Reklamsız Sözcü
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN

Dayanışma

24 Aralık 2018

Ulusal yapının ve toplum yaşamının en önemli öğesi dayanışmadır. Düşünce, duygu ve amaç birlikteliğiyle bireylerin birbirine bağlılığını anlatan dayanışma ortak bir güçtür. Sorunların kavranmasında, çözümünde büyük bir yeri olan dayanışma, uygarlık düzeyinin göstergelerinden de biridir. Ülkemizde kimi aykırılık, düzensizlik, karanlık ve karışıklıkların giderilmesinde dayanışmanın yadsınmaz bir yeri vardır. Siyasal nedenlerle yaşanan güncel ayrılıklar, partizan tutum ve davranışlarla yerini karşıtlığa ve kavgaya bırakmıştır.

Ne yazık ki ilkellik yansıtan bu ortamda gerici, tutucu ve çıkarcılarla sömürücülerin dayanışması ilericiler için ibret alınacak bir olumsuz örnektir. Aydın kesimde adı geçenlerin birbirini karalaması, suçlaması, engellemesi çirkinlikleri sürüyor. İktidarcı, RTE'ncı; tarikatçılı ağı giderek tüm kesimleri ve değerleri içine alırken aydınlar olmadık nedenlerle ayrışıp bölünüyor, zayıflıyor. Medyanın durumu, üniversitelerin sessizliği ve iktidarcı kadroları, iş dünyasının kıpırdanır gibi görünüp geride kalması, görüşümüzü doğrulayan durumlardır.

Yine ne yazık ki Atatürk karşıtları dayanışmalarıyla güç topluyor. Öyle olmasa idi AKP iktidar olamazdı, iktidarda bunca yıl kalamazdı. Aydınlar kusurlu ve sorumlu. Didişmekten, gösteri yarışına girmekten, bir şeyler sağlama çabasıyla yorulmaktan birleşmeye, anlaşmaya, dayanışmaya zaman bulamıyor.

Diyanet İşleri Başkanı, “meczup” denilen birini cübbesiyle ziyaret ederek ona ciltlerce kitap veriyor. Hutbeden Atatürk'ü çıkarıyor. Anmıyor. Yetmedi, ders kitaplarından Atatürk çıkartılıyor, “cihad” (din savaşı) kutsanarak din siyasallaştırılıyor. O kadar aldırışsızlık ve umursamazlık var ki üzücü. Atatürk ve lâiklik karşıtları AKP'den yerel seçim için adaylıklarına başvuruyor.

Demokrasi yalanlarıyla cumhuriyeti sömürüp niteliğinden soyutlayan yüzsüz ve kaba yaklaşımlar, dikta girişimcilerinin partizan oyunlarıyla, yaşamsal ve ulusal ilkelerimizi “yitik değer” durumuna düşürme sürecindedir. RTE kararnameleri, OHAL düzenlemeleri, Atatürk adını silme ve unutturma nankörlükleri, hayınlıklar, karabulutlar gibi Türkiye'mizin üzerine çökmektedir. Yozlaşmayan, bozulmayan bir şey kalmamış gibi. Dil, eğitim-öğretim, siyaset, ekonomi, toplumsal ve kişisel ilişkiler. Panolarda RTE resimleri, duvarlarda yine aynı kişi. Iramız (karakterimiz) mı bozuldu, dokumuz mu? Neyse ki Anıtkabir ziyaretleri umudumuzu yitirmemizi engelliyor. Bizi gönendiren ve ayakta tutan yine ATATÜRK.

ANMA

Ulusal Kurtuluş Savaşı'mızda, Cumhuriyetimizin kuruluşuyla tüm atılım ve devrimlerimizde ATATÜRK'ümüzün en yakınında olan, İnönü'ler ve Lozan kahramanı, demokrasi bayraktarı ikinci cumhurbaşkanımız İSMET İNÖNÜ'yü yarın Anıtkabir'deki gömütünün başında 45. ölüm yılında bir kez daha minnet, şükran, sevgi, saygı, bağlılık ve özlemle anarak, yolundan ayrılmama sözümüzü yineleyerek, yaşatacağız. Yüreklerimizdeki yeri her zaman sımsıcaktır.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more