Sözcü Plus Giriş

47 yıl sonra aynı evde… BBC belgeselindeki Alptekin Oktayer, Sözcü’ye konuştu

1971 tarihli BBC belgeselinde Türkiye'yi 'temsil eden' Alptekin Oktayer, Sözcü'nün sorularını yanıtladı. Şimdi lüks bir kafe olan o zamanki evinin 'banyosunda' sorularımızı yanıtlayan Oktayer, hem aradan geçen süre zarfında iki ülkenin ilişkilerini değerlendirdi hem de o zamanki ile bugünkü Türkiye'nin kıyasını yaptı. Ortaya ise bir nostaljik hikayeden ziyade iki medeniyetin öyküsü çıktı. İşte hayatı boyunca 11 Başbakan gören ve Avrupa Birliği'ne girip-çıkan Nicholas ile 59 yıllık ömründe; 17 Başbakan, 3 darbe, bir darbe girişimi, sayısız ekonomik ve siyasi kriz gören ve hâlâ AB'ye giremeyen ve şu anda bir iş adamı olan Alptekin'in 'ortak' öyküsü...

Deniz AYAS
09:00 -

Kamera: Kubilay Altuğ

Avrupa Yayıncılar Birliği projesi kapsamında İngiliz merkezli yayın kuruluşu BBC ile TRT, 1971 yılında ortak bir belgesel çalışmasına imza attı. 1971 yılında çekilen belgeselde; birisi İngiliz birisi Türk,  12 yaşındaki iki çocuğun gözünden İstanbul ve Bristol kentleri anlatıldı.  Bristollü Nicholas Turpin, 10 gün boyunca İstanbul’da, İstanbullu Alptekin Oktayer ise 10 gün boyunca Bristol’de yaşayarak gözlemlerini anlattılar.

Yayımlandığı zaman büyük ses getiren program, aradan geçen 47 yılın ardından BBC arşivlerinden günyüzüne çıktı. BBC News Türkçe’nin Youtube hesabından paylaşılan program, sosyal medyanın da gündemine oturdu.

26kasimalptekingraf1970 ZEKA ŞAMPİYONU

O zaman 12 yaşında olan Alptekin Oktayer’e ise Sözcü ulaştı. Belgeselin yeniden yayımlanmasının kendisi için de bir sürpriz olduğunu belirten Oktayer, Sözcü ekibini şimdi lüks bir kafe olan, Teşvikiye’deki eski evinde ağırladı.

BBC’nin 10 gün boyunca çekim yaptığı evin, oradan taşınmalarının ardından bir kafeye dönüştürüldüğü belirten Oktayer, ‘Neden TRT sizi geçti?’ sorusunun yanıtını ise ‘utangaç’ bir şekilde şöyle verdi. “O dönemde BBC değişik ülkelerde, böyle bir program düzenlemiş. Bunu bir tek Türkiye ile değil; İngiltere, Fransa, ABD, Portekiz, Tunus gibi ülkelerle de yapıyorlar. Türkiye’de beni TRT seçti. Ben 1971 yılında Türkiye Zeka Şampiyonu oldum. TRT de ‘Madem BBC için birini seçmemiz lazım o vakit bir zeka şampiyonunu yollayalım’ demişler. Programa öyle katıldım.

26kasimnicholasgrafNİCHOLAS ‘DEVELERİ’ SORMUŞ

Nicholas’ın Türkiye’ye karşı önyargısının İstanbul’da geçirdikleri süre boyunca değiştiğini belirten Alptekin Oktayer, İngiliz akranının İstanbul’a geliş öyküsünü ise şöyle anlattı; “Havalimanında onu karşıladık. O zamanki Topkapı’ya kadar hiçbir bina yoktu. Nicholas sağa-sola bakınıp ‘Develer nerede’ filan diye sordu. Tabi Topkapı’dan girdikten sonra yavaş yavaş İstanbul’un o kalabalık hayatının içine girdi ve büyülendi.”

İSTANBUL’DA KUŞ SÜTÜ EKSİK MASAYLA, BRİSTOL’DE İSE SANDİVİÇLE KARŞILAMA

Nicholas’ı Teşvikiye’deki evlerinin önünde maaile kapıda karşıladıklarını ve ilgilendiklerini belirten Alptekin Oktayer, “Biz Bristol’e gittiğimizde ise sandiviçle karşılandık. Buna çok şaşırmıştım. Bana biraz garip gelmişti. Bizi çok daha önce bekliyorlarmış. Biz geç gittik biraz da belki ondan kaynaklanmıştı.” dedi. 1971’in İngilteresi için “O ünlü 68 kuşağını orada görebiliyordunuz. Uzun saçlı gençleri… Çift katlı otobüsler falan. Beni çok etkilemişti.”  diyen Oktayer kendisini en çok etkileyen şeyin ise Nicholas’ın o zamanki eğitim şartları olduğunu söyledi.

