Sözcü Plus Giriş

Gıda kooperatiflerinin sayısı her geçen gün artıyor

Hükümet tanzim satış noktaları ile yüksek fiyatlara savaş açarken büyük kentlerde de gıda kooperatiflerinin ve gıda topluluklarının sayısı her geçen gün artıyor. İnsanların bir araya gelerek oluşturdukları ve İstanbul'da sayıları 20'yi geçen bu topluluklar, direkt olarak üretici ile temasa geçiyor. Böylece geleneksel yollarla üretilen, organik ürünlerin fiyatı, piyasa fiyatına göre daha ucuz olabiliyor. Beşiktaş Kooperatifi Girişimi kurucularından Selçuk Oktay, "Tanzim satış merkezleri kamunun yaptığı bir şey. Bizim ki de tamamen sivil bir girişim. Kooperatifler, aracıyı zincirden çıkartıp, doğrudan üreticiye ulaşmak hedefinde” açıklamasında bulundu.

Barış ÖZKAN
10:58 -
Gıda kooperatiflerinin sayısı her geçen gün artıyor

Türkiye'de sebze meyve fiyatları hiç konuşulmadığı kadar fazla konuşuluyor. İstanbul ve Ankara'da bir çok noktada tanzim satış alanları kuruldu ve ucuz meyve sebze satışı yapılıyor. Bunlara ek olarak İstanbul'da bir süredir gönüllü kişilerin bir araya gelerek oluşturdukları gıda kooperatifleri ya da gıda topluluklarının da sayısı her geçen gün artıyor. Sağlıklı ve doğal besin elde etmek isteyen bu kişilerin bir araya gelerek oluşturdukları kooperatifler, aracılar olmadan doğrudan üreticiler ile iletişime geçerek Türkiye’nin bir çok yerinden ürün alıyor. Böylece gıda ürünleri daha hesaplı oluyor. Kooperatifler aldıkları ürünleri dükkânlarında satarken, gıda toplulukları ve kooperatif girişimleri ürünlerini sosyal medyadan duyurdukları tarih ve adreslerde yapıyor. Her ay ortalama 50 hane Beşiktaş Kooperatif Girişimi’nin ürünlerinden alıyor.

Beşiktaş Kooperatif Girişimi’nin ürün dağıtımı yaptığı bir etkinlik.

“TOPLUMUN GENELİNDE KAYGI VAR”

Beşiktaş Kooperatifi Girişimi kurucularından iletişim sektöründe çalışan Özge Erdoğan Güvercin, ilk bir araya geldiklerinde sayılarının 10-15 kişi kadar olduğunu söyledi. Temmuz 2017'de Beşiktaş'tan birbirini tanıyan insanlar olarak, dost sohbetlerinde konuştukları bu konuda faaliyete geçtiklerini söyleyen Güvercin, “Düzenli toplantılarımız o dönemde başladı. Buna ihtiyaç duyduk çünkü toplumun genelinde yediğimiz içtiğimizle ilgili artan bir kaygı var. Her gün ‘onu yemeyin zehirli, bunu yemeyin zararlı' haberlerini duyuyoruz. Aslında hepimiz daha düzgün, daha sağlıklı şeyler yemek istiyoruz. Bunun için İstanbul'da ekolojik, sağlıklı gıdaların satışını ve dağıtımını yapan gruplar var. Biz kendi ihtiyaçlarımızı buralardan gidermeye çalışıyorduk. Örneğin Kadıköy'de ve Boğaziçi'nin kendi bünyesinde bir kooperatif var. Biz de ‘Neden kendi semtimizde böyle bir örgütlenmeye gitmiyoruz?' dedik. Buna ihtiyaç olduğunu ve bir karşılığının olacağını düşündük. Çünkü insanlar organik gıdalar tüketmeye çalışıyorlar ama bir yandan da bu gıdalar pahalı ve ulaşımı her zaman çok kolay değil. O konuda da insanların kafasında soru işaretleri var. Bu düşüncelerle yola çıktık.” dedi.

