Aylak sınıfın ahlaksızlığı

Toplumsal evrim; ortak yaşam koşullarının rotayı belirlemeden sınırları çizdiği; düşünce yapısının, alışkanlıkların ve teamüllerin seçici (selektif) bir adaptasyon sürecidir. Tıpkı biyolojik evrimde olduğu gibi, toplumsal evrimde de şartlar evrimin yönünü belirleyerek çeşitliliğe yol açar. Yani toplumların birbirini izlediği ve nihai gelişmişliğe uzanan bir patika bulunmamaktadır. Gelişmemiş bir toplum gelişmiş bir toplumun 10 yıl-50 yıl- 100 yıl gerisinde değildir. Zamansal bir çizelge üzerinde mecburi bir istikamet olsaydı gelişmemiş toplumlar için süreci hızlandırmaktan başka bir sorun olmazdı. Ancak her toplumun farklı şartları -farklı düşünce yapıları, alışkanlıkları, teamülleri- onların toplumsal evriminin yönünü belirlemektedir.

Yağmacı gelenekten ve alışkanlıklardan gelen bir sınıfın mirası aylak, tembel bir sınıftır. Bu tembel sınıf sanayileşmiş sınıfın içinde değil, sanayileşmiş sınıf sayesinde yaşamını sürdürür. Eğer bu sınıf, toplumun genel düşünce yapısına, içtimai kurallarına, teamüllerine yön verecek kadar sayıca baskınsa, toplumsal evrim demokratik bir seçim sisteminde dahi gelişmiş bir toplum patikasında değildir. Yağmacı, üretmeden tüketen bu aciz geleneğin mensupları hile ve haksızlıkla elde ettiklerini, bir kahramanlık başlığı altında sunarlar.

Bu aylak sınıfın, bugüne kadar çalışmadıkları için elde edemediklerini, yeniden bölüşümle elde edecekleri hayali, iç savaş ve kargaşa çıkararak demokrasinin alttan yıkılmasına sebep olabilir. Kimi zaman ise; bu aylak sınıfı, “eşitsizliğe doğaları gereği karşı çıkmayacak seçmenler” olarak gören bir iktidar, çalışkan sınıftan aylak sınıfa gelir transfer ederek onların tembel genlerine hitap eder. Böylece demokrasi içten yıkılmış olur.

DÖNÜŞÜMÜN PARAMETRESİ

Üretken olmayan insanların çoğunlukta olduğu toplumun genel isteminin irrasyonal olması kaçınılmazdır. Kader, rıza, sabır, lidere itaat, itiraz fitnedir gibi kabuller irrasyonaliteye kılıflardır. Akılcı olmayan bir seçimin, toplumu akılcı hale getirmesi olası değildir. İşte bu noktada demokrasi dahi olsa, bir yönetim biçiminden, toplumsal evrimi doğru patikaya sokması beklenemez.

Bu kısır döngü, toplumsal kurumlar vasıtasıyla kırılabilir. Bizzat toplumun düşünce yapısından kaynaklanan sorunlar, yine toplumun düşünce yapısının değişmesiyle çözülecektir. Düşünce yapısı ise ahlaki prensiplerin topluma yayılmasıyla ancak değişebilir. Tabi öncelikle ahlakın, bireyin özel hayatıyla ilgili olmadığının, bireyin toplumla olan ilişkisinde, doğruluk ve dürüstlüğüyle ilgili olduğunun anlaşılması gerekir. Örneğin, ceza almayacağını öngördüğü durumda kamu malına zarar veren birinin, yolsuzluğa, zimmete, kamuda israfa karşı durması beklenemez. Veya üst makamlardan tanıdıkları vasıtasıyla memur olan biri, tüm bakanlar birbiriyle akraba olsa dahi sesini çıkartmaz.

Sonuç olarak gelişmiş bir topluma evrilmek isteyen her toplum öncelikle doğruluk ve dürüstlük kurallarına riayet etmelidir.

Loading...