Reklamsız Sözcü
SONER YALÇIN

Cumhuriyet’in güçlü sesi: BAĞCANLAR

10 Ocak 2016

Umutsuzluk bulaşıcıdır; cesareti aşındırır. Boyun eğmeyin; kaba güç sonsuz değildir. Nice zorbalığı yıkıp geçmedi mi bu ülke? Yürekten gelen sesi kim susturabilir? O ses; kimi zaman şiir, kimi zaman şarkı olur; ve yıkılamaz denilen duvarları tuzla-buz eder. Evet, şarkılar, karanlığın panzehiridir; yılgınlığa düştüğünüzde size güç verir… İşte her zorlu dönemde şarkı söyleyen bir Cumhuriyet ailesinin öyküsü…

1951 Ankara Garı. Soldan sağa: Naci Perkel, Hatice Madakbaş, Saime Perkel, Fevziye Bağcan, kucağında Serter, Selim Bağcan. Çocuklar Savaş, Selda, Sezer Bağcan.

Yıl, 1951…
Ankara Tren Garı…
Misafirlerini Van'a yolcu etmeye gelen kişi, Ankara'nın en kudretli isimlerinden; Naci Perkel!
Dönemin milli istihbarat teşkilatı Milli Emniyet Hizmetleri (MAH) Başkanı.
Misafirleri kimdi? Eşi Saime Perkel'in yeğeni ilkokul öğretmeni Fevziye Bağcan ve eşi veteriner Selim Bağcan.
Hatıra fotoğrafı çekiliyor; büyük ağabey Savaş ile onun küçüğü Sezer arasındaki güzel kız çocuk Selda. Annenin kucağında Serter Bağcan...
Fotoğraf karesinde gülümseyerek bakan genç kadın; Fevziye Bağcan'ın ağabeyi makine yüksek mühendisi Tevfik Madakbaş'ın eşi Hatice…
Madakbaşlar…
Kırım göçmeni. Fevziye Bağcan'ın babası Abdurrahman Madakbaş; İttihat Terrakki ve Kuvayi Milliye saflarında bulunmuş hukuk adamı. Savcı ve hakimlik yaptı. Son görev yeri Manisa Turgutlu'ya yerleşti; noterlik ve belediye başkanlığı görevinde bulundu. 1946'da Demokrat Parti'den milletvekili adayı oldu.
Abdurrahman Madakbaş'ın eşi Lütfiye'nin ağabeyi İsmail Mahir; İttihatçı milletvekili; Darüleytam öksüzler mektebi kurucusu (Köy Enstitüleri'nin fikir babası) devrin tanınmış isimlerindendi. (Oğlu büyükelçi Beşir Gündüz Balcıoğlu Madrid'de terör örgütü ASALA tarafından öldürüldü.)
Feyziye Bağcan'ın ablası Aliye Seren, dayısı İsmail Mahir ile ilgili yaptığı çalışma uzun yıllardır yayınlanmayı bekliyor. Eklemeliyim: İ.Ü Fen Fakültesi mezunu Aliye Seren, 1952-1986 yılları arasında lise 1. ve 2. sınıflarda okutulan biyoloji kitabının yazarı bir öğretmendi. Eşi Dr. Suat Seren, Isparta Senatörü idi; 1961-62'de Sağlık Bakanlığı yaptı. (Suat Bey'in dedesi II. Meşrutiyet'ten sonra Isparta'dan milletvekili seçilen Böcüzade Süleyman Sami idi.)
Evet… Bağcanların anne tarafı Madakbaşlar arasında çok sayıda politikacı ve bürokrat var.
Peki baba tarafı?..

