Gün içerisinde pek çok kişinin yorgunluk ya da kaşıntı hissini dindirmek amacıyla refleks olarak gerçekleştirdiği göz ovuşturma eylemi, uzmanlara göre görme yetisini tehdit eden gizli tehlikeler barındırıyor. Bu alışkanlığın yarattığı en büyük risklerin başında, gözün en ön tabakası olan korneanın yapısının bozulması geliyor.
Sert ve sürekli uygulanan baskı, kornea dokusunun zamanla incelmesine ve dikleşerek koni şeklini almasına, yani tıp dilinde keratokonus olarak bilinen ciddi bir görme bozukluğuna zemin hazırlıyor.
BULAŞICI ENFEKSİYONLARA NEDEN OLABİLİYOR
Fiziksel deformasyonun yanı sıra hijyen faktörü de büyük bir risk kalemi oluşturuyor. Gün boyunca pek çok yüzeyle temas eden ellerdeki bakteri ve virüsler, ovuşturma esnasında doğrudan göze transfer edilerek konjonktivit gibi bulaşıcı enfeksiyonlara davetiye çıkarıyor. Aynı zamanda gözün beyaz kısmındaki hassas kılcal damarların bu baskı nedeniyle çatlaması, gözde kanlanma ve doku hasarı belirtilerine yol açıyor.
DAMLALARLA YIKAYIN UYARISI YAPILDI
Estetik açıdan da olumsuz sonuçlar doğuran bu eylem, vücudun en ince deri tabakasına sahip olan göz çevresindeki kolajen yapısını zayıflatıyor. Sürtünmenin etkisiyle bu bölgede erken yaşta kırışıklıklar oluşurken, göz altı morlukları ve torbalanmalar belirginleşiyor.
Hekimler, kaşıntı anında gözü ovuşturmak yerine suni gözyaşı damlalarıyla gözü yıkamayı veya soğuk kompres uygulamayı öneriyor. Şikayetlerin süreklilik arz etmesi durumunda ise altta yatan alerjik nedenlerin saptanması için profesyonel bir muayene yapılması gerektiği vurgulanıyor.