Bir zamanlar güne Ergenekon ve Balyoz dalgalarıyla uyanırdık.

O günlerde ‘Kuvayi Milliye’ adını istismar ederek silah üzerine yemin eden ve darbe çağrısı yapan meczuplar gerekçe gösterilerek, ordu ve yargı çökertildi.

Bugünlerde birkaç marjinal ve ırkçı grup bahane edilerek, sığınmacılık karşıtı milliyetçi gazeteciler dalgalar halinde gözaltına alınıyor, tutuklanıyor.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu’nca halkı kin ve düşmanlığı tahrik ve aşağılama ile halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymaktan soruşturma yürütülüyor.

İlk dalgada www.aykiri.com adlı internet haber sitesinin Yayın Yönetmeni Batuhan Çolak ile ‘Muhbir’ adlı popüler Twitter hesabının editörü Süha Çardaklı’nın aralarında bulunduğu 27 kişi gözaltına alındı, sekizi tutuklandı.

Üç gün önce de ikinci dalga geldi.

Bu kez ‘Aykırı’ ve ‘Muhbir’in editörleri Furkan Uludağ ve Serkan Kafkas ile Serdar Sönmez ve Ümit Yasin Perinçek adlı iki genç gözaltına alındı.

VATANSEVERLİK SUÇ MU?

Ankara Emniyet Müdürlüğü, dört genç hakkında “Ülkemizde sığınmacılara karşı meydana gelen olaylarla alakalı olarak” dijital inceleme tutanakları ve araştırma raporu hazırladı.

Kafkas için, sanki suç işlemiş gibi şöyle deniliyor:

“Gönderilerinde milliyetçi paylaşımlarda bulunduğu tespit edilmiştir.”

Evet, bulundu.

Ömrü yettikçe paylaşacak.

Var mı bi’ diyeceğiniz?

Ne zamandır milliyetçi paylaşımda bulunmak suç oluşturuyor?

Kanıt diye Kafkas’ın 8 Aralık 2022’deki paylaşımını cımbızla çekip almışlar. Bu tweet’in “suça konu paylaşımlardan olabileceği” savunuluyor.

Paylaşım şöyle:

“Bir zamanlar ‘çözüm sürecinin’ karşısında durmak, Ergenekon kumpasına direnmek ne ise bugün ülkemizin göç akınları ile istila edilmesine karşı durmak da o.

Devletin bekası ancak bu topraklardaki Türk varlığını korumak ile mümkün. Uyanış bu yüzden kıymetli. Uyanın!”

Sığınmacılık tehdidini ben belki bu cümlelerle ifade etmezdim. Ancak Kafkas, her vatanseverin ortak hissiyatını kendi üslubuyla dillendiriyor.

Ne şiddete girişmiş...

Ne de şiddet çağrısı yapmış.

Yarın milliyetçi hissiyata sahip olmaktan da suçlayacak mısınız?

Kendisini en yerli ve en milli kabul eden, muhalefeti milliyetçilikten sorgulama yetkisini kendisinde gören Cumhur İttifakı iktidarında bir editör “milliyetçi paylaşımlarda bulunmak” ile suçlanıyor!



İLETİŞİM BAŞKANLIĞI BİLİRKİŞİ Mİ?

Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Dairesinin 3 Ekim 2023’te hazırladığı araştırma raporunda ‘Muhbir’ için “Yabancı karşıtı paylaşım yapan sosyal medya kullanıcısı” diye yazıyor.

Sığınmacılıktan kaynaklı sorunlardan söz etmek niçin yabancı karşıtlığı olsun!

Raporda Muhbir’de paylaşılan beş habere yer veriliyor. Bu haberlerin tümü ajanslarda, gazetelerde, televizyonlarda ve haber sitelerinde yayınlanmış.

Emniyet raporunda, haberlerin gerçek dışı olduğunu iddia eden İletişim Başkanlığı’na bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin karşı paylaşımları kanıt gösteriliyor.

Bir iddianın gerçek olup olmadığını tespit etmek için başvurulacak makam, Cumhurbaşkanlığı’nın propagandasını yöneten İletişim Başkanlığı mı? Bu kurum adliyelerde bilirkişiliğe başladı da haberimiz mi yok?

Kaldı ki...

Bu platformlar yanılmış ve yanıltmış olabilir.

Tekzip makamı nezarethane midir?

