Reklamsız Sözcü
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN

Sömürü

14 Ocak 2019

Arapça “istismar” sözcüğünün özdilimizdeki karşılığı olan “sömürü” sözcüğü duyguyu, düşünceyi, olanağı kötüye kullanmayı anlatmaktadır. Toplumsal yaşamda ve kişisel ilişkilerde çok rastlanan bir tutum ve davranış bozukluğudur. Özellikle iyi niyetli yaklaşımlara karşın kötü niyetli duruştur. Yapılanın, verilenin, almanın, tanınanın, sunulanın değerini bilmemek, bu sıcaklıkları, olumlu yaklaşımların gerektirdiği özeni göstermemek, bunları geçersiz kılacak olumsuzluklar içinde olmaktır.

Bir iyiliği, hoşgörüyü ve anlayışı kendi kötülüklerinin bahanesi sayarak, aracı yaparak değersiz düşürmektir. Tarih derslerinde Batılı ülkelerin Asya ve Afrika ülkelerinin varlıklarını, sahiplerini dışlayarak, yağmalamalarıyla anlatılan sömürge düzeninin sömürüye dayandığı gerçeği, kavramın iyiliklerden uzak olduğunu göstermektedir. İnsanları kul-köle durumunda çalıştırıp ellerinden her şeylerini (kendilerini, eşlerini, çocuklarını, mallarını) almak siyasal tarihin kara sayfalarını doldurmuştur.

Toplum yaşamında şimdilerde daha çok duygu sömürüsü yaşanmaktadır. Dilencilerin istemleriyle karşılaşılan görünüm, siyasal alanda yandaşlık ve çıkar güdüleriyle tırmanmaktadır. Acıma duygusu, hemşehrilik ve particilik bağları ile dostluk ve meslektaşlık ilişkileri aşırı, yersiz ve gereksiz istekleri yüreklendirmektedir.

Ne olursa olsun sömürü, kınanması ve uzak durulması gereken bir olumsuz tutum ve davranıştır. İnancı, iyi niyeti, konumu ve sıfatı kötüye kullanmaktır. Karşı yana saygısızlık, hattâ sapkınlıktır (ihanet). En sakıncalı sömürü de inanç sömürüsüdür. Uzun yıllar savaşlara neden olan bu sömürü günümüzde de siyasal çıkar ve kişisel yararlar için bir tür bağnazlık çağrısı ve gelir aracı olarak kullanılmaktadır. Kınanmalı, önlenmeli, engellenmelidir.

Bay RTE'nin bir büyük çelişki ve tutarsızlık olarak nitelendirilebilecek “Herkesin cumhurbaşkanıyım” sözüne karşın kendilerine karşı olanları acımasızca eleştirip karalaması ve suçlaması, görevinin gerekleriyle bağdaşmamaktadır. Andına aykırı tutumu ile yol arkadaşı Binali Yıldırım'ın belediye başkanı adayı olduğunda TBMM Başkanlığı'ndan ayrılmaması anayasaya aykırıdır. İstanbul'u yitirmek korkusuyla TBMM Başkanlığı'nı belediye başkanlığının arkasına aldılar, Bay RTE'nin parti genel başkanlığını cumhurbaşkanlığının önüne ve üstüne alıp koyu bir partizan olarak seçim çalışmalarını sürdürmesi demokrasimizin ötelenmesinin yeni bir biçimidir. İktidar kasasının kapağı, kesesinin ağzı açıldı. Her alanda ödün ve oy toplama düzenlemeleriyle seçim yarışması. Nerede demokrasi, nerede hukuk, nerede anayasa? Andında tarafsızlık vurgulaması bulunan cumhurbaşkanının particilikten uzak durmak bir yana, cumhurbaşkanı sıfatından yararlanarak günlük siyasette particilik yapması anayasanın ruhuna, özüne ve amacına aykırıdır. Böylece cumhurbaşkanlığı sıfatı özen gösterilmesi gerekirken parti genel başkanlığının altına alınmış olmaktadır. Doğru değil. Büyüklenme, kibir, “afra-tafra” denilen sertlik, karşıtları aşağılama, gözdağıyla korkutup çekindirmeye çalışma, hukuku dışlayarak ve çiğneyerek hukuk devletini yönetmeye kalkışma hiçbir zaman yarar sağlamaz.

Devlet olanaklarını seçimler için alabildiğine kullanmada sakınca görmeyen iktidar kesenin ağzını, kasanın kapağını iyice açmıştır. Demokrasilerde oy satma ve oy satın alma gibi durum ve tutumlar en büyük çirkinlik ve ilkelliktir.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more