Cuma namazı saati geldi. Tüm dünyada olduğu gibi yurdumuzda da binlerce vatandaşımız Cuma namazını kılmak için camilere akın etmeye başladı. Peki mübarek Cuma namazı nasıl kılınır, kaç rekattır? Cuma namazı farz mıdır? İşte Cuma namazı ile ilgili tüm bilgiler ve Abdest nasıl alınır sorusunun cevabı ve Diyanet İşleri tarafından yayınlanan 1 Haziran Cuma Hutbesi

CUMA NAMAZI NASIL KILINIR?

Cuma namazı, Cuma günü camide öğle namazı vaktinde cemaatle kılınır. Önce ilk sünnet tıpkı öğle namazının ilk sünneti gibi kılınır. Sünnetin ardından imam-hatip minbere çıkarak oturur. Müezzin, iç ezanı okur. Ezandan sonra imam-hatip kalkarak iki kısımdan oluşan hutbeyi okur. Hutbede cemaati dinî konularda bilgilendirici ve yönlendirici konuşma yapar. Hutbe okunduktan sonra imam-hatip minberden inerek cemaatin önüne geçer ve cemaate iki rekât Cuma namazı kıldırır.

İmam-hatip, Cuma namazının farzına ve cemaate imam olmaya, cemaat de Cuma namazına niyet eder. Tıpkı cemaatle kılınan sabah namazı gibi iki rekât Cumanın farzı kılınır.

Cuma namazında imam-hatip, Fatiha ve zamm-ı sûreyi sesli olarak okur.

Cuma namazının farzı kılındıktan sonra, cumanın son sünneti kılınır. Bu sünnet, öğlenin ilk sünneti gibi kılınır. Böylece Cuma namazı tamamlanmış olur.

cuma-namazi-nasil-kilinir


CUMA NAMAZI KAÇ REKATTIR?


Cuma namazı dört rekât ilk sünnet, iki rekât farz ve dört rekât son sünnet olmak üzere on rekâttır.

ABDEST NEDİR?

Abdest, belli uzuvlarını usulüne uygun olarak yıkamak ve mesh etmek suretiyle yapılan bir temizliktir. Abdest her şeyden önce her türlü pislik ve kirlilikten kurtulmak, yani maddî ve manevî bütün kirlerden arınmak için İslam'ın emrettiği önemli bir ibadettir.

ABDESTİN NAIL ALINIR?

Abdeste “Niyet ettim Allah rızası için abdest almaya” diyerek başlanır.

Sonra “Euzübillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim” diyerek Euzü-besmele çekilir.

Üç kez eller bileklere kadar yıkanır, Ellerri yıkamak farzdır.(Bir elin parmakları diğer elin parmakları arasına geçirilerek hilallenir)

Sağ el ile ağıza üç kere su verilerek ağız yıkanır,

Sağ el ile buruna üç kere su verip, sol el ile sümkürülür,

Avuçlara su alıp, alından çene altına, şakaklara kadar üç kez yüz yıkanır, yüzü yıkamak farzdır.

Sol el ile sağ kol dirsek ile beraber üç kez yıkanır, Sağ el ile sol kol dirsek ile beraber üç kez yıkanır, Kolları yıkamak farzdır.

Her iki kol yıkandıktan sonra, eller tekrar yıkanır ve başın dörtte biri mesh edilir, başı messh etmek farzdır. (başın üst kısmına ıslak elle dokunulur)

Daha sonra sağ ve sol elin şehadet parmakları ile iki kulağın deliklerine su verirken baş parmaklar ile kulakların arkası mesh edilir,

Ellerin dış yüzü ile ense mesh edilir,

Sol elin küçük parmağı ile, sağ ayağın küçük parmağından başlayarak, ayak parmaklarının arasını hilallemek suretiyle, topuklarla birlikte, sağ ayak üç kez yıkanır,

Sol ayağı üç kez yıkarken, ayak parmaklarının arasını küçük parmağı ile bu sefer baş parmaktan başlayarak, küçük parmağa doğru, ayak parmaklarının arasını hilallemek suretiyle topuk ile birlikte yıkanır. Ayakları yıkamak farzdır.

Böylece abdest sona erer. Abdestten sonra abdest namazı kılınabilir.

cuma-mesajari6

1 HAZİRAN CUMA HUTBESİ

MEŞRU OLMAYAN KAZANÇ: FAİZ

Aziz Kardeşlerim!

Okuduğum ayet-i kerime de Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.”

Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurmaktadır: “Faiz yoluyla mal çoğaltan hiç kimse yoktur ki sonunda malı azalmasın.”

Kardeşlerim!

