Sözcü Plus Giriş
EMİN ÇÖLAŞAN

Boş kaleye penaltı

Sevgili okurlarım, Meclis'teki AKP-MHP çoğunluğu tarafından kavga dövüş kabul edilen ittifak yasası sonrasında her türlü rezalete hazır olmalıyız.
Önümüzdeki mart ayında yerel seçimler yapılacak.
Bunu 2019 kasım ayında hem milletvekili, hem de cumhurbaşkanı seçimi izleyecek.
AKP, kendi yaptığı onca baskıya ve yasal değişikliğe karşın, kasım seçimlerinden korkuyordu…
Zira alınacak bir yenilgi, AKP'nin sonu olacaktı.
Devlet Bey ve partisinden zaten umut kesilmişti.

* * *

Bir düşünsenize, 7 Haziran 2015 seçimlerinde olduğu gibi AKP, tek parti iktidarını kaybetmiş!..
Bunun adı, onlar açısından sıfırı tüketmektir.
Durumu o zaman gördük. Nasıl bir panik yaşamışlardı.
Devlet Bahçeli'nin destek vermesiyle beş ay sonra 1 Kasım 2015 seçimleri yapıldı da, durumu toparlamaları mümkün oldu.  

* * *

Şimdi ise, ardına sığındıkları ittifak yasası var. İkisi birlikte iktidar olacak, giderek eriyen MHP bu yolla Meclis'e girecek.
Bu yeni yasa her türlü hileye ve adaletsizliğe açık.
Bütün amaç her yolu deneyip AKP-MHP ikilisini yeniden iktidar yapmak, muhalefet partilerini tasfiye etmek…
Hak, hukuk, adalet, eşitlik, seçim güvenliği falan onlar için hiç önemli değil.
Önemli olan iktidarı kaptırmamak!

* * *

Aynı durum, aynı gün yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi için geçerli.
Tayyip Erdoğan seçilemediği takdirde olacakları şimdiden gördüler ve bu yasayı çıkardılar.
AKP-Bahçeli ikilisi korkuyor…
Zira 2019 seçimlerinin çantada keklik olmadığını biliyorlar.
Tayyip Erdoğan'ın seçimi yitirdiğini bir düşünün…
Hem kendisi, hem de partisi sudan çıkmış balığa dönecektir.

* * *

Bütün bu gerçeklere karşın, muhalefetin belli bir kesiminden ve bazı yazar arkadaşlarımızdan sesler yükselmeye başladı:
“Seçimleri boykot edelim, sandığa gitmeyelim!..”
Varsayalım hepimiz bu çağrılara uyduk ve sandığa gitmedik.
Peki sonrasında ne olacak?
AKP-Bahçeli ikilisinin önüne muhteşem bir fırsatı kendi ellerimizle çıkarmış olacağız.
Nedir o?
Meclis'teki 600 milletvekilliğinin tamamı bu ikilinin eline geçecek ve Türkiye Cumhuriyeti'ni dikensiz gül bahçesi olarak yönetecekler!
Üstelik Recep Bey, muhalefet kesimi katılmayınca yüzde 100'e yakın bir oy çokluğu ile cumhurbaşkanı seçilecek!

* * *

El insaf yahu!..
Bunlar nasıl mantıksız ve ülke gerçeklerine ters düşen çağrılardır!
Gerçi seçime daha çok var ama sakın ola ki bu oyuna düşmeyelim, bu anlamsız önerilere kulak vermeyelim.
Örnek mi?
Varsayalım futbol maçındayız… Rakip takım penaltı kullanacak ve bizim takımın teknik direktörü “Nasıl olsa gol olacak, kalecimiz kaleyi terk etsin! Sonra ne halleri varsa görsünler” diyor…
Ve karşı taraf boş bırakılan kaleye penaltı atıyor, maçı kazanıyor.

* * *

Yine varsayalım bu boykot önerileri tuttu ve sandığa gidilmedi… O takdirde karşı taraf  Meclis'in ve sarayın koltuklarına gömüldükten sonra ne diyecek!
“Biz mi baskı yaptık size katılmayın diye? Niye kaçtınız kardeşim, kaçmasaydınız!”

* * *

Bizim görevimiz böyle ıvır zıvır, uçuk önerilere kulak verip “Haydi boykot yapalım” demek değildir.
Bizim görevimiz sahadan çekilmek, ya da rakip takımın boş kaleye penaltı atmasını sağlamak da değildir.
Bugüne kadar her zaman olduğu gibi bundan sonra da mücadelemizi aslanlar gibi sürdüreceğiz…
Yeter ki muhalefet partileri ve örgütleri de sahayı karşı tarafa bırakmasın, herkes mücadelesini sürdürsün.

* * *

Seçim sonuçları ne olursa olsun, kaybedecek hiçbir şeyimiz yok.
Tam tersine, iktidar kesimi ve özellikle Recep Bey çok korkuyor…
Zira kaybettikleri anda “Sıfıra” ineceklerini çok iyi biliyorlar.
Unutmayın, onca baskı ve propagandaya karşın Recep Bey Nisan 2017'de yapılan son referandumu sadece ve sadece yüzde 51.4 oy oranıyla kazanabilmişti.
Eeee!..
Şimdi yapılan bazı çağrılara göre biz seçimleri boykot edeceğiz ve iktidar kesiminin tam saha pres uygulamasına göz yumup iktidarı onlara ellerimizle bırakacağız!
Var mı böyle mantıksızlık!

* * *

Bu konuda başta muhalefet partileri olmak üzere hepimize düşen görev, seçimlerde yapılacağı şimdiden belli olan üçkağıtları, hileleri ne pahasına olursa olsun önlemek ve sandıkların güvenliğini sağlamaktır.
Yılmak yok, mücadeleden kaçmak yok, boykot yok.
Penaltıyı boş kalemize attırmak hiç yok.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more