Sözcü Plus Giriş
AYTUNÇ ERKİN

Çiftçinin 2002’de borcu 1 milyar liraydı, 2020’de borç 130 milyar TL oldu

5 Haziran 2020

CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, SÖZCÜ'ye konuştu

Çiftçi para kazanamadığı için tarım arazilerini ekmekten vazgeçti, toprağa küstü

İki Trakya büyüklüğünde alan ve Doğu'daki meralar boş. Böyle tarım yönetilmez

AKP'nin tek yaptığı, çiftçi borcunu 130 milyara çıkarmak oldu. Üreticiler batakta

Çiftçilerimiz kente göç ettiriliyor, üstelik gıda ithalatıyla yandaşların cepleri doluyor

Okan Gaytancıoğlu… Tarım doçenti… CHP Edirne Milletvekili… Uzun zamandır, Türkiye'nin üretim politikasına dönmesini savunuyor. Geçen gün kendisiyle uzun bir sohbet gerçekleştirdim. Gaytancıoğlu, “Tarımda temel amaç ithalat değil üretim olmalıdır” dedi ve koronavirüs sürecinin bize öğrettiklerini şöyle anlattı:

‘KORONA SONRASI ÜRETİM ŞART'

“Korona sonrası artık hiçbir ülke temel ihtiyaç maddelerinde kendine yeterli olacak para kazanacağını bilse bile önceliği dış satım olarak hedeflemeyecek. Yine koronavirüs göstermiştir ki bazen yeterli döviziniz bile olsa tüm sınır kapılarınız, limanlarınız kapanabilir, ne kadar güçlü olursanız olun paranızla hiçbir şey satın alamayabilirsiniz. Çözüm üretimi desteklemek. Hele Türkiye gibi bir tarım ülkesinde bu çok daha kolay. Coğrafyasının özellikleri ve iklim avantajı sayesinde tropikal ürünler haricinde bütün ürünlerin yetiştirilmesine müsait bir toprak yapısına sahiptir. Unutmayalım ki çiftçi kazanırsa esnaf kazanır, çiftçi kazanırsa sanayici kazanır, çiftçi kazanırsa devlet vergi alır ve kazanır. İthalatta kazanan sadece yandaş firmalar olur.”

‘ÇİFTÇİ ÜRETİM YAPAMIYOR'

CHP'li Gaytancıoğlu, “Türk tarımının sorunu üretim değil, yönetimdir” tespitini yaptı ve sözlerine şöyle devam etti: “Bitkisel üretimde ve hayvancılıkta üretimde kullanılan girdilerde büyük oranda dışa bağımlılık ve yüksek fiyat sorunu nedeniyle çiftçi üretim yapamaz durumda. Çiftçi para kazanamadığı için tarım arazilerini boş bırakmakta, ekmemekte. Çiftçi toprağına küsmüş durumda. AKP'nin uyguladığı niteliksiz tarım politikaları nedeniyle iki Trakya büyüklüğünde alan ekilmeyip boş kalırsa… Doğu ve Güneydoğu'daki bedava yem kaynağı meralar boş kalırsa… Yani kısacası Türkiye toprakları ve meralarını kullanmazsa, yem kaynağı olan arpayı ithal ederse, yem kaynağı olan mısırı ithal ederse Türkiye tarımı yönetilemez.”

‘İTHALATTAN YANDAŞ KAZANIYOR'

Tarım doçenti Okan Gaytancıoğlu, 2002'den bu yana uygulanan tarım politikasını da şu cümlelerle anlattı: “AKP'li yılların tarım politikası günübirlik! Temel gıda maddesi dahi olsa fiyatı artan tüm ürünleri ithal etmek ve bu ithalattan yandaşlara çıkar sağlamak adeta iktidarın temel amacı oldu. Bir zamanlar dünyada kendi kendine yetebilen yedi ülkeden biri olan Türkiye, en çok tarım ürünü ithal eden ülkelerden birisi haline geldi. Halbuki tarım politikasının temel amacı ‘kendine yeterlilik'tir. Tarım ürünlerinde özellikle temel gıda maddelerinde kendine yeterli olmayan ülkeler bazen çok ciddi bedeller ödeyebilirler ki bu bedeller maddi olmayabilir.”

‘ÇILGIN PROJELER HEMEN DURMALI'

CHP'li vekilin “Ürünleri ithal etmek ve bu ithalattan yandaşlara çıkar sağlamak adeta iktidarın temel amacı oldu” iddiasını açmasını istedim: “Tarımsal desteklemelere kaynak yok dayatmasına ve aldatmacasına karşı, biliyoruz ki, Kanal İstanbul, Akkuyu Nükleer Santrali, Salda Gölü Millet Bahçesi gibi halkımızın öncelikli ihtiyaçları yerine sermaye kesimlerine rant aktarmayı amaçlayan projeler salgın döneminde de yargı kararlarına karşın uygulanmak istendi. Bu tip çılgın projeler derhal durdurulmalı, kamu kaynakları üretimi artırmaya ve toplum yararına kullanılmalı.”

