Sözcü Plus Giriş
UĞUR DÜNDAR

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’e yönelik milli stratejisi yok!..

23 Ağustos 2019

Tüm öngörüleri doğru çıkan emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ'dan Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları krizi konusunda çarpıcı açıklamalar:

Elekdağ, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de acilen ‘Münhasır Ekonomik Bölge'sini ilan etmesi gerektiğinin altını çizdi. “Aksi takdirde ulusal hak ve menfaatlerimiz ağır zarara uğrayacaktır. Bu konuda sorumluluk hükümetindir” dedi.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan'ın uygulamak istediği Sevilla Haritası'na göre, Türkiye, Doğu Akdeniz'de 148 bin kilometrekarelik, yani Kıbrıs Adası'nın 11 katı kadar bir alanı kaybediyor.

Sevgili okurlarım,
Tüm öngörüleri doğru çıkan emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ ile söyleşimizin dünkü bölümünde Doğu Akdeniz'deki yetki alanları konusunda Türkiye ve Kuzey Kıbrıs ile Rum -Yunan ikilisi arasındaki ihtilafı, AB'nin East Med Gaz Boru Hattı Projesi'ne atfettiği stratejik önceliği ve Türkiye'yi Akdeniz'den dışlamayı hedefleyen şer ittifakını ele aldık. Bu ittifak Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), İsrail, Mısır ve AB'den oluşuyor. Fransa ve ABD tarafından da destekleniyor. Söyleşimizin bugünkü son bölümünde ise Türkiye'nin hak ve menfaatlerini koruyabilmesi için Doğu Akdeniz'de vermesi gereken çetin mücadeleyi ve bu doğrultuda neler yapması gerektiğini irdeleyeceğiz.

★★★

UĞUR DÜNDAR (U.D.): Sayın Elekdağ, Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilanına hangi nedenlerle muhalefet ediyor?
ŞÜKRÜ ELEKDAĞ (Ş.E.): Dışişleri Bakanlığı'nın Doğu Akdeniz'de MEB ilanı konusundaki görüşü şöyle: “MEB ilanı, uluslararası hukuk bakımından özünde balıkçılıkla ilgilidir. Nitekim petrol ve doğalgaz hakları, MEB ilan edilmeden de kıta sahanlığı hakları çerçevesinde korunabilmektedir. Doğu Akdeniz'de MEB ilan edilmesinin kıta sahanlığımızdaki haklarımız bakımından bu aşamada ilave bir getirisi bulunmamaktadır…
“Karasularımızdan başlayan kıta sahanlığımız 32 derece 16 dakika 18 saniye Doğu boylamının batısından itibaren  Mısır-Türkiye ortay hattını takip ederek 28 derece Doğu boylamına kadar uzanmaktadır. Ancak, 28 derece Doğu boylamının batısındaki Türk kıta sahanlığının hangi noktaya kadar uzanacağı, Akdeniz ve Ege'de tüm ilgili kıyıdaşlar arasında hakkaniyete dayalı sınırlandırma anlaşmalarının yapılmasıyla belli olacaktır.” Tabiatıyla GKRY ile sınırlandırma, ancak Kıbrıs meselesinin çözülmesinin ardından mümkün olabilecektir.

MEB İLAN ETMEMENİN SORUMLUSU HÜKÜMET

(U.D.): Peki, Dışişleri'nin MEB ilanına karşıtlığı hangi gerekçelere dayanıyor?
(Ş.E.): Kanımca Dışişleri Bakanlığı, Doğu Akdeniz'de karşılaşılan sorunlar ile Ege ve Kıbrıs'a ilişkin sorunları birbirlerine bağlı olarak ele alıyor ve bundan dolayı da pasif hareket etmeye zorlanıyor. Dışişleri tahminimce, “Akdeniz'de MEB ilan edersek, Yunanistan buna Ege'de karasularını 12 mile çıkararak veya Bern Anlaşması'nı feshederek mukabele eder” diye düşünmüş ve Türkiye'nin başına yeni sorunlar açılacağı endişesiyle hareketsiz kalmayı yeğlemiş olabilir. Tabii Dışişleri'nin bir temel tezi de “Kıbrıs sorunu çözülmeden GKRY'nin MEB ilan edemeyeceği ve Ada etrafında doğal kaynakları işletmeye açamayacağıdır.”
Esasında Dışişleri Bakanlığı'nın bu konulara hakim ve gayet yetenekli diplomatları olduğunu biliyorum. Muhakkak hükümete her seçeneğin getiri ve götürüsünü izah etmişlerdir. Nihai karar hükümet tarafından verildiğine göre, sorumluluk da onundur.

(U.D.): 12 mil meselesi ile Bern Mutabakatı'nın ne olduğunu da çok kısaca okurlarımızla paylaşalım.
(Ş.E.): TBMM'nin Yunanistan'ın karasularını 12 mile çıkarmasının savaş nedeni (casus belli) sayılacağını deklare eden bir kararı var. Bu karar, bugüne kadar Yunanistan'ı Ege'de karasularını genişletmekten caydırdı. Bern Anlaşması'na gelince, Türkiye'nin 1974 yılında Ege Denizi'ndeki kıta sahanlığıyla ilgili haklarını kullanmak için harekete geçmesi üzerine, Yunanistan'ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve Uluslararası Adalet Divanı'na yaptığı başvurular kabul edilmedi. Bu durumda Yunanistan, Ege sorunlarını halletmek için Türkiye ile müzakerelerde bulunmak zorunda kaldı. Bu müzakereler neticesinde imzalanan Bern Mutabakatı, iki ülkenin Ege Denizi'nde tek yanlı girişimlerde bulunmamasını ve sorunların görüşmeler yoluyla çözülmesini öngörüyor.

Şükrü Elekdağ

YUNANİSTAN'IN BÖLGEYİ SAHİPLENME ÇABASI…

(U.D.): Şimdi de okurlarımıza Yunanistan'ın Doğu Akdeniz'de kıta sahanlığı/MEB konusuna nasıl baktığını anlatalım…
(Ş.E.): Yunanistan, Meis, Rodos, Kerpe, Kaşot ve Girit Adaları'nın oluşturduğu hattı, kıta sahanlığı ve MEB tesis etmek için esas hat olarak ele alıyor. Bu adaların ana kara kıtası kadar kıta sahanlığına ve münhasır ekonomik bölgeye sahip oldukları iddiasıyla Mısır'la deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşması yapmaya çalışıyor. Yunanistan'ın bölgeyi sahiplenme çabası, AB tarafından Sevilla Üniversitesi'ne yaptırılan Avrupa deniz yetki alanları haritasıyla destek buldu. Bu haritanın Doğu Akdeniz paftası tamamen Yunanistan'ın hesap ve varsayımlarına uygun olarak çizilmiştir. Akdeniz'de en uzun sahile sahip olan Türkiye dar bir kıyı şeridine hapsedilerek sadece Antalya Körfezi'nden Akdeniz'e çıkış alanı bırakılmıştır. Kısacası, Sevilla Haritası ile Türkiye Akdeniz'den koparılıyor.

(U.D.): Ama bu haritaya dayanılarak henüz bir uygulama yapılmadı değil mi?
(Ş.E.): Güney Kıbrıs Rum Yönetimi yaptı… GKRY, Sevilla Haritası'ndaki sınırları esas alarak 2004 yılında tek taraflı olarak MEB'ini ilan etti, sonra da 2007'de yine bu sınırları esas alarak Ada'nın güneyindeki 13 parselde lisans vermeye başladı. Uluslararası deniz hukukunun tüm kural ve içtihatlarını ihlal eden Sevilla Haritası'na bugün bütün AB üyeleri itibar etmektedir. Halen Mısır'la deniz yetki alanları hususunda müzakere halinde olan Yunanistan da MEB'ini ilan etmeye hazırlanmaktadır. Bu nedenle, Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümamiral Yaycı, Türkiye'nin elini çabuk tutup Doğu Akdeniz'de MEB'ini ilan etmesini önermekte, bunda geç kalındığı takdirde ulusal hak ve menfaatlerimizin ağır zarara uğrayacağını vurgulamaktadır.

YUNANİSTAN DA MEB'İNİ İLANA HAZIRLANIYOR

(U.D.): Bunu biraz açar mısınız?
(Ş.E.):Tümamiral Yaycı, Doğu Akdeniz'de Türkiye açısından en kötü senaryonun, Yunanistan'ın Mısır ve GKRY ile MEB anlaşmaları imzalamasının doğuracağı sonuçlar olduğu görüşündedir. Zira, Yunanistan'ın AB tarafından da desteklenen tezlerinin gerçekleşmesi halinde (haritadan da görüleceği üzere), Türkiye'nin hakkı olan 189 bin kilometrekarelik MEB alanı, 42 bin kilometrekareye düşecektir. Yani sahip olduğumuz 148 bin kilometrekarelik alan, Yunanistan tarafından gasp edilmiş olacaktır. Bu durumda Yaycı, Türkiye'nin acilen MEB ilan ederek Yunanistan'la Mısır'ın önlerini kesmesini önermektedir. Bu öneri şu iki gerekçeye dayanmaktadır:
1) Türkiye'nin bugüne kadarki tecrübesi, çözüm ve inisiyatiflerin ötelenmesinin daima ülkemizin aleyhine sonuçlar verdiğini ortaya koymuştur.
2) Ön almak suretiyle Türkiye başkalarının yaptıklarına hep itiraz eden taraf olmaktan kurtulmalı ve fiili bir durum yarattıktan sonra diğer ilgili devletlere “Gelin sınırlandırma anlaşmaları yapalım” deme konumunda olmalıdır.
Tümamiral Yaycı'nın önem verdiği bir nokta da sınırlandırma işlemlerinin icabında diyagonal hatlar metodolojisine göre de yapılmasıdır. Bu takdirde ilişik haritadan da görüleceği üzere, Türkiye ile Libya'nın karşılıklı kıyıları arasındaki ortay hatta göre yapılacak sınırlandırma Türkiye'nin kıta sahanlığı/MEB alanının doğuya ve güneye doğru genişlemesine yol açmaktadır. Libya ile deniz yetki alanlarını sınırlandırma girişimlerimizden bu ülkenin içinde bulunduğu durum nedeniyle sonuç alınamamıştır. Yaycı, Yunan basınında çıkan haberlerde “Türkiye ile Libya arasında deniz yetki alanı sınırlandırma anlaşması imzalanmasının Yunanistan için en tehlikeli senaryoyu teşkil edeceğinin” belirtilmiş olmasının, konunun Türkiye için önem ve aciliyetini ortaya koyduğuna işaret etmekte ve bu nedenle tüm güçlüklere rağmen Libya ile bir anlaşmanın ivedilikle akdedilmesinin bir zaruret oluğunu vurgulamaktadır.

TÜRKİYE DOĞU AKDENİZ MEB'İNİ İLAN ETMELİ

(U.D.):Buraya kadar yaptığınız yorumlar Doğu Akdeniz stratejisi konusunda devlet katında bir uyuşmazlık olduğunu ortaya koyuyor. Yanılıyor muyum?
(Ş.E.):Tümamiral Yaycı Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı olduğuna göre kitabında savunduğu tezlerin, Deniz Kuvvetleri ve Genelkurmay Başkanlığı tarafından benimsenen görüşler olması icap eder. Böyle olunca, devletimizin iki önemli kurumu, yani Genelkurmay Başkanlığı ile Dışişleri Bakanlığı arasında uzun süredir devam eden bir anlaşmazlık olduğu ortaya çıkıyor. Türkiye'nin, yıllar boyunca GKRY ve Yunanistan'ın Doğu Akdeniz'deki hamlelerine karşı proaktif bir politika izleyememesi, daima reaktif girişimlerle yetinmesinin ve mevzi kaybetmesinin nedeni bu kronik ihtilaftır. Bunun anlamı, Türkiye'nin hayati nitelikte jeopolitik ve ekonomik çıkarlarının bulunduğu Doğu Akdeniz'e yönelik bir milli stratejisinin olmadığıdır.

DOĞU AKDENİZ KONUSUNDA DEVLETTE ANLAŞMAZLIK…

(U.D.):Bunun acilen telafi edilmesi gerekiyor.
(Ş.E.): Türkiye'nin bölgesel jeopolitiğin ağırlık merkezi olan Doğu Akdeniz için çok yönlü bir stratejiyi ivedilikle oluşturması zorunlu. Bu strateji, hem Türkiye'nin deniz yetki alanlarındaki hak ve çıkarlarını koruyabilecek, hem de yüksek enerji potansiyeli olan bu denizin kaynaklarından meşru payını almasına imkan verecek nitelik ve güçte olmalı. Bu yolda atılacak ilk adım da izah ettiğimiz iki karşıt tezin sağlıklı bir risk analiziyle bağdaştırılmasıdır.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more