Kendisinden faydalandığımız her türlü nimetin asıl sahibi, yerlerin ve göklerin Mâliki olan Cenab-ı Hak’tır. Yüce Rabbimiz biz kullarına mülkünden ihsanda bulunmuş ve sayısız nimeti istifademize vermiştir. Ancak bu istifade sırasında dünyada huzurumuzu kaçıracak, ahirette de azaba sürükleyecek birtakım kazanç yollarını ve yanlış uygulamaları da haram kılmıştır. Bunlardan biri olan faiz, haksız yoldan, emek sarf etmeden, alın teri dökmeden kazanmaktır. Faiz, insanların mallarına kattıkları meşru olmayan fazlalıktır. Faiz, “Bizi aldatan, bizden değildir.” buyuran Allah Resulü (s.a.s)’in getirdiği adalet, şefkat, yardımlaşma, dayanışma gibi değerleri görmezden gelmektir. Faiz, alın terinin mukaddes olduğunu göz ardı etmektir. Faiz, dünyada da ahirette de hesabı çetin olan büyük bir günahtır.

Kardeşlerim!

Faiz haramdır; çünkü İslam’ın hukuk ve ahlâk sisteminin temelinde yer alan “Hak” kavramına aykırıdır. Faiz kul hakkını hiçe sayarak, insanları kolaylıkla aldatmanın yolunu açar. Kazanıyorum zannederken aslında kaybeden bireyi ve birbirine güvenini yitiren toplumu felakete sürükler. Faiz yalnızca malın değil, hayatın da bereketini kaçırır. Nice iflaslar, intiharlar, dağılan aileler, heba olan ömürler faizin birer neticesidir. Yüce Allah çalışıp çabalamadan haksız yoldan kazanç sağlayanların ibretlik âkıbetini bizlere şöyle haber vermektedir: “Faiz yiyenler, kabirlerinden şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu durum onların ‘Alışveriş de faiz gibidir’ demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır…”

Aziz Müminler!

Elbette alışveriş faizle aynı olamaz! Çünkü alışverişte gayret, zahmet, risk ve emek vardır. Helal yoldan nafaka temin etme ve hayatını idame ettirme çabası vardır. Faiz ise, insanları zahmetsiz yoldan para kazanmaya sevk eder, tembelleştirir, duyarsızlaştırır. Nitekim Rabbimiz bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Allah, faizden elde edilen malı mahveder. Sadakaları ise artırır, bereketlendirir. Allah hiçbir günahkâr nankörü sevmez.”

Faizi kaçınılması gereken helâk edici yedi husustan birisi olarak sayan Peygamberimiz (s.a.s) de en yakın akrabalarından başlamak üzere bütün toplumu faiz alıp vermekten men etmiş ve Veda Hutbesi’nde insanlığa şu mesajı vermiştir: “Cahiliyeye ait her şey ayaklarımın altındadır. İyi bilin ki cahiliye dönemi faizi kesinlikle kaldırılmıştır. İlk kaldırdığım faiz de amcam Abbas b. Abdülmuttalib’in faizidir.”

Kardeşlerim!

Zengin, faiz yoluyla haksız yere malını katlarken, zayıf ve muhtacın sırtındaki kambur her geçen gün artar. Mal, mülk ve itibar hırsıyla bencilleşenler, görünüşte insanlar nezdinde zenginleşmekte ise de aslında ahlâkî yönden fakirleşmekte ve Cenab-ı Hak katında değer kaybetmektedir. Küçük menfaatler uğruna dünya ve âhiret hayatı tehlikeye girmektedir.

Muhterem Müslümanlar!

Bu dünya fanidir ve bir imtihan yeridir. Ebedi olan ise ahiret yurdudur. İlâhî huzura çıktığımız zaman “Malımızı nereden kazanıp nerede harcadığımız” elbette sorulacaktır. Öyleyse geliniz, başta faiz olmak üzere her türlü haksız ve haram kazançtan sakınalım. Küçük büyük her türlü faiz içeren ticari uygulamalardan vazgeçelim. Faizin neslimizi, toplumuzu ve geleceğimizi mahvetmesine fırsat vermeyelim. Hayatın her alanında olduğu gibi ticarette de ahlâkımızı muhafaza edelim. Haram kazançtan kendimizi ve ailemizi koruyalım. Unutmayalım ki faiz kişiyi ancak Allah’ın gazabına, büyük bir hüsrana ve iki cihanda pişmanlığa götürür.

1. Âl-i İmrân, 3/130.
2. İbn Mâce, Ticâret, 58.
3. Müslim, Îmân, 164.
4. Bakara, 2/275.
5. Bakara, 2/276.
6. Buhâri, Vesâyâ, 23.
7. Müslim, Hac,147.
8. Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 1.