Altın fiyatlarında başlayan ralli, önce gümüşe ardından bakıra uzandı. Küresel piyasalarda artan fiyat hareketleri sonrası yatırımcılar, bakırı “yeni altın” olarak görüp görmemek gerektiğini tartışmaya başladı. Ancak uzmanlar, bakırın altın ve gümüşten farklı dinamiklere sahip olduğuna ve yatırım yapılmadan önce dikkatli olunması gerektiğine dikkat çekiyor.
ALTIN VE GÜMÜŞTEN SONRA BAKIR ARAYIŞI
Son dönemde metallerde yaşanan yükselişler, yatırımcıyı alternatif varlıklara yöneltti. Altının tarihi zirveleri test etmesi ve gümüşteki güçlü seyir, gözleri bakıra çevirdi. Ancak uzmanlara göre bu yönelişin arkasında büyük ölçüde “henüz yükselmemiş varlık arayışı” bulunuyor.
Altın ve para piyasaları uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk, bakır fiyatlarındaki hareketliliğin sosyal medyada spekülatif biçimde gündeme taşındığını belirterek, bakırın esas olarak endüstriyel bir metal olduğunun altını çiziyor.
“BAKIR FİZİKİ BİR YATIRIM ARACI DEĞİL”
Kapalıçarşı’nın duayen isimlerinden Yıldırımtürk, bakırda fiziki alım satımın mümkün olmadığını vurguluyor. Bakırın, altın ve gümüş gibi fiziki olarak gram bazında işlem gören bir ürün olmadığını belirten Yıldırımtürk, işlemlerin bankalar ve aracı kurumlar üzerinden, kaydî ve kontrat bazlı yapıldığını ifade ediyor.
Yıldırımtürk’e göre bakır yatırımı, ancak finansal okuryazarlığı yüksek, vadeli işlemler ve kontratlı piyasalar konusunda deneyimli yatırımcılar için uygun bir alan.
SPEKÜLATİF VE DÖNGÜSEL BİR ENSTRÜMAN
İş Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Şant Manukyan da bakırı “spekülatif ve döngüsel” bir enstrüman olarak tanımlıyor. Bakırın faiz ya da nakit akışı üretmediğine dikkat çeken Manukyan, fiyatların büyük ölçüde küresel ekonomik döngüler ve beklentilerle hareket ettiğini belirtiyor.
Manukyan’a göre bakırın son dönemde öne çıkmasında; elektrikli araçlar, enerji dönüşümü, yapay zekâ yatırımları ve Çin’in sektördeki ağırlığı belirleyici rol oynuyor.
TALEP ARTIYOR, ARZ BASKI ALTINDA
Ekonomi'de yer alan habere göre uzmanların paylaştığı verilere göre küresel bakır talebi bugün yaklaşık 26 milyon ton seviyesinde bulunurken, bu rakamın 2035’e kadar 32–34 milyon tona çıkması bekleniyor. Enerji dönüşüm sürecinin tek başına 6–7 milyon tonluk ek talep yaratacağı öngörülüyor.
Buna karşılık bakır cevheri tenörlerinde ciddi düşüşler yaşanıyor. Son 25 yılda bakır cevherinin kalitesi yarıdan fazla gerilerken, büyük bakır yataklarının keşif oranı da önemli ölçüde azalmış durumda.
“BAKIR, DİĞER METALLERE GÖRE UCUZ KALMIŞ GÖRÜNÜYOR”
Anadolu Yatırım Genel Müdürü Nuri Sevgen, bakırın diğer metallere kıyasla görece ucuz kaldığını ifade ediyor. Sevgen, bakırda doğrudan işlem yapan fonların sınırlı olduğunu, yatırımın daha çok FX işlemleri, yurt dışı borsa yatırım fonları ve emtia sepetleri üzerinden yapılabildiğini belirtiyor.
Ancak Sevgen de bakırın altın gibi uzun vadeli ve fiziki bir “güvenli liman” olmadığını vurguluyor.
EMTİA SÜPER DÖNGÜSÜ VURGUSU
Uluslararası piyasalar uzmanı Özgür Hatipoğlu ise bakırdaki hareketi, “emtia süper döngüsü” kavramıyla açıklıyor. Hatipoğlu’na göre emtia piyasalarında süper döngü yaklaşık iki-üç yıl önce başladı ve bakır bu sürecin önemli başlıklarından biri haline geldi.
Hatipoğlu, bakır yatırımı yapacakların hangi enstrümanı kullandığını net biçimde bilmesi gerektiğini; vadeli kontratlar, ETF’ler ve madencilik hisselerinin birbirinden farklı riskler barındırdığını belirtiyor.
Uzmanlar, bakırdaki fiyat hareketlerinin güçlü talep beklentileri ve sınırlı arzla desteklendiğini kabul ederken, bakırın altın ve gümüş gibi geniş kitlelere uygun, fiziki bir yatırım aracı olmadığını vurguluyor. Bakır yatırımı, yüksek bilgi ve yakın piyasa takibi gerektiren, spekülatif ve döngüsel bir alan olarak öne çıkıyor.
*BU HABERDE YER ALAN İFADELER YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR.