Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Eminönü’nün gezilecek yerleri: İstanbul’un tarihi dokusunu yaşayacağınız Eminönü…
Eminönü’nün gezilecek yerleri: İstanbul’un tarihi dokusunu yaşayacağınız Eminönü…
İstanbul'un tarihi yarımadasında hareketli ve turistik yerlerden biri olan Eminönü'nün gezilecek tarihi ve turistik yerlerinden bazılarını sizler için derledik...
Seyahat 4 Temmuz 2018 - 08:49

Kuzeyden Haliç, güneyden Marmara Denizi, doğudan İstanbul boğazı batıdan ise Fatih ilçesi ile çevrili olan Eminönü, İstanbul’un tarihi dokusunun en önemli parçalarından biridir. Yeni Camii, baharatçıları ile meşhur tarihi Mısır Çarşısı, Sirkeci Tren Garı gibi pekçok mekana ev sahipliği yapan Eminönü’nün gezilecek yerlerinden bazılarını haberimizde bulabilirsiniz…

EMİNÖNÜ’NDE GEZİLECEK YERLER

MISIR ÇARŞISI

İstanbul'un en önemli çarşılarından biri olan Mısır Çarşısı, Yeni Camii'nin külliyesi içerisinde yer alan, Tahmis ve Çiçek Pazarı sokakları ile Yeni Camii Caddesi boyunca uzanan önemli bir tarihi yapıdır. Bugün çarşıda yalnızca baharatlar ve ilaçlar değil, kuyumcular ve hediyelik eşya satan dükkânlar da faaliyet göstermektedir. Temeli Osmanlı Sultanı III. Mehmed'in annesi tarafından atılan Mısır Çarşısı'nın yapımı parça parça devam etmesinden dolayı uzun süre aldı. 1664 yılında Yeni Camii'nin inşası ile yarım kalan çarşı da akla gelerek, külliyenin bu bölümü tamamlanmaya çalışıldı. Mimarlığını Mustafa Ağa'nın yaptığı çarşı önceden Valide Çarşı yahut Yeni Çarşı isimleriyle bilinirken, 18. yüzyıldan sonra adı halk arasında Mısır Çarşısı olarak anıldı. Mısır Çarşısı'nın bugünkü yerinde Bizans döneminden kalma bir çarşının bulunduğu, adının ise Makron Emvolos olduğu kesinlik taşımayan tarihsel bilgiler arasındadır. L şeklinde bir plana sahip olan Mısır Çarşısı'na ait toplam altı tane giriş kapısı mevcuttur. Çarşının uzun ve kısa kollarının buluştuğu nokta dua meydanı olarak adlandırılır. Ezan köşkü de bu bölümde yer almaktaydı. Çarşının en ihtişamlı bölümü bu nokta olup, parmaklı bir balkon şeklinde tasarlandı. İsminin Mısır Çarşısı olarak anılmasının sebeplerinden biri burada satılan ilaç ve baharatların büyük bir kısmının Mısır'dan getirilmesi, bir kısmının da “Nüzhetül Fi Tercüme-Afiyet” isimli kitaptan yararlanılarak yapılmasıydı.

YENİ CAMİİ

Osmanlı Sultanı III. Murat'ın eşi olan Safiye Sultan'ın isteğiyle 1597 yılında temelleri atılan cami, padişahın ölümüyle bir süre askıya alınmış, Sultan IV.Mehmet’in annesi Turhan Hatice Sultan döneminde 1663 yılında tamamlanmıştır. Valide Sultan Camii olarak da bilinen cami, Osmanlı Döneminde yapımı en uzun sürede tamamlanan camidir. Mimar Davut Ağa tarafından yapımına başlanan, Mimar Dalgıç Ahmet Ağa tarafından yapımına devam edilen, Mimar başı Mustafa Ağa tarafından tamamlanabilen bir camidir. Yeni Camii, mimarisiyle göz kamaştırmakta ve büyük bir avlusu bulunmaktadır. Camiinin iç mekanı türkuaz, mavi ve beyaz renkli motifler ve İznik çinileriyle süslüdür. Cami, iki minarelidir ve her bir minarede üçer tane şerefe bulunmaktadır. Erken dönem Osmanlı mimarisi ile yapılan yapı bünyesinde bir avlu, darüşşifa, medrese ve hamam bulunmaktadır.