Beşiktaş Kooperatifi Girişimi kurucularından Özge Erdoğan Güvercin

“ENDÜSTRİYEL ÜRETİM DOĞAYA ZARAR VERİYOR”

Bu ürünleri üreten üreticilerin de desteğe ihtiyacı olduğunu düşündüklerini belirten Özge Erdoğan Güvercin, “Bu ürünlerden kastım; daha geleneksel yöntemlerle, tarımsal ilaçlar kullanılmadan üretilen ürünler. Bunun yanında, bir böcek zararlısına kaşı, ürünün yanına bir ot ekerek zararlılarla mücadele eden, bir yandan da ülkedeki tarım politikaları yüzünden bu üretimi sürdürmekte zorlanan ve tüketiciye erişimi kısıtlı olan üreticileri de destekleyerek, doğrudan örgütlenmiş tüketici ile bu üreticilerin temasının, arada aracılar olmaksızın sağlanmasının iki taraf içinde faydalı bir yöntem olduğunu düşündük. Çünkü mevcut endüstriyel üretim gerçekten havaya, suya, bütün dünyaya çok ciddi zaralar veriyor.” açıklamasında bulundu.

“ÜRETİCİ LİSTEMİZ HER GEÇEN GÜN UZUYOR”

Üreticilere nasıl ulaştıkları konusunda ilk olarak diğer kooperatiflerin ulaşmış olduğu üreticiler ile temasa geçtiklerini söyleyen Güvercin, “Bu üreticiler de daha çok küçük aile işletmeleri. Bazı üreticiler kooperatifler altında, bazıları ise dernek çatısı altında örgütlenmiş. Hemen hepsinin doğrudan tüketici grupları tarafından ziyaret edilerek, üretim süreçleri ile ilgili daha şeffaf olmaları talep edilerek oluşturulmuş bir üretici listesi var. Biz de başta kooperatiflerin üretici listelerinden yola çıktık ve ilk paket dağıtımlarımızı tamamen bu üreticilerden oluşturduk. Ama zaman geçtikçe bize ulaşan başka üreticiler oldu. Kendi bünyemizde iki tane üreticimiz de var. Biri ekmek biri de zeytin üreticisi. O listeyle başladık ama ve listemiz günden güne gelişiyor. “ açıklamasında bulundu.

“BU BÜYÜK ŞEHİRLERİN İHTİYACI”

Beşiktaş Kooperatifi Girişimi kurucularından gazeteci Selçuk Oktay ise bu girişimler hakkında bilgilerin yer aldığı internet sitelerine göre İstanbul'da 20'den fazla gıda topluluğu, kooperatif ya da kooperatif girişimi olduğunu söyledi. Türkiye'de bu sayısının yaklaşık 40 çıktığını söyleyen Selçuk Oktay gıda bu oluşumların büyük şehirlerin bir ihtiyacı olduğunu belirtti.

Beşiktaş Kooperatifi Girişimi kurucularından Selçuk Oktay

ÜRÜNLER NERELERDEN GELİYOR?

Ürünlerin Türkiye'nin farklı bölgelerinden geldiğini belirten Selçuk Oktay, “Biz şu anda bir yerimiz olmadığı için yaş meyve sebze getirmiyoruz. Ama kuru gıdalar bulgur, çay, mercimek, zeytin, zeytinyağı gibi şeyleri getiriyoruz. Bunlar ülkenin farklı yerlerinden geliyor. Şanlıurfa'dan, Antalya'dan gelen ürünler var. Biz dağıtım yeri olmadığı için yaş meyve sebzeye girmedik ama bazı gıda topluluklarının yaş meyve sebze dağıtımı yaptığını duyuyoruz. Onlar da lojistik maliyetleri düşük olsun diye daha yakın bölgelerden, Trakya ya da İstanbul'un çevresinden getirmeye çalışıyorlar. Fakat son zamanlarda kamuoyunda yaş meyve sebze ile ilgili bir infial olduğu için yavaş yavaş gıda toplulukları buraya da giriyor. Ama bizim dağıttığımız ürünler genelde kuru gıdalar.” İfadelerini kullandı.

