Sen sahip çıkarsan…

İki hafta kadar önce, Ayvalık'tan geçerken, bir an için Cunda'ya gitmeyi düşündüm, ama yapamadım. Çünkü oraya ilk ve son kez, bir eylül günü, Atilla Köprülüoğlu kardeşimle birlikte, Çanakkale'deki Demokrasi Arenası programından dönüşte gitmiştik.

Andree ve Bekir Coşkun'un Cunda'daki yazlıklarının önünden palmiyeli bir yol geçiyor, yolun ardında, beşinci mevsimin büyüleyici güzellikleriyle dolu masmavi bir koy uzanıyor, son tatilciler kumsaldaki şezlonglarda güneşleniyorlardı. Ilık eylül havası mis gibi deniz kokuyordu.

★★★

Zamanın durmuş gibi geldiği bir anda köpekleri Postal sevinçle havladı. Meğer plajdan bize doğru koşan Andree'yi görmüş. Komşularından biriyle kıyıda sohbet ediyorlarmış.

Habersiz ziyaretimiz nedeniyle özür diledikten sonra Bekir'i sorduk.

‘Akşam çok ağrısı vardı. Gözlerini kırpmadan sabahladı! Şimdi uyuyor. Hemen kaldırayım' dedi.

Çok geçmeden Bekir göründü.

Gözlerinin içi gülüyordu. Acısına rağmen bize şakalar yaptı, fıkralar anlattı, güldü, hepimizi güldürdü.

Değerli eşi Andree de unutulmaz konukseverlik örneği sergiledi.

İyi ki gitmişiz, çünkü o ziyaret, sevgili dostum Bekir'i son kez görüşümüzdü…

★★★

O nedenle Ayvalık'tan geçerken direksiyonu Cunda'ya çeviremedim.

Gözümün önüne Bekir'in, o eylül akşamüstü verandada kahkaha atarken hafızama yerleşen görüntüleri geldi.

Buğulu gözlerle, İzmir'e doğru devam ettim.

İçimden “Yaşasaydı ülkenin içinden geçtiği bu çok kritik süreçte ne müthiş yazılara imza atardı” diye düşündüm.

Örneğin aşağıda okuyacağınız muhteşem yazısında olduğu gibi:

“Bir gece yatıp kalktık….
Türk Ordusu yok…
Darbe yapacaklardı ama silahları tarlada gömdükleri yeri de unuttular demek… Darbe olacak mıydı, olmayacak mıydı derken, ordu artık yoktu…

Bir gece yatıp kalktık…
Yargı yok…
Yargıyı bölüşmüşler, yarısı hocaya, yarısı imama…

Bir gece yatıp kalktık…
Cumhuriyetçi aydınlar yok…
Hücrelerdeler…

Bir gece yatıp kalktık…
Medya yok…
Yarısını almışlar parayı bastırıp, kalan yarısının da gırtlağına bastırıp…

Bir gece yatıp kalktık…
Ben yokum…
Muhterem karıma “Ben yok muydum şu köşede yahu?” dedim…
“Yoksun, kovuldun” dedi…
Ağladı…

Bir gece yatıp kalktık…
Laiklik yok…
Devlet tekbirle açılıyor…

Bir gece yatıp kalktık…
“Türk” yok

Bir gece yatıp kalktık…
Bayrak yok…

Bir gece yatıp kalktık…
Yarısı gitmiş…
“Türkiye” de yok…

Bir gece yatıp kalktık, marşlar yok, andımız yok, bayramlar yok…
Bir gece yatıp kalktık, bu 4+4+4'tür dediler…
Çocuklar yok…

Bir gece yatıp kalktık…
Cumhuriyet yok…

Ve bir gece yatıp kalktık ki..
Biz yokuz…

Yatma o zaman…
Kaldır başını artık…
Bir böcek gibi ezilip, bir dal gibi kırılıp, bir sürü gibi güdülüp, bir toz gibi üfürülüp, bir ot gibi sökülüp, bir kuş gibi vurulacağına…
Yatma…”

★★★

Sanki dün yazılmış gibi değil mi?

Medya dünyamızın ölümsüz-anıt isimlerinden Bekir Coşkun'u sevgi, özlem ve rahmetle anarken, yazımıza noktayı İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy”un dizeleriyle koyalım:

Sahipsiz vatanın batması haktır,

Sen sahip çıkarsan bu vatan batmayacaktır…