Reklamsız Sözcü
EGE CANSEN

Jumbo jetle enflasyon mücadelesi

14 Ekim 2018

Enflasyon “yıldan-yıla, tüketici fiyat endeksindeki yüzdesel artıştır”. Türkiye İstatistik Kurumu “30 Eylül 2017-30 Eylül 2018” arasında TÜFE'nin (Tüketici Fiyatları) %24,52 ve ÜFE'nin (Üretici Fiyatları) %46,15 arttığını ilan etti. Böyle bir hassas ölçüm teorik olarak bile mümkün değildir.

İşin özeti şudur: Türkiye'de enflasyon %25 olmuştur ve %50'ye doğru yelken açmıştır. Bu ciddi bir istikrarsızlık kaynağıdır. Bu oranın aşağıya gelmesi şarttır. Mamafih bir hatırlatma yapayım: Türkiye'de uzun yıllar bu düzeyde hatta daha yüksek enflasyonlar yaşanmıştır. Ama milli gelirimiz “dura-kalka” artmaya devam etmiştir. Yapışkan enflasyona rağmen büyümenin devam etmiş olması, bizi rahatlatmamalıdır. Çünkü böylesi enflasyonlar, ekonomik yapıda kalıcı sakatlıklar yaratmaktadır.

CANAVAR DIŞTA DEĞİL, İÇTEDİR

Hükümet, bir “enflasyonla topyekûn mücadele programı” hazırlamış. Açıklanan mücadele programına bakınca bunun bir psikolojik savaş planı olduğu anlaşılıyor. Bu planın sunumu sırasında “elini taşın altına koymak”, “patronlar kârdan fedakârlık etsin” veya “fedakârlığı biraz da devlet yapsın” ya da “esnaf fiyatları %10 indirsin” gibi sloganların ortaya atılması hoştur ama boştur. Yani sorunu çözemez.

Bu yıl yaşamakta olduğumuz enflasyonun kök sebebi, ülkemizin “dış-borç-kolik” hale gelmiş olmasıdır. Halkımız, iş ve siyaset insanlarımız (muhalefette veya iktidarda) “Biz cari açıksız, yani dış borç almadan yaşamak istiyoruz; bunun için gerekeni yapmaya hazırız, biliyoruz ki dış borç iptilasından kurtulunca daha da hızlı kalkınacağız” bilincine gelmemişlerse, bu enflasyon gider yenisi gelir.

PAPAĞANLAR NE DİYOR

Ezberci iktisatçılara, hocaları “parayı yeterince sıkarsan, enflasyon iner” demiş.  Onlar da hocalarının sözünü tekrarlıyor. Eğer dedikleri şu ise:

  1. a) TL'nin faizini yükseltin,
  2. b) Yüksek TL faizine tamah eden sıcak döviz/dolar yurda gelsin,
  3. c) Sıcak döviz/dolar gelince, doların fiyat artışı dursun hatta düşsün,
  4. d) Doların fiyat artışı durunca, enflasyon nasıl olsa iner.

Bu takdirde önerilerinin iyi-kötü bir iktisadi mantığı vardır. Ama bu “dış-borç-kolik” olmaya devam edelim demektir. Yok, TL'yi sıkmak ekonomiyi soğutur, soğuyan ekonomide enflasyon düşer, diyorlarsa yanılıyorlar. Çünkü şu sıralarda piyasalar “ekonomimizin fonksiyonel parası” olan doların maliyetinin (kur farkı+döviz faizi) yükselmesi yüzünden, bırakın soğumayı zaten buz kesmiştir. .

OSMANLI ÇÖZÜMÜ:  SALLANDIR İKİ KASAP

Debdebe düşkünü Osmanlı “Zammın başı, görüldüğü yerde ezilmelidir” derdi. Et fiyatları artınca kasaplar, ekmek fiyatları artınca fırıncılar, gıda fiyatları artınca bakkal ve manav cezalandırılırsa fiyatlar düşer sanırdı. Şair Ecevit ise “aracıları ortadan kaldırarak” ucuzluğun sağlanabileceğine inandı. Turgut Özal'la birlikte bu paradigmalar terk edildi. Çünkü aynı tarihte yani 1980'de tüm dünyada yeni bir ekonomik düzene geçilmişti. Buna “serbestleştirme-özelleştirme-istikrarlaştırma” dendi. AKP'nin ekonomik düsturu budur sanıyordum. Meğer onlar iktisatta da “yerli ve milli” imiş.

Son söz: En zor cihat, nefsine hakim olmaktır.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more