Şehidi çok aile

Selim Bağcan'ın ailesi Manastır göçmeni.
Balkan Savaşı her mülteci ailesi gibi onlara da büyük acılar yaşattı. Kimi orada kaldı; kimi ABD'ye gitti; kimi göç yolundaki çatışmalarda can verdi…
Türkiye'ye gelenler Turgutlu'nun yoksul Kır Mahallesi'ne yerleşti.
Mehmet-Havva oğlu Selim Bağcan iki yaşındaydı.
Birinci Dünya Savaşı patladı. Manastırlı göçmenler cepheye çağrıldı.
Çanakkale Savaşı'nın yirminci gününde minik Selim'in babası Mehmet şehit düştü.
Sonra amcası Abidin'in şehit haberi geldi yine Çanakkale'den…
Mondros Mütarekesi imza edildi; ordular dağıtıldı. Ailenin üçüncü oğlu Jandarma Yüzbaşı Tayyar Turgutlu'ya dönerken, asker kaçakları tarafından Adapazarı'nda şehit edildi.
Selim Bağcan, amcası Yüzbaşı Tayyar'ın keman çalmasını unutamadı. Amcasından yadigar kemanı çalmayı kendi kendine öğrendi…
Çırak verildiği tenekeci ustasının “Selim'i okutun” demesiyle ailenin okuyan tek çocuğu oldu. İlkokulu Turgutlu'da, ortaokulu Manisa'da ve liseyi İzmir'de okudu.
Doktor olmak istiyordu. Fakat okula kayıt için de 50 lira isteniyordu. Belediye Başkanı Abdurrahman Madakbaş'ın kapısını çaldı. Tek kuruş vermediler.
Çok kızdı; ve bunu hiç unutmadı.
Veteriner Fakültesi'ne yazıldı.
Hem çalıştı, hem okudu. Müziğe çok ilgisi vardı. İzmir Erkek Lisesi'nde okurken “Okul Marşı”nı besteleyecek kadar yetenekliydi.
Üniversite bitti ve Belediye Başkanı Madakbaş'ın yine kapısını çaldı! Yanında ablası Sabriye ve eniştesi Mehmet vardı. Başkandan kızı Fevziye'yi istediler.
Varlıklı ailenin tenis oynayan kızıyla, yoksul ailenin oğlu evlenebilir miydi?
Aşk, Madakbaş'a bu kez boyu eğdirdi…

Selda Bağcan

Ver elini Van

Veteriner Selim Bağcan ile öğretmen Fevziye Bağcan'ın ilk görev yeri Afyon Bolvadin oldu.
Yıl, 1941.
İlk çocukları Savaş doğdu.
Dört yıl sonra Sezer dünyaya geldi.
Aile kısa bir süre İslahiye'de görev yaptı. Sonra tayinleri Muğla'ya çıktı.
Selda 1948'de ve Serter 1950'de Menteşe Mahallesi'nde doğdu.
Sürekli müzik seslerinin geldiği eski Rum eviydi burası.
Baba Selim Bağcan, keman, mandolin, saksafon, flüt çalıyordu. Sesi de güzeldi…
Mutluydular. Tayinleri Van'a çıktı. “Torpil yaptıralım” diye bir an düşünmediler; Cumhuriyet kuşağıydı onlar! Ancak…
Van'da acı bekliyordu aileyi…

YETiM ÇOCUĞU EFSANE OLDU

Tarih: 2 Nisan 1952. Yer: Van. Veteriner Selim Bağcan en üstte ayakta sağdaki.

Yıl, 1957…
Bağcan ailesi altı yıldır Van'da…
Yine bir fotoğraf karesi…
Selim Bağcan sadece veterinerlik yapmadı; Van'da müzik grupları kurdu.
Sadece kendi çocuklarına değil, birçok Vanlı çocuğa müzik aleti çalmayı öğretti.
Selda aynı zamanda ilkokulun trampet takımındaydı.
Bağcan Ailesi'nin hayatı o yıl 20 Kasım'da karardı…
Selim Bağcan gittiği köyde tifoya yakalandı. Kurtarılamadı. Van'da defnedildi.
Fevziye Bağcan, çocuklarını alıp Ankara'ya döndü. Ablası Aliye Seren'i Gaziosmanpaşa'daki evinin alt katına yerleştiler.
Fevziye Hanım 2.5 yıl çalışamadı.
Çocuklar babasız müzik çalmak istemiyordu. Teyzeleri karşı çıktı; oğlu Anıl'ın gitarını verdi. Yeni müzik aleti çocukların ilgisini çekti.
Küçük Selda'nın tek isteği ise teyzesinin salonundaki piyanoyu çalmaktı; ancak “akordunu bozar” diye izin verilmiyordu.
Yetim psikolojisini zamanla yendiler.
Savaş Bağcan, Ziraat Fakültesi'ne gittiği yıl Louis Armstrong'u dinleyip trompet sesine vuruldu. Bir arkadaşı ABD'den getirdiği trompeti satıyordu ama 1.500 lira istiyordu. Ne yapacaktı? Fevziye Hanım bileziklerini Emniyet Sandığı'na yatırdı ve trompet alındı!
Savaş Bağcan, profesyonel müzik yapan ilk Bağcan oldu! Besteler yaptı, şarkılar söyledi.
İktisat Fakültesi öğrencisi Sezer Bağcan kendini gitar öğrenmeye adarken; evin tek kızı Selda ne yapıyordu?

