Sözcü Plus Giriş
EMİN ÇÖLAŞAN

Numaralı Cumhuriyet!

18 Temmuz 2018 Yazarlar

Sevgili okurlarım, dünkü yazımda ikinci bölümün başlığı “İlhan Kesici Neyin Peşinde” idi.
Dün kendisinden yazılı bir açıklama geldi. Önce onu özetliyorum, sonra kendisine gerekli yanıtı vereceğim:
“Bugünkü (dünkü) yazınızda Sayın Cumhurbaşkanını tebrik ziyaretim dolayısıyla beni eleştiriyorsunuz. Eleştirmeniz normaldir ve herkes için bir haktır. Kimse bir şey diyemez.
Ama burada çok büyük ve önemli bir yanlışınız ve çarpıtmanız var. O da şudur:
Yeni siyasi dönemi benim “Üçüncü Cumhuriyet” şeklinde tarif ettiğimi söylüyor ve eleştirinizin birinci bölümünü bunun üzerine oturtuyorsunuz.
Bu çok büyük bir çarpıtmadır.
Bu konuda sıralı olarak attığım altı twit aşağıdadır. İkinci ve üçüncü twitler bu konudadır.
Bunlara göre “Üçüncü Cumhuriyet” tanımına net olarak karşı çıktığım açıktır.
Bunun yerine benim dediğim “Cumhuriyetimizin 3. dönemi” tabiridir.
Bunu zihninizde de düzeltmeniz çok iyi olur.
Yazınızın ikinci bölümünde daha da suçlayıcı bir ifadede bulunuyor ve şöyle diyorsunuz:
(Saray ziyaretinin) Amacı neydi? Yoksa çok önem verdiği ‘Özel' bir işi için ricaya mı gitmişti?
Bu elbette çok büyük bir bühtandır. (Yalandır, iftiradır). Sizi en kısa zamanda bunun ne olduğunu açıklamaya davet ediyorum.
Saygılarımla.”

* * *

İlhan Kesici sıradan bir kimse değil, CHP İstanbul milletvekilidir.
Seçimler bitti, Recep Bey'e yazılı mesaj gönderip kutladı.
Sonrasında bununla da yetinmedi, kendisinden randevu aldı…
Ve Saray'da yüz yüze yapılan ikili özel görüşmede bir kez daha kutladı!
Dünkü yazımda kendisine sormuştum:
Bu Saray ziyaretinizden acaba partinizin haberi var mıydı?
Eğer izin aldıysanız partinize hangi gerekçeyi bildirmiştiniz?
Kılıçdaroğlu kendisine izin verdiyse niçin?..
Ya da acaba Saray'a partisinden izin almadan mı gitmişti?
İki kişi (Recep Bey ve İlhan Bey, biri cumhurbaşkanı öteki CHP milletvekili) içeride baş başa neler konuştular?
Son sorum ise şöyleydi;
“Yoksa çok önem verdiği özel bir işi için ricaya mı gitmişti?”

* * *

Dikkat ediniz, son soru hariç, sorduğum diğer soruların hiçbirine yanıt vermiyor.
Sadece bu son soru için “Yalandır, iftiradır, bunun ne olduğunu açıklayınız” diyor!
Herhangi bir iddiada bulunmuyorum. Kendisine masum bir soru soruyorum, yalan olduğunu iddia ediyor!
Örneğin herhangi bir CHP milletvekili günün birinde Saray'a gidip şöyle diyebilir:
“Sayın cumhurbaşkanım yaptıklarınızı takdirle izliyorum. Günün birinde desteğime gerek duyarsanız emrinizde olduğumu bilmenizi istiyorum!”
Bu elbette özel bir konudur ve masum bir istektir! Dolayısıyla yalan ve iftira ile uzaktan yakından ilgisi olamaz.

* * *

Şimdi açıklamasının ikinci bölümüne geçip özetliyorum. Cumhurbaşkanına seçimden hemen sonra kutlama mesajı atmıştı: “Cumhuriyetimizin üçüncü dönemi Sayın Cumhurbaşkanımızın TBMM'de yemin etmesiyle başlamış bulunmaktadır. Allah vatanımız, devletimiz ve milletimiz için hayırlı uğurlu etsin…”
Bunları kabul ediyor ve açıklamasında şöyle diyor:
“Bir önce atmış olduğum twit'in bazı önemli yanlış anlamalara sebep olduğunu görüyorum.
Ben hiçbir şekilde Üçüncü Cumhuriyet demedim. Böyle bir sınıflandırmayı yanlış bulurum.
Benim dediğim, önemli bir sistem değişikliğine geçmiş olduğumuzdur.”

* * *

Sonra kendine göre sıralama yapıyor:
“Cumhuriyetimizin 3. dönemi şu demektir:
– 1. dönem, 1923-1950. Tek partili parlamenter sistem dönemi.
– 2. dönem, 1950-2018. Çok partili parlamenter sistem dönemi.
– 3. dönem, partili cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi dönemi.
Bu son maddeyi yazarken işi hafife alıyor, tek adam rejimi diyemiyor, ülke yönetiminin bir kişinin ellerine bırakılmış olmasından söz edemiyor ve şöyle diyor:
“Benim siyaset ve devlet anlayışım hem tebrik etmek, hem de hayırduada bulunmaktır.”

* * *

Şimdi söyleyin bana “Üçüncü Cumhuriyet” demekle “Cumhuriyetin üçüncü dönemi” demek arasında ne fark vardır!
Biz geçmişte bu numaralı Cumhuriyetçilerden çok çektik.
Bunlar bugün getirilen sistemi savunan, “İkinci Cumhuriyet'i kuralım” diye bastıran Atatürk düşmanı entel-liboş tayfası idi.
Türkiye Cumhuriyeti sadece bir tanedir, bizim göz bebeğimizdir.
Üzerinde oynanacak ve rakam sıralamasına tabi tutulacak bir kavram değildir.

sozcu-banner-1 YAZARIN TÜM YAZILARI