GIDA TOPLULUKLARININ İŞLEYİŞİ NASIL?

Gıda topluluklarının önden sipariş topladığını ve bir tarih belirleyerek bu ürünlerini dağıttığını söyleyen Oktay, “Kişilerin verdiği siparişlere göre ürünler üreticilerden toplanıyor ve getiriliyor. Biz üretici seçimi için bizden önceki gıda topluluklarının üretici listelerini aldık. Bir de çiftçi sendikalarının referans verdiği üreticilerle temasa geçiyoruz. Diğer grupların üretim yerlerini gördüğü üreticileri de ağımıza dahil etmeye çalışıyoruz. Bu toplulukların karbon ayak izini azaltma gibi bir niyetleri de var. O yüzden mümkün olduğunca daha yakın çevreden ihtiyaç ürün sevkiyatı yapıyorlar. Ama bu her zaman mümkün olmuyor. Biber salçası Urfa'dan geldi, fındık Ordu'dan geldi.” dedi.

ÜRÜN FİYATLARI DAHA HESAPLI MI?

Gıda fiyatlarının son dönemde çok gündemde olduğunu söyleyen Selçuk Oktay en son açıklanan enflasyon verilerinde gıda enflasyonunun yüzde 31 arttığını söyledi. Bu işlere girerken motivasyonlarının fiyat hassasiyeti olmadığını belirten Oktay, “Gıda temininde inisiyatif almayı istiyorduk. Şu an çok konuşulan aracılar, spekülatörler, tarladan sofraya uzanan zincirde aslında senin müdahale edemediğin çok büyük bir kitle var. Biz gıda temininde kendimiz inisiyatif almalıyız diye düşündük. Gıda enflasyonu aylık bazda yüzde 6 arttı. Biz 15 tane yumurtayı 21 liraya satarken 22 buçuk lira falan oldu. Yani yaklaşık yüzde 10 bile zamlanmadı. Ama enflasyon sepetindeki yumurtaya bakarsan aslında ciddi manada zamlanıyor. Organik gıda fiyatlarında konvansiyonel gıdalar ile birebir mücadele etmek zor. Çünkü ölçek ekonomisi henüz oturtulamamış vaziyette. Onlar çok büyük ölçeklerde üretip, TIR’larla buraya taşıyorlar. Ama biz birkaç kilogram şeyi kargo ile getirtiyoruz. Fakat yine de katma değerin önemli bir kısmını birebir üretici aldığı için aslında bize yansıttığı fiyatlar da diğer konvansiyonel gıdalara göre daha makul olabiliyor. Yani sonuçta aracılar üreticiden düşük fiyata alıp tüketiciye pahalı fiyata satıyor. Sen aracıyı ortadan kaldırdığında üreticiye daha makul fiyat verebiliyorsun. Buraya döndüğünde kendin de daha makul bir fiyata tüketebiliyorsun. Herhalde siyasiler de biraz bunu gördüğü için şimdi tanzim satış merkezlerini kuruyorlar. Tanzim satış merkezleri kamunun yaptığı bir şey. Bizim ki de tamamen sivil bir girişim. Kooperatifler aracıyı zincirden çıkartıp, doğrudan üreticiye ulaşmak hedefinde.” açıklamasında bulundu.

Kadıköy Gıda Kooperatifi’nin ürün satışını gerçekleştirdiği dükkân.

