Sözcü Plus Giriş
EMİN ÇÖLAŞAN

Maskeleri düştü

27 Kasım 2020

Sevgili okurlarım, bir ülkenin başına gelecek en acı olaylardan biri, yönetenlerin halka yalan yanlış bilgiler vermesidir.

Bu felaket her alanda geçerlidir.

Sağlık, yargı, ekonomi, savunma ve her şey…

Şu korona salgınında yaşadıklarımızı bir düşünün.

Halka açıkça, resmen yalan söyleniyor ve gerçek rakamlar gizleniyordu.

Bu acı gerçeği önce hekimler açıklamaya başladı. Özellikle Türk Tabipleri Birliği bu konuda ön aldı.

Bazıları inanmak istemiyordu, ya da inanmak işlerine gelmiyordu.

Sonra devreye Ekrem İmamoğlu girdi, İstanbul'daki resmi hastalık ve ölüm rakamlarını açıklamaya başladı…

İstanbul demek, bu anlamda Türkiye demekti.

★★★

Rakamların ne kadar ürkütücü olduğu işte bu aşamalardan sonra ortaya çıktı. Olanları halktan gizlemeye kalkışan Sağlık Bakanlığı en sonunda “gerçek rakamları” açıklamaya başladı.

Daha doğrusu, açıklamak zorunda kaldı!

Ürkütücü tablo karşımıza işte böyle çıktı.

Çeşitli illerin valileri bile “Hastanelerimizde yoğun bakım yatağı kalmadı, durum çok ciddi” diye uyarmaya başladı.

Toplum olarak aylar boyunca kandırılmıştık.

Şimdi açıklanmasına başlandığı iddia edilen yeni rakamların da hangi ölçüde doğru ve gerçek olduğunu yakında anlayacağız.

İnşallah bu kez doğrudur!

★★★

Şimdi hep birlikte bir düşünelim bakalım…

Karşımızda bütün dünyayı esir almış öldürücü bir salgın var. Bütün dünya aynı durumu yaşarken bizimkiler “uyanıklık (!)” edip bir karar alıyordu:

“Rakamları gizleyelim, telaş yaratmayalım.”

Bunun amacı sadece ve sadece siyasi olabilir…

Zira eğer gerçek rakamlar açıklansa ona göre önlemler alınması gerekecektir. Daha sert önlemler ve yasaklar…

Örneğin bir veya iki haftalık kesin kapanmalar gibi, sokağa çıkma yasakları gibi…

★★★

Ekonomi zaten batık durumda…

Vatandaşın durumu ise ekonomiden çok daha beter…

İşte bunu göze alamadılar.

Bu aşamadan sonra yapacak tek şey vardı:

Telaşı ve toplumdaki paniği önleyebilmek için salgınla ilgili rakamları gizlemek, düşük göstermek!

★★★

Bunu ilkel Afrika devletleri, dünya üzerindeki İslamcılar dahil bütün diktatörlükler, ya da Latin Amerika'daki muz cumhuriyetleri yapsa şaşırmazdık.

Birkaç gün öncesine kadar Türk Milleti'ni gerçek dışı rakamlarla kandırmaya yeltenen Sağlık Bakanı Fahrettin Koca acaba şimdi ne yapacak!

İstifa etmesi istense elbette ki güler geçecektir!

Hatta belki “Biz gerçek rakamları ve durumun çok ciddi olduğunu her gün cumhurbaşkanına bildiriyorduk. Ama açıklanmasına o karşı çıkıyordu” bile diyebilir…

Çünkü böyle bir gizlemeyi onun talimatı olmadan yapmak söz konusu değildir.

★★★

Sevgili okurlarım, koskoca Türkiye'nin ne durumlara düşürüldüğünü hepimiz her gün izlemekteyiz.

Korona olayı bunun sadece bir tek boyutu.

Medyayı ellerine geçirdiler, her gün nutuk atıyorlar…

Ve biz bu palavraları ister istemez her saat dinlemek ve izlemek zorunda kalıyoruz.

★★★

İş o boyuta vardı ki “Ekonomi şahlanıyor (!)” demeye bile başladılar.

Burada bir konuya daha dikkatinizi çekmek istiyorum…

Görevinden istifa eden, ya da ettirilen, ekonominin şahlanmasında mutlaka çok önemli bir rolü olan Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın sesi hiç çıkmıyor!

Çıkmaması bir yana, aradan haftalar geçtiği halde nerede olduğunu, ne yaptığını bilen yok.

Evinde mi, tatilde mi, Allah korusun ama koronaya mı yakalandı, her şey meçhul!

Kuşkulu istifa olayından sonra aradan haftalar geçti, damat Berat Bey'den tık yok.

Oysa ekonominin bu durumlara düşürülmesinin en önemli aktörlerinden biriydi.

Belki de kayınpederi Recep Bey'den uyarı geldi:

“Buraya bak, sen gidince ekonomi şahlandı. Vatandaş zevkten dört köşe… Ne halt edersen et ama sakın ola ki ağzını açma!”

★★★

Neyse işte!..

Yazı koronadan başladı, Berat Albayrak'a gelmek zorunda kaldı!

Demek ki bu ülkeyi yalanlarla, gerçek dışı rakamlarla yönetmek kolay değilmiş…

Şimdi son bir soru daha…

Binlerce insanımızın ölümüne neden olan salgında rakamları gizlemekten hiç sıkılmayan Sağlık Bakanı, acaba bu skandal sonrasında istifa eder mi?

Etmez abicim… Bizim memlekette bunlar normal şeylerdir, niye etsin ki!

Burası Türkiye abicim, bu da unutulur gider!