Alptekin Oktayer, Sözcü'nün sorularını yanıtladı.

Alptekin Oktayer, Sözcü’nün sorularını yanıtladı.

TÜRKİYE’DE ÖZEL OKUL, İNGİLTERE’DEKİ DEVLET OKULUNUN GERİSİNDE!

O zaman Şişli’de özel bir okulda eğitim gördüğünü hatırlatan ve Nicholas’ın bir devlet okulunda okuduğunu belirten Alptekin Oktayer o dönemki İngiliz eğitim politikasını şu sözlerle anlattı; “Valla ben de çok şaşırdım. Çünkü o bir devlet okuluna gidiyordu ben özel bir okula gidiyordum. Okulumuzda imkanlarımız gayet iyiydi. Kapalı spor salonumuz vardı, basketbol salonumuz vardı, bahçemizde potalarımız vardı. Spor yapma imkanımız vardı. Türkiye’de birçok devlet okulunda bunlar yoktu. Ancak ben şunu gördüm; onlarda resim atölyesine gittiğimizde ‘büyük düşünmeyi’ gördüm. Mesela resim dersi. Biz, sınıfımızda; lacivert ceket, gri pantolon ufak bir masada ufak tefek elişi ile uğraşıyorduk. Onlarda ise herkes ayakta, büyük bir masa, arkada güzel bir müzik çalıyor… Büyük resimler, değişik boyalar, herkesin üzerinde önlük var. ‘Üstüm kirlenecek’ derdi yok. İnsanlar, öğretmenler çok rahat. Onlarda resim dersinin süresi yaklaşık iki saatti. Orası bir sanat okulu da değil. Tamamen normal bir ortaokul. Çocuklar için dev bir atölyenin olduğu bir okul.”

“BİZDE ÇİM SAHA YOKKEN ONLARIN OKULDA VARDI”

Türkiye’de o zaman üç büyük kulübün bile çim sahasının olmadığını hatırlatan Alptekin Oktayer “Nicholas’ın okulunda ‘spor dersine gidiyoruz’ dediler. Bir baktık kendimizi bir yeşil sahada bulduk. Kendimi bir anda büyük bir futbolcu gibi hissettim. Çünkü o dönem Türkiye’de çimi olan bir saha bile yoktu. Çok şaşırmıştım” diye konuştu.

NICHOLAS’I KISKANDINIZ MI?

Alptekin Oktayer “Hiç Nicholas’ı kıskandınız mı? Onun yerinde olmak istediniz mi?” şeklindeki sorumuza ise şöyle yanıt verdi; “Türk olmaktan çok mutluyum. İngiltere’de 3 yıl, ABD’de 10 yıl kalmış birisi olarak söylüyorum. Bugün filmde gördüğünüz ortaokuldaki arkadaşlarla hâlâ buluşuyoruz, görüşüyoruz. Hem de çok sık görüşüyoruz. Bu dostluklar yurt dışında kazanılmıyor. Ben çok memnunum Türk olmaktan Türkiye’de yaşamaktan çok memnunum. İyi ki de geri dönmüşüm diyorum.”

12 YAŞINDAKİ ALPTEKİN’LERE NASİHATLER…

Alptekin Oktayer, “Küçük yaşta İngiltere’yi görme fırsatınız oldu. Büyüyünce de yıllarca yurt dışında kaldınız. Bugün 12 yaşında olan çocuklara önerileriniz var mı?” sorumuz için ise şu yorumu yaptı;

“Önce ben şunu söyleyeyim. Önce dünya vatandaşı olmak lazım. Çünkü artık global bir dünyada yaşıyoruz aslında sınırlar da pek yok. Onun için dünya vatandaşı olmak içinde benim bugün orta bir sınıfındaki çocuklara tavsiyem; birkaç lisan öğrensinler. Artık bugün bir lisan yetmiyor. 2,3 lisan gerekiyor. Kendi kariyerime bakıyorum hayatım hep okumakla geçti. İki tane üniversite okudum. 3,4 değişik kariyer yaptım. Şirketlerde genel müdür oldum. Şimdi kendi kurumumu işletiyorum ve hâlâ çalışmaya devam ediyorum. Bunun sonu yok aslında. Devamlı öğrenmeye açık olmamız lazım. Avrupa Birliği falan değil. Bunlar çok kısa hedefler. Daha büyük düşünmeyi öğrenmemiz lazım. Gençler kısa yoldan zengin olmanın yollarını aramak yerine kendilerini eğitime versinler. Para zaten gelir…”

Son güncelleme: android-time 09:29 27.11.2018
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more