Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Çocuklara özgüven aşılamanın 6 doğru yolu
Çocuklara özgüven aşılamanın 6 doğru yolu
Her işin en doğrusunu yapabildiğini savunmak ya da her işte kendini yetersiz hissetmek... Bu iki zıt davranış, aslında aynı soruna işaret ediyor; özgüvende aşırılık madalyonunun iki yüzüne... Bebeklikten itibaren temelleri atılan özgüvenin hem çok yüksek hem de çok düşük olması, yetişkinlikte birçok sorunun ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu durumda, çocuklarımızda özgüvenin doğru temelde oluşmasını sağlamak için hangi adımları atmalıyız? Peki bir yetişkin olarak kendimizde özgüven sorunu olduğunu hissediyorsak?
Eser AKGÜL
Yaşam 24 Kasım 2017 - 16:19

Sağlıklı bir yaşamın her adımında ‘denge’ vurgusu yapılır. Uzmanlar bu vurgunun özgüven konusunda da geçerli olduğunu söylüyor. Bu durumda ebeveynlerin çocuklarının davranışlarına ve gayretlerine karşı verdiği her tepki, özgüven konusunda birçok etki yaratıyor; farkında olmadan verilen her mesaj, bir yanı kibir diğer yanı yetersizlik duygusu olan özgüven madalyonunun iki yüzünden birini tetikleyebiliyor. Bu işin en doğrusu ne? İşte Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep Kızıltepe’den sozcu.com.tr okurlarına özel, dengeli özgüven sahibi çocuklar yetiştirmenin 6 kuralı…

Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği'nce (BÜMED) kurulan ve üniversite öncesi eğitim veren BÜMED MEÇ Okulları, eğitim biliminden uzmanları Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen ‘Özgüven Dengesi Konferansı’nda bir araya getirdi. Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüs’ünde gerçekleştirilen etkinlikte, Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi ve BÜMED MEÇ Okulları Danışmanlarından Prof. Dr. Zeynep Kızıltepe,  Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Fatoş Erkman, Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ozana Ural ve Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi PDR Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bilge Uzun özgüven konusunu farklı açılardan ele aldı.

Prof. Dr. Zeynep Kiziltepe: Özgüvenin temeli bebeklikte atılıyor.

Prof. Dr. Zeynep Kiziltepe: Özgüvenin temeli bebeklikte atılıyor.

Etkinlik kapsamında sorularımızı yanıtlayan Prof. Dr. Zeynep Kızıltepe, özgüvenin temelinin hayata geldiğimiz ilk aylardan itibaren atılmaya başlandığının altını çizdi. Kızıltepe, özgüven konusunda doğru bir yönlendirme yapmanın önemli noktalarını anlattı ve ebeveynlere rehber olabilecek bilgiler verdi.

“SES TONU VE YÜZ ŞEKLİ BİLE ÖZGÜVENİ ETKİLİYOR”

Özgüveni nasıl tanımlıyoruz?
Özgüven; kendimiz ve ideal benliğimiz arasındaki mesafeyi nasıl algıladığımız ve bunun hakkında ne hissettiğimiz ile ilgili bir yapıdır. Duygusal, bilişsel ve davranışsal bileşenleri vardır. İdeal benle aramızdaki mesafe çok fazla olabilir fakat biz bunu mesele etmeyebiliriz ya da kısa olabilir biz bundan son derece mutsuz olabiliriz. Özgüven, başka bir deyişle kendimiz olmaktan memnun olmaktır ve bunun sonucu olarak kendimiz ve çevremizle barışık olmaktır.

Özgüvenin temeli hangi yaşta atılıyor?
Özgüvenin temeli ilk aylardan itibaren atılır. Anne-babanın ve yakınlarının bebeği gördüklerindeki yüz şekilleri, ses tonları bile bebeğin özgüvenini etkiler. Acıktığı zaman yedirilmesi, altını kirlettiği zaman temizlenmesi, iyi bakılması ve ona iyi davranılması hep özgüvenine katkıda bulunur.

"Özgvüvenin temeli, bebeklikte atılıyor. "

“Özgvüvenin temeli, ilk aylardan itibaren atılır “

Aşırı özgüven nasıl ortaya çıkar? Bu şekilde yetişmiş bir çocuk hangi sıkıntılarla karşı karşıya kalır?
Aşırı özgüven, ebeveynler, öğretmenler ve kişinin hayatındaki diğer önemli yetişkinlerle yaşanan etkileşimlerinde yatar. Çocuğun her yaptığının abartılı şekilde övülmesi, kendisine sürekli mucizevi şeyler yapıyormuş gibi davranılması çocuğun aşırı ve hatta yersiz bir özgüven sahibi olmasına yol açabilir.

Kendine güven fazlalığı da, doğal olarak, olumsuzluklar içerir. Sürekli ‘Doğru yapıyor olma' inancı ‘ben bilirimciliğe’ ve ‘kibre’ yol açabilir. Bu yüzden, bir çocuğa özgüven aşılamaya çalışırken aynı zamanda onda narsistik eğilimleri de teşvik ediyor olabiliriz. Her şeyi bildiğine inanan bir kişi ile geçinebilmek zor olur. Bu kişiler kendilerinin daima haklı olduğuna, yanlışları olamayacağına inanırlar. Başkalarının da bunu kabul etmesini ve sürekli övgü beklerler. En önemlisi ise, aşırı kendine güven, çaba harcamayı azaltır. Halbuki çocuklarımızda övülmesi gereken çabadır; gayrettir.

YA HEP YA HİÇ

Aşırı güvenli kişiler, aynı zamanda kendilerini  zorlayan durumlarda “Ya hep ya hiç” düşüncesi ile bir bahane bularak görevden veya durumdan kaçma eğilimi gösterirler. Gerçeklik kontrolleri zayıf olduğu için, yeteneklerinin çok üstünde hedefler koyabilirler; yersiz risk alabilirler.

