Sözcü Plus Giriş

AKP’den askeri helikopter açıklaması

AKP Sözcüsü Çelik, Çekmeköy'de düşen askeri helikoptere ilişkin, "İlk gelen bilgiler, helikopterin acil iniş yaparken düştüğü şeklinde. Soruşturmalar başlatıldı. Çok yönlü araştırılıyor" dedi.

21:27 -

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin MYK toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Çekmeköy’de bir askeri helikopterin acil iniş yaptığı sırada düştüğünü ve 4 şehit olduğunu belirten Çelik, şehitlere Allah’tan rahmet diledi. Çelik, “Çok üzücü bir kaza, ilk gelen bilgiler, helikopterin acil iniş yaparken düştüğü şeklinde. Gereken soruşturmalar hem Başsavcılık tarafından hem Savunma Bakanlığı tarafından başlatıldı. Çok yönlü olarak araştırılıyor. Gerçek, neden olduğu, nasıl bir zaruretin ortaya çıktığı bu soruşturmaların sonunda hep beraber öğrenmiş olacağız” ifadelerini kullandı.

KAŞIKÇI CİNAYETİ

Çelik, önem verdikleri gelişmelerden birinin Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin yürüttüğü bir soruşturma çerçevesinde BM Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard’ın Türkiye’yi ziyareti ve bu çerçevede bir rapor yayınlanması olduğunu söyledi. Türkiye’nin şeffaf bir şekilde süreci yürüttüğünü ve Suudi Arabistan yetkililerine iş birliği çağrılarının hala yanıt bulmadığını söyleyen Çelik, BM heyetinin Suudi Arabistan Konsolosluğuna alınmaması gibi bir tablo ile karşı karşıya kalındığını hatırlattı.

“ŞÜPHELERİ CİDDİ BİR ŞEKİLDE ARTIRMIŞTIR”

Çelik, “Bu, soruşturmanın üstünün örtülmesi, olayın üstünün örtülmesindeki şüpheleri ciddi bir şekilde artırmıştır. Bu raporda elde ettikleri deliler ışığında bunun Kaşıkçı cinayetinin Suudi Arabistan’ın bazı devlet yetkilileri tarafından acımasızca ve önceden tasarlanmış bir cinayet olarak planlandığı sonucuna varmışlar. BM yetkililerinin vardığı sonuç bu. Cinayet ve acımasız vahşetin birtakım delillerle ortaya konulduğunu ifade ediyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

“MÜSAADE ETMEYECEĞİMİZİ NET BİR ŞEKİLDE SÖYLEDİK”

BM soruşturmasının halen devam ettiğini, çeşitli öneriler içeren raporun haziran ayında BM İnsan Hakları Konseyine sunulacağını belirten Çelik, “Olayın üstünün örtülmesine de müsaade etmeyeceğimizi net bir şekilde söyledik. Halen talep ettiğimiz iş birliğiyle yeterli bir şekilde karşı karşıya değiliz.” dedi.  Suç İstanbul’da işlendiği için Suudi Arabistan tarafından tutuklanan kişilerin yargılamasının İstanbul’da yapılması gerektiğini söylediklerini ancak olumlu karşılık bulamadıklarını hatırlatan Çelik, Türk yargısıyla ciddi bir iş birliği yapılması taleplerinin de karşılanmadığını ifade etti.

Çelik, şunları kaydetti:

“Buraya gelen Suud savcısı iş birliği yapmaktan çok daha ziyade elimizde neler olduğunu öğrenme gibi bir amacın içerisine girmiştir. Dolayısıyla biz açık çağrıyı bir kere daha yapıyoruz, bu olayın sorumlularının, emir verenlerin ortaya çıkması çerçevesinde güçlü bir soruşturma yürütülmelidir ve bu soruşturma uluslararası bir soruşturma olmalıdır. Bu bakımdan Birleşmiş Milletler tarafından yürütülen soruşturmayı önemsiyoruz ve bulgularının takipçisi olacağımızı bir kere daha ifade ediyoruz. Kuşkusuz Türkiye Cumhuriyeti böylesine vahşi, insani açıdan kabul edilemez bir eylemin takipçisi olmaya devam edecektir.”