İSTANBUL’A YAKIN 5 GÜZEL KAMP YERİ

SEPETÇİLER KASRI

Muhteşem bir boğaz manzarasına sahip Sepetçiler Kasrı Sarayburnu’nda bulunmaktadır. Sepetçiler Kasrı, 1643’te Sultan İbrahim tarafından Bizans döneminden kalma surların üzerine inşa ettirilmiştir. Topkapı Sarayı'nın dış bahçesinde ve kıyı alanlarında yer alan yapılardan bugüne kadar gelebilen sadece Sepetçiler Kasrı’dır. İnşaatında kullanılan kırmızı mermerler Darıca ve Rusçuk'tan, çinileri İznik'ten, demir aksam ve çiviler de Samakoy ve Selanik'ten getirilmiştir. Sepetçiler Kasrı'nın İstanbul yaşamına ilişkin bir diğer önemi ise saraya ait kayıkların bulunduğu yerde olmasıdır. Cumhuriyet dönemi ilk yıllarında askeri ecza deposu olarak kullanılan Sepetçiler Kasrı, 1980 yılında yapılan restorasyonlardan sonra Basın Yayın Genel Müdürlüğü'nün Uluslararası Basın Merkezi olarak, 2011 yılı Haziran ayına kadar Avrupa Kültür Başkenti Proje Ofisi olarak kullanılmış ve bu tarihten itibaren Yeşilay’a tahsis edilen Sepetçiler Kasrı, Yeşilay Genel Merkezi olarak kullanılmaktadır.

PTT MÜZESİ

6 Mayıs 2000 tarihinde hizmete açılan PTT Müzesi, giriş ve zemin katla birlikte 3 kattan oluşuyor. Giriş katta; Osmanlı-Meşrutiyet ve Cumhuriyet Dönemi Postacı kıyafetleri ile müzenin inşasına ait resimler, zemin katta; Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi posta kutuları, ilk telgraf merkezi, giriş kapı levhası(1855), halk yazı masası bulunuyor. Müzenin birinci katında; Telgraf memuru manastırlı Hamdi Bey'in odası ve zamanında odada yer alan telgraf cihazları, Osmanlı Dönemi pul eskizleri, 1950 yıllarından sonra tedavüle çıkan önemli ve özel günlere ait ofset baskı, ilk gün zarfları ve pulları sergileniyor. İkinci katta; 1800'lü yılların sonları 1900'lü yılların başlarına ait kadranlı zemberekli ve manyetolu masa ve duvar telefonları, Türk Ordusu tarafından 1. Dünya Savaşı'nda cephede kullanılmış sahra santrali, 600 hatlı telefon santrali bulunuyor. Ayrıca bu bölümde Osmanlı Devleti'nin son dönemine ait postada kullanılmış mühür ve damgalar, deve ve at sırtı posta çantaları, posta nazırlığının kuruluşundan günümüze kadar görev yapmış nazır ve genel müdür resimleri, posta ve telgraf güzergahlarını gösteren eski haritalar, postada kullanılan teraziler ve saatler sergileniyor.

GÜLHANE PARKI

Osmanlı döneminin önemli zenginliklerinden olan Gülhane Parkı, Sarayburnu Parkı olarak da tanınmaktadır. 1912 yılında park haline getirilmiştir. Topkapı Sarayı’nın Has Bahçe’lerinden biriydi ve bu bahçe laleler, güller ve çeşit çeşit çiçeklerle doluydu. Tarihte birçok olaya da tanık olan Gülhane Parkı Tanzimat Fermanı’nın okunduğu yer olarak da hafızalarda kalmıştır. Belli bir dönemde padişahlar tarafından ihmal edilmiş ve bu park eğlence yeri olmuştur. Hatta o dönemde “Bitli Kağıthane” olarak anılmaya başlanmıştır. Tarihsel süreçte pek çok olayın geçtiği parkta, Sultan Abdülmecit Gülhane Hatt-ı Şerifi olarak bilinen Islahat Fermanı'nı burada okutturmuştur. 1926 yılında Atatürk heykelinin ilk kez burada dikildiği biliniyor. Bir başka tarihsel olay ise; Atatürk’ün 24 Kasım 1928’de Gülhane Park’ında Latin harflerini tanıtıp ilk dersini verdiği yer olmasıdır.