamelerde de, 2014 yılında alınan ifadelerde de geçiyor. Darbe girişimi sonrasında da serbest bırakılıyor. Elinizdeki Adil Öksüz'ü bırakıyorsunuz, sonra ara ki bulasın… “Uçtu mu, uçmadı mı, gitti mi, gitmedi mi? O Adil mi, başka Adil mi?” diye konuşur dururuz da vatandaşlık numarasıyla sorulan Adil Öksüz'ün uçuş bilgilerinin arasına başka Adil Öksüz'ün adının nasıl girmiş olabileceğini merak etmez misiniz?
Bugün Adil Öksüz için üç olasılık var: 1- Ya bu kişi hâlâ Türkiye'de, yurtdışına çıkamadı. 2- Ya da bir yolu bulunup yurtdışına kaçırıldı. 3- Son olasılık ise konuşmasından korkanlar, Adil Öksüz'ü öldürdü. Her şey “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım olayına o kadar benziyor ki…

ŞİMDİ KEMAL'E BAKALIM

Darbe girişimi gecesi Akıncı bölgesinde yakalanan isimlerden birisi de Kemal Batmaz. Bu kişi, el konulan Kaynak Holding'in ortaklarından, FETÖ'cü olduğu bilinen Mehmet Sungur'la GÜRMED Tıbbi Teknoloji A.Ş'de 2012-2015 yılları arasında ortak…
Mehmet Sungur'un GÜRMED Medikal Limited Şirketi'nin ortağı olduğu ve bu şirket hakkında da Ankara Cumhuriyet Savcılığı Anayasal Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan 2014/ 37666 numaralı dosyayla soruşturma yapılıyor. Kemal Batmaz, bütün bu FETÖ izine rağmen darbe gününe kadar defalarca yurtdışına gidip dönüyor ama kimse Kemal Batmaz'ı takip etmiyor.
15 Temmuz darbe girişiminden önce talimat almak üzere ABD'ye gittiği belirtilen tarih ise 11 Temmuz 2016. Batmaz, 13 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye'ye dönüyor. Adil Öksüz ve Kemal Batmaz'ın aynı tarihlerde ABD'ye gittikleri, aynı tarihlerde döndükleri anlaşılıyor. Bu konuda da, CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan'ın söyleyecekleri var:
“Eğer Adil Öksüz ve Kemal Batmaz, 2014 yılından itibaren bıraktıkları bu FETÖ'cü izler nedeniyle takip altına alınmış olsalardı, darbe girişiminin şifreleri önceden çözülecek ve 250 şehidimiz, 2 bin 193 gazimiz olmadan darbe girişimi önlenmiş olacaktı.”

İDDİANAMEDEN ÇIKARILAN BÖLÜM

Hukukçu, FETÖ davalarının müdahili Bülent Tezcan, yine elindeki belgelere göre önemli bir konuyu gündeme getiriyor, “İddianamelere müdahale ediliyor. İddianamelerde yer alan ‘siyasi baskılar'la ilgili bölümler hükümeti rahatsız etti. Bu yüzden, iddianameler alınıp Adalet Bakanlığı tarafından incelenip bazı yerlerin çıkarıldığı, revize edildiği söyleniyordu. Bu hukuka aykırı uygulamadır. Akıncı Üssü iddianamesinde, önceki iddianamelerde yer alan hükümetle ilgili iki paragrafın çıkarılmış olması da hükümet müdahalesinin kanıtıdır” diyor.
İddianamelerin “siyasi baskı” bölümünün çıkarılan iki maddesi şöyle:
1- “Bu konuda dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli husus da; örgütün taşeronluğunu yaptığı politikaları devlete hakim kılmak istemesidir. Başta uyuşturucu, terör ve Kürt sorunu olmak üzere; iç güvenlik, dış politika, uluslar arası güvenlik, bölgesel ve küresel ilişkiler, uluslar arası kuruluşlar, ekonomi, eğitim ve vb. konularda kendi alternatif politikalarını üretip, bunların devlet ya da hükümet politikası haline gelmesini sağlamaya çalışmaktadır.”
2- Bunların yanı sıra örgüt, mensuplarını milletvekili olarak Meclis'e sokmayı istemekte, ilgi gösterdiği kanun tasarıları hakkında hukuk büroları aracılığıyla çalışmalar yapıp, medya organlarının da katılımıyla yasama sürecine müdahil olmaya çalışmaktadır.”
Siyasi baskılarla ilgili iddianameden bazı bölümlerin çıkarılması da, bazı olayların üstünün örtülmesi, unutturulmasına yöneliktir. Ama bunlar unutulacak gibi değil.

Saygı Öztürk
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp