Van’ın Muradiye İlçesi’nde hızla seyreden minibüs, devrilmeden biraz önce ateş topuna döndü. Jandarmalar Beydağı’ndaki kaza mıntıkasına vardığında minibüsü demir yığını halinde buldu.

Tam 13 ceset yola savruldu.

Altısı yanarak ölmüştü.

Sürücü Cüneyt Avar dışındakiler Afganistanlı düzensiz göçmenlerdi.

26 yaralı da dahil...

50 KİŞİ BİR MİNİBÜSTE

Cavid Cemalzade, kazadan yaralı kurtulanlardan.

İfadesine göre, 4 Temmuz’da kaçak şekilde Türkiye-İran sınırını geçerek Van’a ulaştı. Yedi gün harabe bir evde konakladı. İhtimaldir ki bu ev, insan kaçakçılarına ait barınma istasyonuydu.

Evde 50 kişi vardı.

10 Temmuz günü saat 20’de 65 ER 186 plakalı bir minibüs eve yanaştı.

Göçmenler koltukları sökülmüş minibüse karga tulumba bindirildi.

Olası bir çevirmeyi haber vermek üzere mihmandarlık eden beyaz araç önde, minibüs arkada yola koyuldular.

Cemalzade:

“Muradiye’ye gelmek üzere yola çıktık. Araçta iki Türk vardı. Biri muavin, diğeri şofördü. Beydağı karayolunda rampa aşağı inerken aracın arka kısmından alev alınca şoför direksiyon hakimiyetini kaybetti.”

EŞİ: PARA İÇİN YAPIYORDU

Sürücü Cüneyt Avar’ın para kazanmak için göçmen kaçırdığını eşi Mülkiye doğruladı. Mülkiye Avar, “Eşimin imkansızlıktan göçmen taşıyacağını biliyordum. Fakat bana nereden gidecek, nereye götürecek, kimlerle iş yapacak söylemedi” dedi.

Avar, kaçakçılık şebekesinden Hakim Özkaya’nın araması üzerine eşinin evden çıktığını ifade etti.

Avar, “Özkaya’nın göçmen işiyle uğraştığını biliyorum. Eşime onunla iş yapmamasını söylüyordum” dedi.

SABIKALI KAÇAKÇILAR

Muavinlik yaptığı iddia edilen ikinci kişi bulunamadı.

Önden giden araç ve içindekiler tespit edilemedi.

Şebekeden Hakim ve Rıza Özkaya kardeşler firar etti.

Yanlızca minibüs sahibi Suat Aslan tutuklandı.

Aslan, ifadesinde minibüsü sebze satması için Avar’a kiraladığını öne sürdü. “Cüneyt’in aracımı göçmen kaçakçılığında kullanacağını bilseydim kiralamazdım” dedi.

Oysa asıl kaçakçı, Aslan’dı. Geçen yıl insan kaçakçılığından tutuklanmıştı. Kars’ta cezaevindeyken...

Cüneyt Avar’ı sürücü olarak tutan Hakim Özkaya, bu suçtan Van’da yattı.

Yani, aynı şebekedendiler.

Tahliye olduktan sonra kaldıkları yerden devam ettiler.

13 kişinin öldüğü kazanın üzerinden 11 gün geçtiği halde kaçakçılar yakalanamadı.

Neden?

Birileri mi koruyor?

Öyleyse kimler?

Tekne faciasının faili yaşıyor olabilir


Van Gölü’nde, 25 Haziran 2020’de düzensiz göçmenleri taşıyan tekne alabora oldu ve en az 61 kişi öldü. Onlarca göçmen cesedi ve tekne gölün derinliklerinde...

Kayıtlara göre faciadan sağ kurtulan tek kişi, Medeni Akbaş.

Van 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuklu yargılanan Akbaş, tekneyi kullanan kuzeni Servet’in de boğularak öldüğünü söyledi.

İlk duruşma 10 Mart’taydı.

Avukat Mahmut Kaçan, Van Valiliği ve Gevaş Kaymakamlığı’na yazı yazılarak, Servet’in ölü ya da diri olarak bulunması için yakınlarına ait bir talep olup olmadığının sorulmasını istedi.

Kaymakamlık, 19 Mart’ta yanıt verdi.

Akbaş Ailesi, hiçbir başvuruda bulunmamıştı!

Daha da ilginci...

Aylardır kılını kıpırdatmayan baba Suvat, yazıdan dört gün sonra, 22 Mart’ta oğlunun bulunması için dilekçe verdi.

Dilekçe şu şekilde:

“Oğlum Servet, gemideydi. Cesedi bulunamamıştır. Gemi su altındadır ve çıkarılamamıştır. Ölüsü ve dirisine rastlanılmamıştır.”

Avukat Kaçan, kaçakçı Servet’in kazadan kurtulmuş olabileceğini fakat yargılanmamak için “Öldü” dedirttiğini düşünüyor.

Tekne 13 aydır neden gölden çıkarılmıyor?

Neden cesetler aranmıyor?

Bir el mi engelliyor?

Kerbela vaadiyle göç halledilemez


Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ne göre 23 Temmuz itibarıyla bu yılın yedi ayında 70469 düzensiz göçmen yakalandı.

İlk sırada 29118 kişi ile Afganlar var.

Böyle bir insan trafiği söz konusuyken, insan kaçakçılığının bir sektöre dönüşmemesi süpriz olurdu. Van’da görüldüğü üzere karayolunda otobüs ve minibüs işletenler, gölde balıkçılık yapanlar kaçakçılığa yöneldi.

Afganistan, Pakistan, İran ve Türkiye hattında ülkeler arası şebeke faaliyet gösteriyor. Bu şebeke Avrupa’ya geçişi de organize ediyor.

O kadar pervasızlar ki başta Instagram olmak üzere sosyal medyada sınır geçişi sırasında çektikleri videoları yayınlıyor, telefon numarası paylaşıyor, tanıtım yapıyor ve müşteri çekiyorlar.

Türkiye, bu yükü taşıyamaz.

Türkiye-İran sınırına duvar örülmesi ve hendek kazılması geç de olsa yerinde karar.

Göçü kesmek için Afganistan ve İran ile diplomatik kanallar zorlanmalı.

Suriyeliler için çözüm, Esad ile diyolog kurmaktan geçiyor.

Afganistan’da, iktidar bile olmamış Taliban ile teması “Ters yanımız yok” diyerek olumlayan iktidar, egemen bir devletin meşru başkanı ile neden görüşmez?

Türkiye, radikal İslamcı ve İhvan’cı politikanın bedelini daha fazla ödeyemez.

Öte yandan CHP’li Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın düzensiz göçmenlerin su fiyatını 10 kat arttırma önerisi insan onur ve haysiyetiyle bağdaşmaz.

Türkiye, ne düzensiz göçmen cenneti...

Ne de savaş ve açlıktan ötürü vatanından ayrılanların cehennemi olmalı.

Suriyeliler meselesini Esad ile görüşerek, Afgan göçünü sınırımızı koruyarak çözebiliriz.

Kerbela vaat ederek değil.