Sözcü Plus Giriş
EGE CANSEN

Bağış güvenle başlar

10 Mayıs 2020

100 yıldır eşi emsali görülmemiş bir salgınla karşı karşıyayız. Salgını denetim altına almak için, şehirler ve hatta ülkeler karantinaya alındı. İnsanın diğer insanlarla teması adeta yasaklandı. Ulaşım ve üretim aksadı, hatta birçok işyeri kapandı. Hâlbuki insanlığın binlerce yılda inşa ettiği iktisadi düzen, bir arada çalışma zemini üstüne kuruludur. Zemin kayınca birçok insan işsiz kaldı. İşini kaybedenler, gelirlerini de kaybettiler. Ülkeler fakirleşti. Mesela İngiltere'de milli gelirin nisan-haziran arasında %30, 2020'nin tamamında %14 azalacağı tahmin edilmektedir. Pek tabii bu böyle devam etmeyecektir. Zaten birçok ülkede normalleşme şimdiden başlamıştır ama gelir kaybı oluşmuştur bir kere. Etkisi kolay geçmeyecektir.

İHTİYAÇLAR HİYERARŞİSİ

Hümanist psikolojinin kurucusu Rus asıllı Amerikalı bilim insanı A. Maslow (1908-1970) insan ihtiyaçlarının bir hiyerarşisi olduğunu gözlemlemiştir. Bu gözlemini takdire şayan bir tasarımla, anlaşılması çok kolay bir piramit olarak resimlendirmiştir. Piramidin birinci katında “çoğalma, beslenme ve barınma”dan oluşan temel ihtiyaçlar yer alır. Üst katmanlarda ruhsal, sosyal, en üstte de Maslow'un “kendini gerçekleştirme” diye adlandırdığı vicdani ihtiyaçlar bulunur.

TOPLUMSAL DAYANIŞMA

Ne mutlu ki; insanın fıtratında beslenmek ve barınmak kadar “vicdanı tatmin” gibi bir ihtiyacı daha vardır. İşte insanlığı, başına gelen tüm felaketlere rağmen canlı tutan şey budur. Toplum, huzur içinde yaşamak için, varlıklı kişilerden servetlerinin bir kısmını bağışlamasını ister. Varsıllar da vicdanlarının sesini dinleyip, ister haset çekmemek ister üstünlük gösterisi için deyin, bu isteğe cevap verir. Yoksullara yardım eder, hayır işlerine para bağışlar. Varlıklılar böylece Maslow'un “kendini gerçekleştirme” dediği hazla doyuma ulaşırlar. Bu hazza ulaşmak sadece varlıklı kişilerin tekelinde değildir. Her gelir düzeyinde kişinin de bu hazzı tatmasını sağlayacak kadar bir birikimi vardır. “Bağış yapsınlar efendim, ellerini tutan mı var” demek haksızlıktır. Bağışlar, güvenilir kişi ve kurumlarca teşvik edilip örgütlenirse çoğalır.

YERİNE GİDECEĞİNİ BİLSEM

Ben, hayır işlerine kendi çapında para vermeyi düşünen ama vereceğim para çarçur olacak, hatta çalınacak diye bağış yapmaktan imtina eden çok kişi tanıyorum. Koronavirüsün yarattığı geçim sıkıntısı, yoksul ve dar gelirli kesimlerde artarak devam ediyor. İşimiz henüz bitmedi. Orta halli insanların içindeki yardım etme dürtüsünü yaratıcı yöntemlerle harekete geçiren belediye başkanlarını gerçekten takdir ediyorum. “Belediyelere bağış yapılması engellenirse, o paralar merkezi hükümete gider” diye düşünmek yanlıştır. Gitmez. Yasaklama, bağış yapacak kişileri bağış yapmaktan vazgeçirir; o kadar. Bu da en müfrit AKP'lilerin bile istemeyeceği bir sonuç olur.

Son söz: Bin tane bir, bir tane binden evladır.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more