Erdoğan Aktaş
Erdoğan Aktaş

O yorumları yazanların Taliban’dan farkı var mı?

Terörden, vahşetten, ölümden kurtulma umuduyla Kabil'den havalanan uçağın iniş takımlarına tutunarak kaçmaya çalışan o iki Afgan'ın düşme görüntüsü aklımdan çıkmıyor.

İnsanlık da o görüntüyle birlikte yere çakıldı.

Kaçmak için tek umutları varmış, o da uçağın teker bölümüne sığınmak. Bu nasıl bir çaresizlik hali?

Fakat bu görüntüden daha korkuncu, sosyal medyada yapılan alaycı yorumlar.

Vahşet ve ölümden kaçmak isteyen çaresiz iki insan, yüzlerce metre yüksekten düşerek feci şekilde can verdi. Maalesef bu görüntünün altında yazılan yorumları okudukça ben de insanlığımdan utandım.

Afganlar ölümden kurtulmak için uçakların peşinden böyle koştu.

Nasıl ki Taliban zihniyeti kendisinden olmayana acımıyorsa, yorumlarda da zıt gibi görünen ama çok benzer bir zihniyetin yansıması var. Ölümden kaçarken parça parça olmuş iki insanın cansız bedeniyle dalga geçtiler.

Okudukça kendimden, insanlığımdan utandım. Okudukça insanlığın nasıl bu kadar alçalabildiğine tanık oldum. Yazık.

Afganistan'da vahşete imza atan Taliban ile uçaktan düşüp ölen gençler için bu kadar insanlık dışı yorum yazanlar arasında zihniyet olarak ne fark var?

Çağ dışı görüntüler sergileyen Taliban ile bu yorumları yazanlar, aynı ilkellik içinde harmanlanıp dünyayı daha da çekilmez hale getiriyorlar.

Türk'ün depremle imtihanı

Önce orman yangınları, ardından sel felaketleri doğal afetlerin hayatımızı bir anda nasıl zindana çevirebileceğini hepimize öğretti. Ki ülkede her an bir deprem felaketi olabilir. Öyle bekliyoruz.

Devletimizin bu tip felaketlere ne kadar hazır olduğu konusunu da yaşayarak, görerek öğrendik. Fakat bir başka önemli konu şu: Bu ülkenin vatandaşları başta deprem olmak üzere doğal afetlere hazır mı?
MAK Danışmanlık, “Türkiye Politik Gündemi ve Doğal Afetlere Toplumsal Bakış Araştırması”nı yayınladı.

Politik araştırma sonuçlarına hiç girmeyelim, çünkü ülkemizde politika doğal afet gibi, psikolojimizi yıkıp geçiyor maşallah.

“Olası bir depremde evinizin hasar göreceğini ya da yıkılabileceğini düşünüyor musunuz?” sorusuna vatandaşların yüzde 33'ü “evet” yanıtını veriyor. Yani halkın üçte biri her an enkaz altında kalabileceğini biliyor.

“Binanızın ya da bina zemininin depreme dayanıksız olduğunu öğrenseniz ne yapmayı düşünürsünüz?” sorusuna vatandaşların yüzde 33'ü “kaderimizde ne varsa o olur, düzenimi bozamam” yanıtını veriyor.

İşte depremle imtihanımıza maalesef böyle hazırlanıyoruz. Çalışmadan gireceğimiz böyle bir imtihanda sonuç şimdiden belli. Fakat bunda sınıfta kalınmıyor, enkaz altında kalınıyor.

Sergen'i olan ve olmayan takımlar

Yıllar önce Türk futbolunun efsane isimlerinden Serpil Hamdi Tüzün ile Fulya'daki minik futbolcu adaylarının antrenmanını izlerken sohbet etmiştim. Serpil Hoca, ülkemizdeki futbolu ve futbolcuları analiz ederken söz Sergen Yalçın'a geldi. Onun futbol yeteneğini ve zekâsını şöyle anlatmıştı: “Dünyada on binlerce futbol takımı vardır ve bunlar ikiye ayrılır. Sergen'i olanlar ve olmayanlar.”

Ve şimdi Sergen Yalçın, çok daha olgunlaşmış bir futbol adamı olarak Beşiktaş'ın başında. Takımı ikinci şampiyonluğa hazırlıyor.

Şimdi Türkiye'de de futbol kulüpleri ikiye ayrılıyor. Başında Sergen Yalçın olanlar ve olmayanlar.

Maşukiye'nin şifresi

Sümela'nın Şifresi ve Moskova'nın Şifresi filmlerinin ardından, yakında “Maşukiye'nin Şifresi” de izleyicisiyle buluşacak.

Bu bilgiyi biraz erken verdiğimin farkındayım, fakat beni heyecanlandıran Maşukiye'nin Şifresi senaryosunu okumuş olmam.

Sevgili dostum, senarist Yılmaz Okumuş senaryoyu bana gönderdiğinde bir çırpıda okuyuverdim. Hem de ne okumak; kahkahalarla… Son derece eğlenceli bu senaryo, yakında usta oyuncularla buluşacak ve ‘motor' denilecek. Üstelik yıllardır senaryolarıyla ile hepimizi kahkahalara boğan Yılmaz Okumuş “Maşukiye'nin Şifresi” ile birlikte ilk kez yönetmenlik koltuğuna oturacak.

Yılmaz Okumuş

Sinemaseverler MUBI'ye

Pandemi dönemiyle dizi/film platformları çok daha fazla izlenmeye başlandı. Aralarında çok popüler olan platformlar var. Fakat ben size özellikle MUBI'yi anlatmak/hatırlatmak istedim.

Eğer gerçek bir sinemaseverseniz, eğer sinema tarihini ve dünya sinemasını seviyorsanız, festivallerde yer alan filmleri kaçırmadan izlemek istiyorsanız, kısa filmlere meraklıysanız, “Sinemayı bir yaşam biçimi olarak gören platform” şeklinde tanımlanan MUBI'ye bir göz atmanızı öneririm.

MUBI tam bir film hazinesi.