Sözcü Plus Giriş
CAN ATAKLI

İstanbul’daki seçimin pek de ahlaklı olmayacağı kesinleşti

26 Aralık 2018

ANALİZ

İstanbul'daki seçimin pek de ahlaklı olmayacağı kesinleşti

Saray henüz İstanbul'a kimi aday olarak atayacağına karar vermedi.
Çok büyük olasılıkla bu kişi hep “bin Ali, in Ali” formülündeki gibi yine Binali Yıldırım olacak.
Aslına bakarsanız sarayın Meclis Başkanlığı'na atadığı kişiyi daha bir yıl geçmeden İstanbul'a aday olarak ataması bile seçimi kaybetme riskini ciddi biçimde gördüğünün bir kanıtı.
Ancak Erdoğan'ın kaybetmeye asla tahammülü olamayacağı için herkese garip gelse bile bu atamayı yapmasında kendi açısından bir sakınca yok.
Ayrıca Meclis Başkanı'nın aday olarak atanması İstanbul'daki seçimlerin pek adaletli ve ahlaklı olmayacağının da göstergesi.
Bunu çok basit bir örnekle sizlere de sunmak istiyorum.
Meclis'te yasalaşmayı bekleyen bir torba yasa var.
Saray, Meclis'e bıraktığı yasaların bile normal yollarla yasalaşmasına sabredemediği için çok sayıda yasa aynı madde içinde ve bir kerede kabul edilecek yine.
İşte bu torbanın içinde İstanbul'daki iki Boğaz köprüsünden geçen araçlara kesilen cezaların silinmesi ile ilgili madde de var.
Bu çok doğru bir hareket.
İstanbul'da binlerce araç sahibi, birinci köprüden geçmesinin yasak olduğunu biliyordu belki ama ikinci köprünün de yasak olduğunu pek çoğu bilmiyordu.
İktidar yetkilileri halkın adeta tuzağa düşürülmesini uzun zamandır sadece seyrediyordu.
Muhalefet bunu dile getirdi getirmesine ama AKP oralı bile olmadı.
Sonunda bir gün sarayın İstanbul'a aday olarak atayacağı kesin gibi olan Meclis Başkanı “Bu cezalar haksız kesilmiş, bunun düzeltilmesi gerek” dedi ve hazırlanan teklif hemen imzaya açıldı.
Şimdi, yapılan doğru ama ahlaki değil.
Çünkü saray bu teklifi sunan Yıldırım'ı “Halkı düşünen ve hükümeti de zorlayan fedakar çalışkan İstanbul adayı” olarak sunmaya başladı bile.
Bunun doğrusu muhalefet ile de konuşulması ve her partideki İstanbul milletvekillerinin ortak teklifi haline getirilmesiydi.
Tabii bu doğru ve ahlaki bir tutum olurdu.
Ama o zaman da AKP kendi yarattığı sorunu çözerek kahramanlık yapmış gibi görünemezdi.
Basit gibi görünen bu ayrıntı bile İstanbul'da seçim kampanyasının hiç de ahlaki olmayacağının tipik bir göstergesidir.

BUNU YAZMAK GEREK

“Yok böyle bir şey” diyorlar ama su yine aynı fiyata satılıyor

Bir süre önce İstanbul Göktürk'te oturan bir okurumun gönderdiği mesajı yayınlamıştım.
Okurum enflasyonla topyekün mücadele kapsamında iktidarın herkesi indirime zorladığını ama belediyeye ait olan Hamidiye sularının tam tersine zam yaptığını anlatıyordu mesajında.

Bu yazı üzerine Hamidiye'den bir mesaj aldım. Su fiyatlarına asla zam yapılmadığını ve 19 litrelik damacananın her yerde 9 liraya satıldığını ileri sürüyorlardı.
Ben de okurumun gönderdiği kasa fişini Hamidiye yetkililerine gönderdim.
“Çok şaşırdıklarını” belirterek “derhal işlem yapılacağını” bildirdiler ve “uyarı için çok teşekkür ettiklerini” söylediler.
Aynı okurum yine mesaj atmış. Diyor ki “Değişen hiçbir şey olmadı. Su yine zamlı satılıyor.”
Yine son alışveriş yaptığı günün kasa fişini eklemiş mesajına.
Hamidiye yetkililerine tekrar duyurmak isterim.

