Sözcü Plus Giriş
ÇİĞDEM TOKER

İstisnanın krallığı

6 Şubat 2019

Meraklısı bilir: Ülkeyi yöneten bazı kurumlar ile bazı konular Kamu İhale Kanunu'na (KİK) tabi değildir.
Siyasi iktidarlar, birbirine benzemez nedenlerle  özel önem verdikleri bazı ihaleleri “istisna” kapsamına alır. “İstisna”, devletin bir kurumunun halkın parasıyla mal ve hizmet alırken, yol, köprü, bina vs yaptırırken, ihale yasasındaki sıkı kurallara bağlı olmaması anlamına gelir.
KİK 2002 başında, yani AKP öncesindeki “istikrarsız” koalisyon döneminde çıktı. İlk metinde “istisnalar” altı adetti. Alfabenin f harfine kadar. 16 yıllık AKP iktidarı boyunca harfler y'ye kadar uzadı. Değerli okurlar, yakın zaman önce, son torba yasayla -z- harfine gelindiğini paylaştığımı anımsayabilir.
Peki bu hatırlatmayı niye yapıyorum?
Dünkü Resmi Gazete'de bir Cumhurbaşkanı kararı yayımlandı. Karar KİK'teki istisna listesinin -y- harfine atıfta bulunuyor.
-y- istisnası “Cumhurbaşkanı'na bağlı olarak kurulan ofisler ve başkanlıkların; Türkiye'nin tanıtımı, ülkedeki yatırımların yahut finans kaynaklarının artırılması veya dijital dönüşüm ve teknolojik gelişimin sağlanması amacıyla yapacakları mal ve hizmet alımları”ndan söz ediyor.

BULMACA ÇÖZER GİBİ

İşte bu son Cumhurbaşkanı kararı, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nca yapacağı ihalelerdeki usul ve esasları belirlemiş. (Bu ihalelerin “Türkiye'nin tanıtımı kapsamında yürüteceği faaliyetler ile dijital dönüşüm ve teknolojik gelişiminn sağlanması amacıyla gerçekleştirilecek faaliyete ilişkin” olduğu belirtilmiş.)
Yayımlanan usul ve esaslar, “Demek ki partili cumhurbaşkanlığı sisteminde idare hukuku böyle bir şeymiş” dedirtiyor. Zira bir kanuna tabi olmamak için var edilen bir istisnanın nasıl işletileceğini anlatmaya yarayan bu metin, tam 63 maddeden oluşuyor.
Kamu İhale Kanunu'nun kendisi ise 68 madde.
Görünüşte, Cumhurbaşkanlığı yürürlükteki KİK'in bir maddesinin bir fıkrasına dayanarak, “usul ve esas” belirlemiş. Eski yönetmelikler gibi adeta. Ama “usul ve esas” sistematiğine yakından baktığınızda, bildiğiniz kanun görüyorsunuz. Hatta içerik ve uzunluk bakımından dayandığı kanunla boy ölçüşüyor.

REKABET YOK

Mevcut KİK ile yeni “usul ve esaslar”ı karşılaştırmak partili Cumhurbaşkanlığı'nın ihale dünyasına yeni bir “açılım” getirdiğini gösteriyor. Örneğin, mevcut kanunun “temel ilkeler” başlıklı maddesinde idare, ihalelerde “saydamlık, rekabet, eşit muamele, güvenirlik, gizlilik, kamuoyu denetim, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını, kaynakların verimli kullanılması”ndan sorumlu tutulur.
Benzer madde Cumhurbaşkanı kararında tekrarlanmış. Bütün bu kriterler sayılmış, bir tanesi hariç. O da rekabet. Yani Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nca yapılacak ihalelerde “rekabet” sağlama sorumluluğu metinde yok.
Aslında bunun nedeni anlaşılıyor. Çünkü İletişim Başkanlığı'nın yapacağı ihalelerde “ihale yöntemleri” de sıralanıyor: “Doğrudan alım, davet ve ilanlı pazarlık.”
Bu listede Kamu İhale Kanunu'nda yer alan “açık ihale” usulü yok. Haliyle, açık ihale yöntemini dışarıda bırakan ve bütün inisiyatifin idarede olduğu bir sistemde “rekabet”in bir kriter olmayışı kendi içinde tutarlı!
Kararı incelerken merak ettiğim bir soruyu da buradan paylaşayım. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı gibi, diğer başkanlıklar, ofisler ve kurullar da kendi ihaleleri için ayrı ayrı kendi “esas ve usullerini” mi uygulayacak?
Yöntem bu olacaksa yürürlükteki KİK'i “marjinalize” edecek çok sayıda kanun benzeri “usul ve esas” kararları çıkacak demektir. TBMM mesaisi olmaksızın tabii…
Bu da “partili Cumhurbaşkanlığı” içinde, “istisna”nın kural olmasını getirecektir. Ya da “istisnanın krallığı”nı.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more