Hudut namus mu yoksa değil mi?

Neden yargıya güven her geçen gün biraz daha azalıyor dersiniz?

Poliste ve yargıdaki uygulamalar, adalet arayan herkesi üzüyor!

Kur'an “Allah hak ve adaletle idare edenleri sever” diyor.

Ülkemizde hak ve adalet durumu nedir? Maalesef pek iç açıcı değil!

Yaşanan olaylar toplumdaki, hak ve adalet duygularını zedeliyor.

AKP'nin 20 yıldır devam eden iktidarı süresince yargımız, ne yazık ki, büyük oranda güven kaybetti.

Yapılan kamuoyu araştırmaları bu gerçeği acı bir şekilde gözler önüne seriyor!

★★★

Şimdi soralım:

“Hudut namustur” demek suç mudur?

Dünyanın hangi ülkesinde (kabile devletleri dahil) bu söz suç olarak kabul edilebilir?

“Hudut namustur” pankartı asan 6 gencin polis tarafından gözaltına alınıp mahkemeye çıkarılmasının, daha sonra yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol şartı konularak serbest bırakılmasının hukuki olduğu söylenemez!

Bu olayın siyasi bir baskı sonucu olduğu apaçık ortada!

Maksat, birilerine gözdağı vermek!

Aksi halde, güzel ülkemde “Hudut namustur”, “Ülkemde mülteci istemiyorum” yazılı pankart asanlar nasıl polis tarafından yakalanıp gözaltına alınır? O gençler için nasıl yurt dışı yasağı konulur? Demokrasi nerede?

★★★

50 yıl önce Irak sınırında yedek subay teğmen olarak görev yapıyordum… Askeri birliğimizin kapsında “Hudut namustur” yazılıydı.

Bölük komutan vekiliydim ve emrimdeki yiğit askerlerimle birlikte Irak sınırının dağlarında taşlarında kuş uçurtmuyorduk. Gece-gündüz sınırlarımızı koruyorduk, çünkü kışlaların kapılarında yazıldığı gibi “Hudut namusumuzdu!”

★★★

Kendimi bildim bileli, “Hudut namustur” sözü birçok askeri birliğin girişine, sınırdaki dağlara-taşlara yazılmıştır.

Şimdi bu söz için “Halkı tahrik” gerekçesiyle soruşturma açılması, demokratik olduğu iddia edilen ülkemizin, gerçekte demokrasiden bir hayli uzak olduğunu gösteriyor!

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu günden beri 98 yıldır kullanılan “Hudut namustur” sözünden kimler, neden rahatsızlık duydu, anlamak mümkün değil!

Düşünüyorum da… “Güzel memleketim ne hale geldi? Tanrım, sen aklımızı koru!” diyorum.

14 emekli general ve toplumun vicdanı!

14 emekli general hakkında,  “28 Şubat Davası” olarak bilinen davada verilen hapis kararları uygulanmaya başladı. “Askeri darbe” iddiasıyla ömür boyu hapis yatacaklar!

Mahkeme kararına göre emekli generaller “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni cebren düşürmeye ve devirmeye iştirak” suçunu işlemişler.

28 Şubat dönemini mesleğim gereği yakından izlediğim için rahatlıkla söyleyebilirim ki “Hükümeti devirmeye yönelik hiçbir cebri teşebbüs olmamıştır. Zaten olsaydı, hükümet devrilirdi!

O tarihte çok kudretli olan 14 general darbe yapacak güçteydi ama yapmadı. Nitekim dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan medyaya:

“28 Şubat bir askeri darbe değildi” diye bir açıklama yapmıştı.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olan Tansu Çiller de:

“Askerlerin amacı darbe yapmak değil, 8 yıllık kesintisiz eğitimi, kabul ettirmekti” diyerek, olayın darbe teşebbüsü olmadığını söylemişti.

75 ile 82 yaşları arasındaki 14 emekli generali, ileri yaşlarına rağmen hapse atmak, onlar hakkında “Ölüm fermanı” demektir. Dünyada böyle bir mahkûmiyetin örneği yoktur sanırım.

Karar kanuni olabilir ama hukuki değildir. Hukuki olmayan bir karara âdil denilemez!

80 yaş üstündeki emekli generallerin hapiste ölümü beklemeye gönderilmeleri toplumun vicdanını yaralamıştır!

GÜNÜN SÖZÜ

Vatanımızı sevelim, bu vatan dedelerimizin, babalarımızın yadigârı.