MACRON’UN AÇIKLAMALARI

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, 24 Nisan’ı sözde Ermeni Soykırımı Anma Günü ilan etmesine ilişkin de değerlendirmede bulunan Çelik, “Bu, tarihi ve hukuki dayanaktan yoksun yaklaşım, esasında Fransa yargı makamları tarafından da uluslararası yargı makamları tarafından da reddedilmiş bir yaklaşımdır.” dedi.

Macron’un aldığı kararın Fransız Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarıyla da çeliştiğine dikkati çeken Çelik, şöyle devam etti:

“Biz Sayın Macron’a bu yaptığının yanlış olduğunu ve eğer gerçekten tarihle yüzleşmek gibi bir ısrar içindeyse bunu Fransa’nın Cezayir’de yaptığı eylemlerle, Benin, Burkina Faso, Gabon, Gine, Kamerun, Moritanya, Nijer, Senegal, Tunus ve Çad’da insanlığa karşı Fransız otoriteleri tarafından işlenmiş suçlarla yüzleşmesi gerektiğini ifade ediyoruz.

Buralarda Fransız otoritelerinin emriyle Fransız yetkililer tarafından işlenmiş suçlar ortadayken, tutup da tarihle yüzleşmek şeklinde bir tavrın arkasına sığınıp hukuki ve tarihi dayanaktan yoksun konularda siyasi tutum alması tabi içeride politik sıkışma yaşan Macron’un kendisine birtakım lobilerin desteğini bulmak şeklindeki bir yaklaşımının neticesidir.”

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konuda karşılıklı olarak arşivlerin açılması, bilim insanlarının gereken çalışmaları yapmasını ve çalışmaların sonucuna herkesin saygı göstermesi gerektiğini daha önce söylediğini anımsatan Çelik, “Bu çalışmalar bile bizatihi o zamanlar Ermenistan Anayasa Mahkemesinin aldığı kararlarla engellenmiştir.” dedi.

Türkiye’nin konuya ilişkin açık yürekli bir tavır ortaya koyduğuna işaret eden Çelik, “Bundan kaçınan, ortaya çıkan gerçeklerden uzak durmaya çalışan tarafın Ermenistan olduğu çeşitli kereler görülmüştür. Burada bir çıkar lobisi var. Yani bizim soykırım ekonomisi dediğimiz diasporada birtakım çevreler var.” diye konuştu.

“TÜRKİYE-FRANSA İLİŞKİLERİNE MALİYETİ OLACAK”

Türkiye ile Ermenistan arasındaki herhangi bir diyaloğun ve normalleşmenin önüne geçmek için bu çevrelerin büyük çaba sarfettiğini belirten Çelik, “Fransa gibi ülkeler de işte buradan kendilerine bir politik çıkar sağlamaya çalışıyorlar. Dolayısıyla bu konuyu tabii ki sadece kınamakla yetinmiyoruz, bunun Türkiye-Fransa ilişkilerine bir maliyeti olacaktır. Genelde Fransızlar böyle bir şey yaptıkları zaman ‘sadece kınarlar ve kınadıkları gibi kalır’ diyorlar.” ifadelerini kullandı.

Macron’un yaptığının Türkiye ile Ermenistan arasındaki herhangi bir normalleşme sürecini sabote etmek olduğunu gördüklerini ifade eden Çelik, şunları kaydetti:

“Bunu diasporanın bu süreçler üzerinde kurduğu hakimiyeti devam ettirmeye dönük bir pas verme olduğunu görüyoruz. İkincisi de içeride iç politikada bu sarı yelekliler ve benzeri konularda biraz kan kaybetmiş bir politikacının maalesef kendisine bir çıkış yolu bulmak için dirayetli bir politika üretmek yerine tarihi ve hukuki dayanaktan yoksun böylesi bir iftiranın arkasına sığınmak gibi bir tablo içerisine girdiğini görüyoruz.

Bir kere daha söylemek isteriz, tarihle yüzleşmek Fransa için gereklidir ama bu kendisini ilgilendiren kısım Osmanlı tarihi veya Türk tarihi değildir. Bu konuda öz güvene sahibiz biz, kendisinin yüzleşmesi gereken şey özellikle de hukuki olarak gereken şey Benin’den Burkina Faso’ya, Kamerun’dan Cezayir’e kadar Fransız otoritelerinin karıştığı cinayetler ve benzeri insan haklarını ihlal eden eylemlerdir. Kendisine tarihle yüzleşme konusunda bunu tavsiye diyoruz, bunu öneriyoruz.” AA

Son güncelleme: android-time 11:00 18.02.2019
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more