“GİRİŞİMLERİN ARTMASI HALİNDE GIDALAR, MALİYET ANLAMINDA DAHA HESAPLI OLACAK”

Bu sistemlerin hem daha sağlıklı hem daha hesaplı olduğunu belirten Özge Erdoğan Güvercin, “Son dönemde döviz kurlarının artması, tarım girdilerinin çok yükselmesine neden oldu. Endüstriyel üretim yapmayan küçük üretici bu durumdan daha az etkilendi. Feriköy'deki organik pazar fiyatlarının, konvansiyonel tarım ürünlerinin satıldığı pazarlara yaklaştığı, artık eskisi kadar büyük bir fiyat farkının kalmadığı ortaya çıkıyor. Aslında bir yandan sürdürülebilirlik açısından ekonomik anlamda bile ekolojik tarım daha iyi. Bu girişimlerin artması halinde gıdalar maliyet anlamında da daha uygun olacak. Toplulukların artması ve bu toplulukların kendi içinde de bir organizasyona gitmesi gerçekten gıdaları şimdi olduğundan daha hesaplı hale getirecek.” açıklamasında bulundu.

SÜREÇ NASIL İŞLİYOR?

Sürecin nasıl işlediği konusunda iki farklı model olduğunu belirten Selçuk Oktay, “Bir tanesi kooperatif. Biz şu anda tüketici kooperatifi olmaya çalışıyoruz. Bir de gıda toplulukları var. Tüketici kooperatifleri belirli bir ortak sayısının, ortaklık statüsünün olduğu, vergi veren, belirli bir yeri olan oluşumlar. Gıda toplulukları ise kendi aralarında bir araya gelerek, mail yolu ile siparişler toplayarak dağıtımını yapıyor. Kooperatifte önden sipariş alma şartı yok. Biz sadece bazı temel gıda maddelerini, çok tüketilen gıdaları getirerek onların duyurusunu yapıyoruz. Her ayın bir hafta sonu dağıtım yapıyoruz. Dağıtımdan bir iki hafta önce diyoruz ki ‘bu ay çay, bal, zeytin, zeytinyağı var.' Böyle yaklaşık 10-15 ürünü duyuruyoruz. Gıda toplulukları ise bir çok yerde sipariş topluyorlar. Bir de bizler işten çıkıp bu işlerle uğraşıyoruz. Sipariş toplama fazladan bir iş yükü. Çünkü biz 10-15 tane ürün getirtiyoruz ama 25-30 ürün siparişi de verilebilir. Bu 25 üretici ile temasa geçmek, kargo sürecini takip etmek anlamına geliyor. O biraz daha iş yükü olan bir model. Kooperatif ile gıda topluluğu arasında böyle bir model ayrımı var. Bizim dost işletme dediğimiz bir kafe var. Biz ürünlerimiz o kafede dağıtıyoruz. Kâr amacı güden bir topluluk değil. Her ay ortalama 50 hane gelip bizden ürün alıyor. “ diyerek sözlerini tamamladı.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık

“TÜKETİCİ ÜRÜNÜ YERİNDE İNCELİYOR”

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık da konu hakkında sozcu.com.tr'ye açıklamalarda bulundu.

Gıda terörü, gıda güvenliği ya da gıda güvenilirliği kavramlarının tüketicide oluşturduğu duyarlılığın, gıda denetimlerinin yetersizliğinin, ilgili meslek odaları tarafından gündeme getirilmesinin tüketicileri kendi gıdalarını temin etmeye zorladığını söyleyen Başkan Atalık, “Gıda alanında ortaya çıkan bir tartışmada gerek Gıda ve Orman Bakanlığı'nın gerekse Sağlık Bakanlığı'nın sessiz kalması, basın yayın organlarında kurumsal bir kimlik taşımayan ve birbirinden farklı açıklamalar yapan ve konunun uzmanı olarak tanıtılan ve hatta bir programdan diğerine fikir değiştiren kişiler özellikle gençleri, birleşerek kendi gıdalarını temin etmeye zorluyor. Tüketici ürünü temin edeceği çiftçiyi arkadaş referansları ile buluyor, çoğu zaman gidip yerinde inceliyor ve nasıl bir ürün istediğini söyleyerek o ürünü gönül rahatlığı ile tüketiyor.” açıklamasında bulundu.

