Euro Bölgesi’nin mali haritasında tarihi bir kırılma yaşanıyor. Uzun yıllar boyunca Avrupa’nın "en borçlu ülkesi" olarak krizlerin merkezinde yer alan Yunanistan, uyguladığı sert mali disiplin ve reform paketlerinin meyvesini toplayarak bu kritik unvanı İtalya’ya devretmeye hazırlanıyor.
2020 yılından bu yana kamu borcunun GSYH’ye oranında 45 puanın üzerinde devasa bir düşüş kaydeden Atina yönetimi, mali tablolarındaki iyileşmeyle birlikte Avrupa ekonomisindeki riskli konumundan uzaklaşıyor.
KURTARMA PAKETLERİYLE AYAKTA DURUYORDU
Yaklaşık on yıl süren ve 280 milyar euroluk kurtarma paketleriyle ayakta kalan Yunan ekonomisinde ibre tamamen pozitife dönmüş durumda. Yunanistanlı üst düzey yetkililer, bu yıldan itibaren Euro Bölgesi'nin en borçlu ülkesi olma statüsünden çıkacaklarını vurgularken, ilk kurtarma paketinden kalan 7 milyar euroluk borcun vadesinden önce geri ödenmesini hedefliyor. Bu agresif borç azaltma stratejisi, ülkenin uluslararası piyasalardaki finansal güvenilirliğini pekiştirirken risk primlerini de aşağı çekiyor.
YUNANİSTAN'I YERİNİ İTALYA'YA BIRAKABİLİR
Yunanistan cephesinde toparlanma hız kazanırken, İtalya’da tam tersi bir tablo hakimiyetini sürdürüyor. Roma yönetiminin yayımladığı bütçe projeksiyonları, kamu borcunun 2025’te yüzde 137,1 seviyesinden 2026’da yüzde 138,6’ya tırmanacağını öngörüyor.
Düşük büyüme oranları, yüksek faiz yükü ve enerji sübvansiyonları gibi yapısal baskılar altında ezilen İtalya, bu verilerle birlikte bölgenin en yüksek borç oranına sahip ülkesi konumuna yerleşiyor. Avrupa’nın üçüncü büyük ekonomisindeki bu bozulma, bölge genelinde yeni bir kırılganlık başlığı oluşturuyor.
FRANSA VE İSPANYA'DA LİSTEDE YER ALIYOR
Avrupa ekonomisindeki bu güç değişimi, yalnızca iki ülkeyi değil, tüm birliği ilgilendiren stratejik bir mesaj taşıyor. Fransa’nın yüzde 111,8 ve İspanya’nın yüzde 106,4 seviyesindeki borç oranlarıyla İtalya’yı takip ettiği listede, bir zamanlar krizin sembolü olan Yunanistan’ın sergilediği başarı "disiplinli politika" vurgusunu güçlendiriyor.
Ancak İtalya gibi sistemik öneme sahip dev bir ekonominin artan borç yükü, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Merkez Bankası’nın önümüzdeki dönemde borç sürdürülebilirliği konusunda daha sıkı ve denetleyici önlemleri gündeme almasına neden olabilir.