YÜZDE YÜZ TEYİT ETMEMEK

Çardaklı ve Kafkas arasındaki Whatsapp yazışması soruşturma makamının zihin dünyasını ortaya koyuyor.

Çardaklı, 18 Ağustos’ta Kafkas’a “Yüzde 100 teyit olmadan girmeyelim” diyor.

Yazışma bağlamdan koparılıyor.

Niyet okunarak, “Bu mesajı ile Kafkas’la hareket ettikleri ve paylaşımların da yüzde 100 teyit edilemeden paylaşıldığı anlaşılmıştır” deniyor.

Yahu, yüzde 100 teyit etmemek diye bir suç icat edilirse iktidar yanlısı basının toptan gözaltına alınması gerekir.

Bir kişi bile gün yüzü göremez!

Furkan Uludağ’ın da “Bir grup Suriyeli sığınmacı 15 yıldır köftecilik yapan vatandaşların dükkanına saldırdılar. Vatandaşın mahalleyi terk edeceği öğrenildi” şeklindeki WhatsApp mesajı bile suç unsuru sayıldı.

AMAÇ, İSYANI BASTIRMAK

Kafkas, Uludağ ve iki milliyetçi genç tutuklanabilir.

İstanbul Anadolu Adliyesi’nde uyuşturucu satıcılarını ve yasadışı bahisçilerin rüşvetle tahliye edildiği iddiası ayyuka çıkarken. Haklarında karapara aklama suçlaması bulunan görgüsüzler ailesi Dilan ve Engin Polat, geceleri sıkıldıkça Twitter’in Space Odası’nda gazeteci azarlarken...

Eski AK Parti Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu, kocasına verdiği 2.5 milyon doları nasıl kazandığını mahkemeye açıklama gereği bile duymazken...

İktidarın gücü ülkenin sığınmacı tehdidine uğradığını düşünen milliyetçi gazeteci ve gençlere yetiyor.

Çünkü biliyorlar...

Bugün siyasi tercihleri, kimlikleri, inançları itibariyle bölünmüş Türk halkının, üzerinde nadiren ittifak ettiği sorunlardan biri de sığınmacılık.

Halkın sığınmacılardan kaynaklı isyanını bastırabilmek ve itiraz edenleri sindirebilmek için gençleri “milliyetçi paylaşımda bulunmak”tan gözaltına alıyor ve tutukluyorlar.

Hatta cezaevinde saçlarını üç numaraya vuruyorlar.

Bir dahakine, saçlı deriye usturayla hilal ve yıldız kazısınlar ki, tam olsun.

Üç müfettiş rüşveti araştırıyor


İstanbul Anadolu Başsavcısı İsmail Uçar’ın çıkar karşılığında uyuşturucu satıcıları ve sanal bahisçilerin tahliye edildiği ve erişim engelleme kararları verildiğine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) gönderdiği dilekçenin sarsıntısı sürüyor.

HSK’nin görevlendirdiği üç müfettiş dün Anadolu Adliyesi’nde incelemeye başladı.

Müfettişler bu aşamada rüşvet aldığı iddia edilen eski Anadolu 4. Sulh Ceza Hakimi Sidar Demiroğlu ve çıkar elde ettikleri ileri sürülen diğer hakimlerle ilgili iddiaları araştırıyor. Şimdilik İstanbul Adalet Komisyonu Başkanı Bekir Altun ve Başsavcı Uçar hakkında soruşturma yürütülmüyor.

HSK, müfettişlerin raporuna bağlı olarak Altun ve Uçar açısından bir karar verebilir.

Adalet Bakanlığı yetkilileri soruşturma sürecinde bir görevden el çektirmenin olabileceğini ifade ediyor.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un Uçar’la görüştüğü, “Dilekçeniz usul ve geleneklere aykırı” diyerek, basşavcıyı eleştirdiği kaydediliyor.

Altun’un HSK’ye dilekçe göndererek, Uçar’ı şikayet ettiği öne sürülüyor.

Bu arada HSK, İranlı uyuşturucu kaçakçısı Zindaşti’yi tahliye ederek kaçmasına neden olan Hakim Cevdet Özcan, rüşvet suçundan beraat ederken, görevini kötüye kullanmaktan iki yıl hapis cezası almıştı. Özcan, HSK tarafından geçen mayısta meslekten ihraç edilmişti.