Beşiktaş Gıda Koopğeratif Girişimi’nin Zonguldak Arı Yetiştiriciliği Birliği’nden (ZAYBİR) aldığı çiçek balı

İSTANBUL’DA YAKLAŞIK 25 ADET

İstanbul'da kişilerin serbestçe katılımına açık tüketici kooperatifi, kooperatif girişimi ve gıda topluluğu sayısının yaklaşık 25 adet olduğunu söyleyen Başkan Atalık, “Ancak, bunların dışında ucuz gıda temin eden topluluklar var, bunların sayısı maalesef bilinemiyor ve çoğu dışarıdan katılıma açık değil. Aynı şekilde Türkiye çapında da tam bir sayı bulamıyoruz.” dedi.

ÇİFTÇİ FAZLA KAZANIYOR, TÜKETİCİ UCUZA ALIYOR

Kooperatiflerin, en sade ifade ile dayanışma ve yardımlaşma ile ihtiyaçların temin edildiği, üyelerin ekonomik çıkarlarını korumayı amaçlayan yapılar olarak tanımlanabileceğini söyleyen Başkan Atalık, “Tamamıyla piyasanın daha altında fiyatla ürün temin eden kooperatifler ya da topluluklar olduğu gibi kimi ürünlerde biraz altında, kimilerinde aynı fiyata ve hatta kimi ürünlerde piyasanın biraz üzerinde fiyatla ürün temin edenler de bulunmakta. Bu ikinci grupta olanlar tamamıyla ürünün besleyicilik ve yetişme koşulları üzerinde titizlikle duranlardan oluşuyor. Bu örgütlenmeler henüz küçük sayılardan oluştuklarından az sayıda sipariş verdikleri çabuk bozulabilen ürünlerde fazla bir pazarlık şansları olmuyor. Ancak, kuru bakliyat gibi ürünlerde büyük miktarlarda alım yapabildikleri için piyasadan çok daha kaliteli ve ucuza temin edebiliyorlar. Bu nedenle bu alanda uğraşı veren arkadaşlar hem üye hem de kooperatif sayılarının çoğalması için de çalışma yürütüyorlar. Sonuçta bu kooperatif ve topluluklarla irtibatta olan çiftçiler tüccarlarla olan ticaretlerinden daha fazlasını kazanırken, istedikleri kalitede ürüne tüketiciler aynı kalitedeki piyasa ürünlerinden çok daha ucuza ulaşabiliyorlar. Bu sistem üreticiyi ve tüketiciyi karşılıklı memnun ediyor.” ifadelerini kullandı.

“ÇİFTÇİ İÇİN KURTARICI ROL ÜSTLENİYOR”

Türkiye’nin tarımsal üretimde kullanılan mazot, tarım ilacı ve gübrede büyük oranlarda yurt dışına bağımlı olduğunu hatırlatan Başkan Atalık, “Seralarda kullanılan tohumlarda ise önemli ölçüde bağımlıyız. Bu nedenle döviz kurundaki en ufak yükselme çiftçinin üretim maliyetini artırıyor. Buna karşın ürününü pazarlamada sadece tüccara bağımlı olan çiftçi fiyatın baskılanması sonucu emeğinin karşılığını alamıyor. Zaten çiftçi örgütlenmesinin son derece zayıf olduğu, mevcut pek çok kooperatifin de bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde kötü yönetimi sonucu tüccara mahkum olan çiftçi için tüketici kooperatifleri, kooperatif girişimleri ve gıda toplulukları aslında bir kurtarıcı rol üstleniyor. Çiftçinin en büyük problemlerinin başında pazarlama kanallarında yaşadığı sorunlar geldiğinden bu yeni oluşan örgütlenmeler çiftçiye emeğinin karşılığını vererek hem üretimi teşvik ediyor hem de çiftçiyi daha çeşitli ve kaliteli üretmeye yönlendiriyor.” dedi.

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Son güncelleme: android-time 11:13 13.02.2019
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more