Sözcü Plus Giriş
EGE CANSEN

Kemerleri sıkın

24 Mart 2019

Cuma günü TL, maalesef yeni bir atakla karşı karşıya kaldı. Bu yazıyı kaleme aldığım cumartesi öğleye kadar TL, dolar karşısında %5.5 değer kaybetmiş bulunuyor. Doların Euro karşısında %1 değer kazanmasını düşsek bile, TL'nin değer kaybının adeta bir “serbest düşüş” (free fall) şeklinde cereyan ettiği gerçeği değişmiyor. TL'nin değer kaybetmesini “düzeltme olarak” gören biri olarak şunu itiraf edeyim ki, ben bu ani düşüşü beklemiyordum. Şimdi kendime şu soruyu soruyorum: Bu düşüşü tetikleyen olay veya olaylar nedir? Filmi geriye sardığımda yine dış siyaset öne çıkıyor. Başta Rusya'dan hava savunma sistemi alınması kararıyla başlayan NATO ile gerginlik var. Ayrıca Yeni Zelanda'daki menfur terör eylemi ertesinde bizim, “Teröristin cezasını siz vermezseniz, biz veririz” tehdidine kadar varan tavrımız çok ülkeyi tedirgin etmiştir. Ardından ABD Başkanı Trump'ın, 1967'den beri İsrail'in işgali altında bulunan Suriye'nin Golan Tepeleri'nin artık İsrail'in mülkü sayılması gerektiğine dair beyanına karşı Türkiye'nin “Buna müsaade etmeyiz” diyerek karşı çıkması şüphe yok ki ABD ile aramızdaki şekerrenk ilişkileri daha da bozmuştur.

ANCAK ASIL SEBEP İKTİSADİDİR

Eğer ekonomimiz bu kadar “dış-borç-kolik” olmasaydı (haklı veya haksız) daha serazat bir dış politika izleyebilirdik. Türk ekonomisinin bugünlerde ne kadar kırılgan olduğunun en güçlü göstergesi, %4.5 faizli eski dış borçlara takla attırmak için aldığımız yeni dış borçlara %8'in üzerinde faiz ödemeyi kabul etmiş olmamızdır. Dolara %8 faiz ödeyerek borç almak, tefecinin eline düşmek gibidir. İnsan, paraya bu kadar sıkışınca, kolay, kolay “namert sarmasından” kendisini kurtaramaz. Nitekim Türk tahvilleri son olaylar yüzünden değer kaybedince “ikinci el tahvil piyasasında bizim kağıtların fiili dolar faizi” %10'ların üstüne çıktı. Bu da, yeni borçlanmalarda dövize %10'dan yüksek faiz teklifi etmek zorunda kalmak demektir ki; bu fahiş faiz, borçlanmada “sonun başlangıcı” olabilir.

TİTANİK'TE KAPTANIN GALA YEMEĞİ

Türkiye ekonomisi gitgide ağırlaşan bir finansman sıkıntısı yaşarken, belediye başkanı adayları veya mensubu oldukları siyasi partilerin önde gelenleri, bol keseden “dar gelirlilere bedava hizmet” ve “iç tüketime dönük yatırım projeleri” açıklama yarışına girdi. Bir iktisatçı olarak söylenenleri endişeyle izliyor ve herhalde onların bir bildiği vardır diye kendimi teselli ediyordum. Merak ediyorum, cuma günü patlayan finansal burgaçtan sonra da adaylar aynı vaatleri tekrar edecek mi? Daha da önemlisi seçmen, bu sözlerin tutulabileceğine, herkesin gelirinin artacağına ve kimsenin canının acımayacağına inanmaya devam edecek mi?

Son söz: Aday, rakibinden azar.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more