‘PLANLI KALKINMA VE KAMU ÇIKARI'

Okan Gaytancıoğlu'nun çözüm önerileri önemli: “Tarım sektöründeki sorunların köklü çözümü için; kısa, orta ve uzun vadede, ülkemizdeki ithalat kolaycılığına dayalı ekonomi politikaları yerine üretim ekonomisini öne çıkarmak gerekiyor. Sermaye öncelikleri yerine kamusal çıkarlar, lüks ve savurganlığa dayalı yönetim anlayışı yerine tasarruflar, gündelik politikalar yerine planlı kalkınmayı önceleyen anlayışın bir an önce yaşama geçirilmesi gerekiyor. CHP'nin tarım politikası ise çok açık ve net. Coğrafyası tarıma çok elverişli olan Trakya ve Anadolu'da üreten bir ülke ve hakça bölüşen bir Türkiye yaratmak. İthalata ayrılan finansmanı yerli üreticiye yönlendirerek üretim artışı ve gelir artışı ile ‘Üreten köylüyü yeniden milletin efendisi yapmak' şart! Çünkü… AKP'nin tek yaptığı, 1 milyar liradan aldığı çiftçi borcunu 130 milyara çıkararak çiftçiyi borç batağına sokup, üreticinin Tarım Kanunu ile hak ettiği desteğin yarısını vererek, çiftçiyi köyden kente göç ettirmek ve gıda ihtiyacını ithalatla karşılayarak yandaşların cebini doldurmaktır.”

‘ÜRETEN KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR'
CHP Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, tarımda yaşanan sorunların çözümü için ‘üretimi teşvik etmek' gerektiğini belirtti. “Üreten köylüyü yeniden milletin efendisi yapmak şart” dedi.

Londra'daki bankalara 180 milyar dolar faiz öde, çiftçiye su verme

Okan Gaytancıoğlu, üreticinin yaşadığı sorunları madde madde sırladı:

– Londra'daki bankalara 180 milyar dolar faiz ödenirken, çiftçinin tarlasına su götürülmemesi, suyun çiftçilere çok yüksek fiyatlarla satılması yapısal bir sorundur.

Buğday, arpa, soya, ayçiçeği, tütün, mısır gibi üretimi artmamışken ve bunlar için milyarca dolar döviz yurtdışındaki çiftçilere ödenirken, Türkiye'de ekilmeyen araziye ürün ektirilmemesi yapısal bir sorun.

– Taşımalı sistemle 17 bin köy okulu kapatılırken öğrencilerin ve çiftçilerin genel eğitim ve tarım eğitiminden yararlandırılmaması yapısal bir sorun.

Birçok ziraat mühendisi, veteriner hekim istihdamı gerekirken çiftçilerin bilgiyi tohum, gübre ve ilaç satıcılarından alması, yine birçok gıda mühendisi işsiz iken gıda denetimlerinin yapılmaması yapısal bir sorun.

– TMO, ÇAYKUR, Et ve Süt Kurumu gibi tarımsal KİT'lere piyasa müdahalesinde etkin görev verilmemesi… TEKEL, TÜRKŞEKER gibi tarımsal KİT'lerin adeta peşkeş çekilerek özelleştirilip yandaşlara verilmesi… FİSKOBİRLİK, TARİŞ, ÇUKOBİRLİK vb. tarım satış kooperatifi birliklerinin işlevsiz hale getirilmesi ve piyasanın tamamen özel sektöre ve ithalatçılara bırakılması yapısal bir sorun.

Çiftçinin tarlasında domates 3 lira iken, marketlerde 8-9 lira olması… Mandalinanın dalında 2 TL iken kuruş, markette 7 lira olmasını önleyemeyen, Türkiye'ye patates ve soğan krizleri yaşatan, çiftçiyi üretim ve pazarlama konusunda görmezden gelip, kooperatif ve birliklerin etkin olmamasını sağlamak yapısal bir sorun.

Çiftçi tarlasını, ahırlarını boşaltıyor, AKP seyrediyor

CHP'li Gaytancıoğlu şunları söyledi: “Tarım ve Orman Bakanlığı, günübirlik politikalarla tarıma yön vermeye çalışmakta. Çiftçi tarlalarını, ahırlarını boşaltıyor. Hayvancılık cazip olsa, ithalata gerek kalmayacaktır. AKP'nin sürekli başvurduğu ithalata dayalı süreç böyle devam ederse Türkiye, hayvancılığı ciddi anlamda geri dönülemez sorunlar yaşayacaktır. Besici desteklenmeyip, girdi maliyetleri düşürülmedikçe hayvancılıkta sürdürülebilir bir üretim mümkün görülmemektedir. Halbuki nitelikli bir tarım politikası ve temeli üretim planlaması olan bir mekanizma ile kendi damızlığını üreten ve destekleme mekanizmaları ile et ve süt dengesini sağlayacak bir yapı oluşturmak çok zor değil.”

“Hayvan ve et ithalatı soruna çözüm olmadı”

“2010-2019 arası Türkiye… 4.5 milyon büyükbaş, 3 milyon küçükbaş ve 400 bin ton kırmızı et ithal etmesine ve bu ithalata yaklaşık 8.1 milyar dolar harcamasına rağmen et ithalatı bir çözüm olmadı. En belirgin örnek 2015'de 35 TL/kg olan kıyma fiyatı günümüzde 70 TL/kg'lardadır. İthalat çözüm olsaydı kıyma fiyatı bu kadar pahalı olmazdı. Çözüm üreticiyi ve üretimi desteklemek, maliyetleri düşürücü bir politika uygulamaktır, başka çözüm yoktur.”

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more