Reklamsız Sözcü

“Gezmek için Param yok”

00:4129 Ağustos 2016
“Gezmek için Param yok”

Ne zaman desek ki “Arkadaşım gezsenize; memleketimizi, dünyayı görsenize”, hep aynı tepkiyi alıyoruz: “Gezmek için para lazım, param yok ki gezeyim?”

Tabii ki memleket ekonomik refah içinde değil. Ülkemizde hayat zor, ona kimsenin itirazı yok. Tuzu kuru Avrupalı gibi 2-3 senelik maceranın sonunda yurda dönüp de iyi bir iş bulacağımıza ya da en kötü ihtimalle işsizlik maaşıyla geçinip gideceğimize güvenemiyoruz. Ama gerçekten de problem bu mu? Yani dürüst olalım, siz dünyayı gezmek istediniz ve bu planı gerçekleştirmek için elinizden geleni yaptınız ve sizi durduran tek şey para mıydı? Yoksa siz olan paranızı başka şeylere kullanmayı tercih etmiş olabilir misiniz acaba?

Gezmek için para lazım, doğru. Ama bir önceki eski göründüğü için yenilemek için kredi çektiğiniz arabanız için de para lazımdı. O parayı buldunuz. Onun parasıyla bütün Latin Amerika'yı gezerdiniz. Üstelik MTV de ödemezdiniz.

Gezmek için para lazım, doğru. Ama tek taş pırlanta yüzüğünüz için de para lazımdı. O parayı buldunuz. Onun parasıyla bütün Avrupa'yı gezerdiniz. Parmağınız değil ama anılarınız pırıl pırıl parlardı.

Gezmek için para lazım, doğru. Ama 5 programlı bulaşık makinesi, antibakteriyel buzdolabı, berjer koltuk, rengarenk İtalyan marka deri çantalar, son model akıllı telefon için hep çok para lazım ve siz bu paraları ödemenin bir yolunu buluyorsunuz.

Memlekette herkes parasızlıktan şikayet ediyor ama yollarda milyonlarca otomobil geziniyor, on binlercesinin içinde tek bir kişi var ve binlercesi de o zengin Avrupa'da göremediğimiz kadar lüks markalardan. Hadi sokaktaki garibanın parası yok, Nişantaşı'nda aynı ayakkabının farklı rengini bulduğunda yüzlerce lira ödemeye hazır şekilde gezinen vatandaşın da mı parası yok? O da dünyayı gezmiyor ki…

Gezmek için para lazım, doğru. Ama sen gezmeyi gerçekten istiyorsan önünde seçenekler sandığından çok daha fazla. Work & Travel kavramı var mesela. Gidiyorsun, senin gibi gezginlerin çalıştığı bir kampta ya da sana ayarladıkları yarı zamanlı işte çalışıp bir taraftan da geziyorsun. Couchsurfing var mesela. Sen başkalarını evinde misafir ediyorsun (zorla ağzına dolma tıkmaya gerek yok), o ağdaki başkaları da seni evlerinde misafir ediyor. Gezdiğin ülkelerde gezerken bir taraftan çalışmak için karşına sayısız fırsat çıkıyor. Otostop çekenlerden hostellerde konaklayanlara, ucuz uçak biletlerini dikkatlice takip edip 3 yerine 5 ülke görmenin yolunu bulanlara kadar kafasını çalıştırıp da dünyayı gezen yüzlerce binlerce insan var ortalıkta.

Ayrıca gezerken mevcut hayatında alışık olduğun bazı lüksleri ya da tatile çıkarken yaptığın basmakalıp hareketleri de terk edebilirsin. Akşamları bulunduğun şehrin gece kulübüne gidip de üstünde pırıl pırıl kıyafetler, elinde mojito gecelere akmak zorunda değilsin. Her gittiğin yerin pahalı balık restoranlarından Instagram'a fotoğraf yollamak gibi bir zorunluluğun yok. Kalacağın otelde sabah somon füme ikram etmeseler de olur.

Gezmek için para lazım, doğru. Ama hayatta her şeyi yapmak için para lazım. Önemli olan parayı nasıl kullandığınız. Size kültürel ya da ruhani hiçbir katkısı olmayan bir İstanbul pop hayat stiline dünyanın parasını ödüyorsanız ne olur bana “gezmek için param yok” demeyin. Çünkü mevcut hayatınızda farkına varmadan yaşadığınız lüksler yüzünden ufkunuzun genişlemesine izin vermiyor, hayallerinizi erteliyor, belki de kaçırıyorsunuz.

Murat Özbilgi

Gezimanya.com

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet