Sözcü Plus Giriş
ÜMİT ZİLELİ

“Af değil, insan ticareti yasası!..”

19 Ocak 2019

AKP iktidarının tee en başından bu yana bıkmadan, usanmadan yaptığı en büyük cingözlük nedir diye soracak olursanız yanıtım hazır:
-Açık ara “Mehteran yürüyüşü” taktiği!..
Gerçi “iki ileri bir geri” şeklindeki Mehteran yürüyüşü efsanesinin bilindiği gibi olmadığı, yanlış bilindiği ortaya çıktı ama yine de iyi anlaşılsın diye bu örneği kullanıyorum… Plan genellikle şöyle işliyor:
-İktidar, çıkarmak istediği bir yasa ile ilgili olarak en yetkili ağızlardan birini konuşturuyor, kamuoyunun tepkisi ölçülüyor; eğer tepki çok sertse, çok taraftar topluyorsa hemen geri adım atılıyor ve o teklif uykuya yatırılıyor!..
Tıpkı 3 yıl önce “çocuklara cinsel istismar suçlarında mağdur ve failin evlenmesi halinde cezanın ertelenmesini ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını” öngören yasal düzenleme gibi!..
-Kısaltarak söyleyecek olursak Çocuk İstismarcılarına Af Yasası!..
Konu 3 yıl önce gündeme geldiğinde başta kadınlar olmak üzere kamuoyu ayağa kalkmış, bunun üzerine iktidar düzenlemeyi uykuya yatırmıştı!..
-Demek ki uyandırılma zamanı geldi!..

İstismarı yasal hale getirmek!..

Sol Haber'in görüşüne başvurduğu Avukat Müjde Tozbey Erden'in söylediklerini okuyunca gerçekten kanım dondu… Erden'in söylediklerini madde madde paylaşayım:
-Üç yıl önce kamuoyu baskısıyla geri çekilen af teklifinin yerine Türk Ceza Kanunu'nun 103'üncü maddesinde değişiklik yapılmıştı; önceki yasaya göre 15 yaş ve altındaki çocuklara yönelik her türlü istismar suçu aynı hapis cezasıyla cezalandırılırken, yapılan değişiklik ile “12 yaş ayrımı” getirildi.
-Anayasa Mahkemesi'nin 2016 yılında verdiği bir kararda çocukların uğradığı her istismarda yüksek ceza verilmesi uygun görülmemişti. Çünkü örneğin 13 yaşındaki bir kız çocuğunun isteyerek cinsel ilişkiye girmesi halinde cezanın daşa uygun ve az olması gerektiği belirtilerek, cezaların hakkaniyete aykırı olduğu belirtilerek TCK'da değişiklik yapılması için ihtar yapılmıştı…
Pekii, 13 yaşındaki bir kızın “isteyerek cinsel ilişkide bulunmasının”, o yaşta kolayca kandırılabileceği, düşünme yetisinin tam olarak gelişmediği, kendisine sunulan “çekici hediye” ya da geleceğe dair rüyalarını süsleyecek sözlere kanabileceği yolunda bir düşünce seslendirilmiş miydi yüce mahkemede?..
-Bilebildiğim kadarıyla hayır!..
Anayasa Mahkemesi'nin bu ihtarı üzerine TCK'ya yeni bir madde konularak 12 yaş ve altı çocuklarla 12 yaş üstü çocuklara uygulanan istismarlara verilen cezalar aynı olmaktan çıkarıldı!..
Avukat Erden, Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda sözü edilen “cezaların aynı olmaktan çıkarılması” kararının 2015 da verdiği şu karardan bağımsız düşünülmemesi gerektiğinin de altını çizdi:
-Dini nikah özgürlüktür. İsteyen istediği zaman dini nikah kıyabilir, resmi nikah şart değildir!..
Bu kararı da “çocuk istismarcılarına evlilik affından” bağımsız düşünemeyeceğimiz gibi!..

Tecavüzcüsüne satılan kız çocuklar!..

Peki, üç yıl önce geri çekilen bu düzenleme Meclis'ten geçerse ne olacak?..
Felaket olacak!.. Av. Müjde Tozbey Erden, ortaya çıkacak vicdansızlığı, “et satışını” şöyle tarif ediyor:
-12 yaş üstü çocuklara uygulanan istismar, tecavüz sonrası, istismarcının gidip aile ile anlaşması, çocuğun satın alması, üzerine de dini nikah yapması ile birlikte tecavüz artık yasal hale geleceği gibi, toplum nezdinde de meşru hale getirilecektir. Bu durum sadece tecavüzün toplum ve devlet eliyle korunmasına yol açmayacak, “insan/kadın ticaretine” de sebep olacaktır!..
Felaket bu işte; kadın, insan eti üzerinden ticaret! Yüzlerce binlerce, sorasında yüzbinlerce tecavüze uğramış çocuk gelinler ordusu!..
Artık isteyen istismarcı istediği çocuğa tecavüz ettikten sonra tehditle ya da başlık parasıyla satın alabilecek ve cezadan kurtulacaktır!.. Ya da aileler kız çocuklarını okutmak yerine, istismara, tecavüze uğradığını gerekçe göstererek “namusunu kurtarmak” bahanesiyle kızlarının çocuk yaşta istismara uğramasına, satın alınmasına göz yumabileceklerdir!..
Kadının toplumdan iyice soyutlanmasına, eve kapatılmasına da yol açacak böylesine vicdansız bir gerici geleceğe hayır demek, başta kadınlar olmak üzere tüm toplumun başlıca vazifesidir…
-İstismarcılara Evlilik Affı'na geçit vermemek çocuklarımızı kurtarmak demektir!..