26krk05a_ist_izm_ant_ank_trb

BUNU YAZMAK GEREK

Sonunda Soros'un tavsiyesine uyacağız gibi

Daha geçen hafta başına kadar “Eyyy Amerika” diyordu Erdoğan “Birkaç güne operasyon başlayacak.”
Tabii ekliyordu hemen “Amerikalılara asla dokunmayacağız ama.”
Bunun bir tür danışıklı oyun olduğunu anlatmaya çalışıyordum.
Suriye'de böyle bir operasyon yapılmayacağını da açıkça söyledim.
Aynen öyle oldu.
Ama bir farkla.
Amerika Başkanı Trump şu tweeti attı;
 “Cumhurbaşkanı @RT_Erdogan, Suriye'de IŞİD'den geriye ne kaldıysa yok edeceği bilgisini verdi… O bunu yapabilecek biri, üstelik Türkiye bizim ‘kapı komşumuz'. Askerlerimiz evlerine dönüyor!”
Yani Türkiye bir tür taşeron gibi Amerika izni ile Suriye topraklarına girecek.
Ortadoğu batağına iyice saplanacağız yani.
Ayrıca Suriye'ye girmek belki kolay olacaktır da nasıl çıkılacağı da hesaplanmış mıdır?
Şimdi güya “tu kaka” edilen Soros yıllar önce AKP iktidarına “Sizin en değerli ihraç ürününüz askerinizdir” demişti.
Şimdi o tavsiye yerine getiriliyor sanki.

HOŞUMA GİDEN ŞEYLER

Mansur Yavaş AKP adayını fena sıkıştırdı

Muhalefetin CHP çatısı altında destekleyeceği Ankara adayı Mansur Yavaş gazetecilerle bir kaynaşma kahvaltısı yapmış.
Pek çok konuda konuşan Yavaş'ın HDP ile ilişkiler konusundaki sözleri çok hoşuma gitti.
İktidar partisi sürekli kara propaganda yaparak başta CHP olmak üzere muhalefeti “terörle işbirliği yapmakla” suçluyor.
AKP'lilerin “terörle işbirliği” olarak nitelendirdiği şey HDP ile olası iş birliği.
HDP'yi anayasal sistemin de koruduğu bir siyasi parti değildi. PKK'nın yan örgütü gibi göstermek isteyen iktidar kanadı, bu partiye selam vereni bile “terörist” ilan etmekten hiç çekinmiyor.
Oysa HDP'nin 6 milyon “yasal” oyu var ve elbette her parti bu oylara da ihtiyaç duyacaktır.
AKP'nin de açıktan “terörist” diye suçlamasına rağmen HDP ile alttan pazarlık yaptığı bir sır değil.
İşte Mansur Yavaş bu oyunu da ortaya çıkarmak için “AKP adayı HDP'den oy istemediğini açıklasın” dedi. Bu çok hoş bir taktik.
HDP adını kullanarak bir başka partiyi suçlamak kolay.
Ama açık biçimde “Ben o partiyle görüşmem ve oyunu da istemem” demek o kadar kolay değil.
Gerçekten AKP'liler “Biz HDP'nin oyunu istemiyoruz” diyebilirler mi?

MERAK ETTİĞİM ŞEYLER

Kartların avantajları neden siliniyor?

Hayatımız kartlarla geçiyor.
Kredi kartları.
Mağaza kartları.
Ulaşım kartları.
Bunların bazılarında kullanıcılara avantajlar da sağlanıyor.
Örneğin kredi kartınızla “uçuş mili” kazanıyorsunuz.
Yine kredi kartınızla “bonus” kazanıyor ekstra alışveriş yapıyorsunuz.
Ama bunların çoğunun bir de “silme” uygulaması var.
Örneğin yaptığınız harcamalarla “uçuş mili” kazanmışsınız.
Bir mesaj alıyorsunuz, “Şu tarihe kadar harcamadığınız uçuş milleriniz silinecektir.”
Size ne? Böyle bir hak vermişsiniz neden süre koyuyorsunuz ki?
Ben iki yıl biriktireceğim ve Amerika'ya lüks sınıfla uçacağım.
Aynı şekilde mağaza ve benzin istasyonu kartlarında da durum böyle.
“Şubata kadar harcamazsanız silinecek ona göre.”
Bu açıkça halkın kandırılmasıdır.
Bir de örneğin benzin istasyonu kartınız var, bununla sadece bir tek araca yakıt aldığınızda puan ekleniyor.
Eğer başka bir araç için de kullanmışsanız puanların hepsi birden yanıyor.
Neden?
O puanlar harcama karşılığında veriliyor.
Benzininin parasını ödediğime göre hangi araca aldığımdan size ne?
Diyorum ya, hepsi kandırmaca.
Şikayet eden olmayınca da canları nasıl istiyorsa…

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more