Selda Bağcan trampet takımında sol başta.

Babasından mandolin çalmayı öğrenmişti; ağabeyi Sezer'den gitar dersi aldı.
Gitar çalıp İspanyolca şarkılar söylemeye başladı.
Selda'yı ilk keşfeden Erkan Özerman oldu. Plak yaptırmak için hemen İstanbul'a Saner Plak'a götürdü.
Beğenilmedi!
Selda, Bebek'teki bir evde Ankara uçağının saatini beklerken genç bir kadının “önünüzde uzun yılar var üzülmeyin” tesellisiyle moral buldu. Bu kadın Nazlı Ilıcak idi!
Selda'nın Ankara'da elinden tutan sanatçı Alpay oldu. Selda'yı Fecri Ebcioğlu ile tanıştırdı. Fakat…
Selda lise ikinci sınıfta kalınca annesi müziği yasakladı!
A.Ü. Fen Fakültesi'ni kazanacağı yılları bekleyecekti…
Bir kadın hayatını değiştirdi…
Saniye Can Ankara Radyosu sanatçısıydı. “Annem Entari Almış” türküsüyle çıkış yapmıştı. Ankara'daki evi sanatçıların buluşma merkeziydi. Selda gitarla türkü söylemeyi bu evde öğrendi.
Sonra… Türkan Poyraz ve kızı Olcay Poyraz'ın katkısı geldi. Türkan Hanım Ankara Radyosu'nda spikerdi. Reklam stüdyosu vardı.
Önce Selda'nın diksiyonunu düzeltti sonra stüdyoya soktu…
Yıl, 1971…
İlk 45'lik plak çıktı:
Katip Arzuhalim Yaz Yare Böyle/Mapushane Mermerden Direk…
Ardından ikinci 45'lik plak:
Tatlı Dillim/Mapushanelere Güneş Doğmuyor…
Her çıkardığı plak kapışılıyordu. Bir yılda beş 45'lik plak çıkardı.
Selda Bağcan ülkeye bir güneş gibi doğmuştu…
Bugün…
Times gazetesi ve Rolling Stones dergisi gibi yayın organlarına göre, dünyanın efsane kadın seslerinden bir sanatçı o…
Elijah Wood, Antony Hegarty, Florence Welch gibi birçok dünya starının hayran olduğu; ve şarkılarını dünya yıldızlarının söylediği bir sanatçı o…
Kendi ülkesinde üç kez hapse atılan, pasaport verilmeyen, şarkı söylemesi yasaklanan, kasetleri toplatılan bir sanatçı o…
İnsanlığa katkı yapmış her büyük devrimci gibi susturulamayan bir sanatçı o…
O; adını sonsuzluğa yazdıran Anadolu ozanı Selda Bağcan…

YENi KUŞAK BAĞCANLAR

İstanbul'daki konser; soldan sağa; Sonat, Seda, Serenad.

