Sözcü Plus Giriş
EMİN ÇÖLAŞAN

Bu işte tuhaflık var!

4 Aralık 2019

Sevgili okurlarım, daha birkaç gün önce idi… Meclis'te bir yasa teklifi görüşülüyordu…

Çok basitçe anlatayım, bu teklifin bir maddesinde şöyle bir hüküm vardı:

“Termik santrallerin bacalarına filtre takılmasının 2.5 yıl daha ertelenmesi…”

Bu konudaki önerge AKP milletvekilleri tarafından (patronların baskısıyla) verilmişti.

Türkiye'deki 13 termik santrale bacalarına filtre takmaları için daha önce yedi yıl süre verilmişti ama hiçbiri bunu yapmadı. Normalde filtrelerin takılması için son gün 31 Aralık 2019 idi. Bu önerge, sürenin 2.5 yıl daha ertelenmesini öngörüyordu.

Muhalefet milletvekilleri bu önergeye karşı çıktılar, şiddetle protesto ettiler, halkı zehirleyen termik santrallerin durumunu anlattılar ama dinleyen olmadı.

Kömürle çalışan termik santrallerin bacaları gerçekten de zehir ve ölüm saçıyor. Çevrede yaşayanlar bu rezalet nedeniyle kanser başta olmak üzere bir sürü hastalığa yakalanıyor.

İş bununla da kalmıyor. O bacalardan fışkıran zehir ve duman, tarımı da zehirleyip yok ediyor.

★★★

Erteleme olayı kamuoyunda büyük tepki yarattı. Çevreciler ayaklandı… Bazı bakan beyler ise her zaman olduğu gibi sorumsuzca öne çıktılar:

“Erteleme gerçekleşirse enerji üretimi azalır. Oysa bizim enerjiye ihtiyacımız var. O büyük bacalara filtre takmak hem zor, hem de pahalı bir iştir. Hele bir erteleyelim, sonrası için nasıl olsa bir çözüm bulunur. Gerisi Allah kerim!..”

Her şey para… Dinleri imanları para!

★★★

Bunların ülkemizi ne durumlara düşürdüğüne her sabah milyonlarca insanımız tanık oluyor. “Tasarruf (!)” gerekçesiyle halen yaz saati kullanıyoruz. Ortalık sabah 7.30'da bile gece gibi karanlık. O saatlerde dışarıda olan küçük çocukları düşünün…

Avrupa ile saat ayarımız koptu.

Bunlar için önemli olan sadece para!

İnsan sağlığı falan umurlarında bile değil.

★★★

Neyse işte, yasa teklifine ek olarak AKP'liler tarafından verilen bu önerge yine AKP'li çoğunluk tarafından oylandı ve kabul edildi.

Yasa, cumhurbaşkanı tarafından onaylanması için Saray'a gönderildi…

Toplumda büyük tepkiler oluşmuştu…

Ve bir sürpriz yaşandı, Recep Bey bu maddeyi haklı olarak veto etmek zorunda kaldı.

Kendisinin tarih boyunca, cumhurbaşkanlığı dönemindeki ilk vetosu idi.

(Darısı bundan sonraki vetoların başına!)

★★★

Peki bunu niçin yaptı?..

Kendisi aynı zamanda partisinin genel başkanı.

Dolayısıyla Saray'da, Meclis'te ve partisinde kendisinden habersiz olarak sinek bile uçamaz.

AKP milletvekillerinin önergesi, Bütçe Plan Komisyonu'nda verilmişti.

Yasa teklifi daha sonra Meclis'te görüşüldü.

Recep Bey eğer isteseydi, o erteleme maddesini bir telefon emriyle metinden çıkartabilir, ya da reddedilmesini sağlayabilirdi.

Şimdi veto etmekle, bu maddeyi savunan Sağlık, Enerji ve Çevre bakanlarını bile ister istemez açığa düşürmüş oldu.

Demek ki bu konuda partisi ve bakanları ile kendisi farklı düşünüyordu.

★★★

İşin daha da ilginç bir yanı var…

Meclis'te o yasaya kabul oyu veren bazı AKP milletvekilleri, Recep Bey'in bu vetosundan sonra dün demeçler verdiler:

“Sayın cumhurbaşkanımız bu maddeyi veto etmekle çok doğru bir karar vermiş, halkın zehirlenmesini önlemiştir. Kendisine teşekkür ederiz!”

Acaba akılları oy verirken neredeydi?

Dönekliğin ve riyakârlığın ancak bu kadarı olabilirdi ve onu başardılar!

Böyle siyaset (!) olur mu?

Sonucu 31 Aralık gününe kadar göreceğiz inşallah!.. Bakalım filtreler takılacak mı, yoksa patronların isteği doğrultusunda her şey aynen devam edecek mi.

Bana sorarsanız takılmayacak ve zehirleme süreci aynen devam edecek.

Yanılmayı dilerim.

Sevgili okurlarım, birileri Kars'tan kaz eti getirtmiş ve İstanbul'da bir restoranda toplu bir kaz yemeği yenmiş.

Konuklara kaz eti ikram edilmiş.

Yemeğe katılanlar arasında Ekrem İmamoğlu ve Canan Kaftancıoğlu da var.

Sonra birileri yemek masasında fotoğraf çekmiş, o fotoğraflar sosyal medyada servis edilmiş. Şimdi birileri tarafından bir bardak suda fırtına koparılmak isteniyor!..

“Vay efendim, İmamoğlu yemekte şarap, Kaftancıoğlu rakı içiyor, bu ne rezalettir!”

İmamoğlu yalanlıyor, “Ben diyet yapıyorum, sadece su içtim” diyor.

Kaz etini getirten bizim Deniz Zeyrek de aynı şeyi söylüyor:

“Sadece su içti, ben karşısında oturuyordum.”

★★★

21. yüzyılda yaşıyoruz… Bir yemek daveti var…

Birileri şarap, rakı, kola, ya da su içmiş…

İçse ne olur, içmese ne olur, kime ne!

O sofra medresede mi, tarikat merkezinde mi, cami avlusunda mı?

Ne yedilerse, ne içtilerse afiyet olsun.

21. yüzyıl Türkiye'sinde kime ne!

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more