Aşırı özgüvenli kişiler olası bir başarısızlığı dış nedenlere bağlama eğilimindedir. Kendini başkaları ile kıyasladığında da eksik olduklarını fark ederlerse bunu kabullenmek yerine bahanelere başvururlar.

"Aşırı özgüvenli kişiler olası bir başarısızlığı dış nedenlere bağlama eğilimindedir"

“Aşırı özgüvenli kişiler olası bir başarısızlığı dış nedenlere bağlama eğilimindedir”

Özgüven eksikliği beraberinde farklı psikolojik/psikiyatrik sorunları yaratabilir mi? 
Özgüven eksikliği, sosyal hayatta ve her türlü iletişimde bireyin ciddi sorunlar yaşamasına neden olabilir. Öğrencilerin okul hayatlarında başarısızlıklarına, yetişkinlerin iş yaşamlarında mutsuzluklarına neden olabilir. İlişki kurmakta ve kursalar bile bu ilişkiyi yürütmede zorluk yaşayabilirler. Aşırı alıngan olabilirler; başkalarının her hareketinin altında gizli bir sebep arayabilirler.

Anne babalar özgüven konusunda doğru bir yönlendirme yapmak için hangi adımları izlemeli?  Bizim toplumumuzda bu konuda en sık yapılan hata nedir sizce?
Çeşitli ve farklı deneyimler yaşamak: Özgüven kazanmada en iyi yol, çeşitli ve farklı deneyimler yaşamaktır. Yalnız sanatı değil sporu da denemek; sporda yalnız futbolu değil, başka sporları da denemek gibi. Örneğin, sadece futbol oynayan ve bunu çok iyi beceremeyen bir çocuk, ‘ben spor yapamıyorum' diye yanlış bir sonuca varabilir. Halbuki belki masa tenisini de deneseydi, onda çok iyi olacaktı. Onun için çocuklarımıza kendilerini anlamaları için çok çeşitli dallarda fazlaca deneyim sahibi olmaları için fırsat tanımalıyız.

İyi örnekler olmak: Eğer çocuk ailesinin sıkı çalıştığına, başkalarına nazik olduğuna, kendi rolleri ile ilgili sorumluluklarını yerine getirdiğini gözlerse, kendi davranışları da benzer şekilde gelişecektir.

Gerçeğe dayanan beklentiler oluşturmak:
Çocuklar ailelerinin kendilerinden bir şeyler yapmasını istemelerinden hoşlanırlar. İstenen şeyi yaptıklarında ise kendilerini iyi, başarılı ve gururlu hissederler. Aileler, çocuklarının karakterlerine, becerilerine, eğilimlerine uygun, uygulanabilir standartlar belirlemeli ki çocuk bunlara zorlanmadan uyabilsin. Uygun  davranışta bulunmaları için onları teşvik etmeli; bu davranışı gösterdiğinde de onlara sevgi göstermelidirler.

Mantıklı kurallar koymak: En etkili yöntem kalıplaşmış/oturmuş/kazanılmış değerlerdir. Örneğin; “boyalarınla resim yaptıktan sonra kalemlerini kutunun içine geri koymalısın” gibi bir yönerge, çocuğun sorumluluk ve iç kontrolü öğrenmesine yardımcı olabilir. Bir başka deyişle, sıkı disiplin değil, açık ve sınırları kesin olan kurallar hayatın önemli bir parçasıdır ve çocukların bir şekilde bunlarla başa çıkmayı öğrenmeleri gerekmektedir.

İyi tavırlar sergilemek: İnsanlara özenli olmak…..alışverişte kasiyerlere, yemek yenilen bir ortamda garsonlara, servis elemanlarına, taksi şoförlerine uygun tavırlar göstermek.

Duygular ve iyi ve ahlaklı olma: Çocuklar, öncelikle kendilerinin ne hissettiklerini ve hele başka çocukların neler hissettiklerini pek anlayamazlar. Çocuklara ne hissettiklerini anlamalarına ailelerinin yardımcı olması gerekir.  Çocuklar kendi yaşantılarına eşlik eden duygularını anladığında, başkalarını da anlamaya başlarlar. Çocukların duyguları anlamayı başarabilmelerine yardımcı olmak amacıyla; mutlu, kızgın, üzgün, şaşkın vb. duyguları gösteren resimlerle çalışılabilir, ifadeleri yorumlamaları, nedenlerini tahmin etmeleri  istenebilir.

Ebeveynler en çok hangi hatayı yapıyor?

Ebeveynler en çok hangi hatayı yapıyor?

Ülkemizde en çok yapılan yanlış, çocuklarımızı koruma amaçlı onları fazla kontrol etme, her hareketlerini bilip kontrol altına almadır. Bu ne kadar koruma amaçlı olsa da çocukta ‘bana güvenmiyor' hissi yaratır. Bu da çocuğun kendisine olan güvenini de sarsar.

Yetişkinler kendilerindeki özgüven eksikliğini nasıl fark edebilir? Bunun bir telafisi var mı?
Eden de vardır etmeyen de. Eğer ediyorsa, önce kendini bir değerlendirmesi, kendini ve yeteneklerini tanıması, olumlu düşünmesi, ailesiyle ve diğer kişilerle sağlam ilişkiler kurarak kendini de sevmesi, belirli bir hedef koyup o yolda adım adım ilerlemesi, spor yapıp bakımlı olması, sosyal sorumluluk projelerine katılarak başka insanlara yardım etmek gibi girişimlerde bulunabilir.

Son güncelleme: 17:51 - 24.11.2017
Eser AKGÜL
Yaşam 24 Kasım 2017 - 16:19