Tarih: 12 Aralık 2015.
Caddebostan Kültür Merkezi sahnesinde üç güçlü ses vardı.
Sonat, Serenad ve Seda Bağcan kardeşler…
Süheyla-Savaş Bağcan Çifti'nin kızları…
Sadece baba tarafı değil; teyzeler Gül Giray-Birsen Giray ve anneanne Sümbül Hanım'ın uduyla, sesiyle büyüyen kızlar.
1970'li yıllar…
Selda Bağcan çocukluğunda dokunamadığı piyanoyu hiç unutmadı; yeğenlerine piyano hediye etmesinin sebebiydi bu…
Sahneye ilk adımı Sonat attı. Ankara'daki çocuk korolarında soprano olarak bulundu. Ankara Devlet Opera ve Balesi'nin sahneye koyduğu operetlerde ve operalarda rol aldı. Babasının eserleriyle; Eurovision, Kuşadası Festivali ve Altın Anten gibi çeşitli müzik yarışmalarına katıldı. 1996'da “Üzümler Sarardı” adlı albümü çıkardı. Ardından “Sevgiyle Yürü Yolunu” adlı ninni albümünü yaptı.
Diş doktoru Sonat'ın çocukları Meriç piyano; Tuna ise piyano ve davul çalıyor.
Ortanca kız Serenad Bağcan…
Amcası Serter Bağcan gibi A.Ü. Eczacılık Fakültesi mezunu. Aklında müzik yapmak hiç yoktu. Ablası gibi şarkı söyleyemeyeceğini düşünüyordu. Kendini spora verdi; masa tenisinde Türkiye şampiyonu oldu!
Fakat… İçindeki müziği durduramadı; Anadolu Selen Oda Korosu'ndan Devlet Çoksesli Korosu'na uzanan sanat yaşamı oldu. Bir gün…
“Nazım Hikmet Oratoryosu”nun solistinin gelmemesi üzerine Devlet Çoksesli Korosu şefinin Fazıl Say'a, “bizim de böyle bir sesimiz var, o çıksın söylesin” demesiyle yıldızı parladı.
Fazıl Say'ın “İlk Şarkılar” ve “Yeni Şarkılar” albümünün solistliğini yaptı.
Serenad, bu yıl yeni albümünü çıkarmaya hazırlanıyor. Bu arada…
H.Ü.Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisi kızı Beybin'in, sesinin çok güzel ancak “annem kadar güzel söyleyemem” diye şarkı söylemiyor; şimdilik!..
Gelelim evin küçüğü Seda Bağcan'a…
ODTÜ mezunu; Elektrik Elektronik Mühendisi. 15 yıl tıp sektöründe hizmet verdi; Türkiye'de ve Almanya'da tıbbi teşhis ürünleri üreten şirketler kurdu…
O da müziksiz yapamayacağını anlayınca çok başarılı olduğu iş dünyasını bıraktı.
Türkiye'de mantra müziği yapan ilk ve tek kişi oldu.
Türkiye'de geniş kitlelerin pek bilmediği ama dünyada hayli dinleyicisi olan mantra müziği new age müziğin kurucusu olan ve 15 kez Grammy'ye aday olmuş; Golden Globe ve Grammy ödüllü Japon müzisyen Kitaro'nun şirketi Domo Records temsil ediyor. Domo Records, Seda Bağcan'ı “yaşam tarzı öncüsü” olarak tanıtıyor.
Seda, bugüne kadar 130 beste yaptı…
Beş albüm çıkardı: “Sunrise”, “Remember”, “Sufi Soul”, “I am that I am”, “Miracle”…
Seda, Türkiye'den çok dünyada tanınıyor; Fazıl Say'dan sonra dünyada en çok konser veren sanatçımız. Tina Turner ile bile konser yaptı!..
Ve lakin:
Bağcan Ailesi'nin Türkiye'nin kültürel hayatına katkısı bu sanatçılarla sınırlı değil…
İşte… Neyzen Rauf Yekday'ın torunu Yıldız ile Serter Bağcan Çifti'nin çocukları…
Selim; basgitar çalıyor, şarkı söylüyor.
Selin; şarkı söylüyor.
(Eklemeliyim; Serter Bağcan, 1975'te Eurovision şarkı yarışmasında “Mümkün Değil” şarkısıyla finale yükseldi. 12 Eylül darbesinden sonra yurt dışına gitmek zorunda kaldı.)
İşte… Van'da başlayan aşklarını evlilikle süsleyen Ayşe-Sezer Bağcan Çifti'nin çocukları…
Sarp; gitar çalıyor, beste yapıyor, albüm çıkarmaya hazırlanıyor.
Sanat; şarkı söylüyor, şarkılarını kaydettirdi ama henüz ortaya çıkarmadı.
Minikler; Baldanyaz ve Ege de büyüdüğünde yüreğinize sesleneceklerdir…
Bağcanlar ayrıca; müzik stüdyolarıyla-müzik şirketleriyle sektörün kalitesini de artırmaya çalışıyor…
Sanırım…
Cumhuriyet'in iki değerli evladı; Selim-Fevziye Bağcan çifti eserleriyle gurur duyuyordur.
Ne mutlu onlara; evlatları, torunları Cumhuriyet'i aydınlatıyor…
Ve…
Böylesine sanatçılara sahip olduğu için, ne mutlu Cumhuriyet'e…

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

Soner Yalçın
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more