Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Kekova gezilecek yerler: Sular altında kalan tarihi kalıntıları ile Kekova…
Kekova gezilecek yerler: Sular altında kalan tarihi kalıntıları ile Kekova…
Kekova Adası, kıyıdan birkaç deniz mili açıktaki dar ve uzun coğrafi yapısından dolayı Kale (Simena) ve Üçağız (Teimioussa) köyü arasında yer alan bütün adaya adını veriyor. Ada, körfez ve anakaranın kıyılarını kapsayan bir tanımlamadır Kekova. Şimdi Kekova'nın tarihi ve turistik yerlerinden bazılarını tanıyalım...
Seyahat 12 Haziran 2018 - 08:45

Kaş ile Demre arasında yer alan Kekova kıyı şeridini eşsiz kılan en belirgin özellik; deniz seviyesinin antikçağdan bu yana sürekli yükselmesi ile arkeolojik kalıntıların sualtında kalması. Kekova Adası ve çevresindeki kıyıları kapsayan 260 kilometrekarelik özel bölge “Kekova Özel Çevre Koruma Alanı” ilan edilerek koruma altına alındı. Akdeniz Bölgesi’nin bu eşsiz doğal güzellikleri ve tarihi eserlerini barındıran Kekova’nın gezilecek yerlerinden bazılarını sizler için derledik…

KEKOVA’NIN GEZİLECEK YERLERİ

TRYSA

Kale ilçesinde, Gölbaşı köyünden yaklaşık 800 metre yükseklikte, dar bir alana kurulu kentin tarihi İÖ. 7. yüzyıla dayanır. Heroonuyla ünlü Trysa’dakisur kalıntıları, heroonun duvarları, tapınağa ait kalıntı ve oldukça fazla sayıdaki lahit görmeye değer eserler.

MYRA

Antalya'nın Demre ilçesinin 1,5 kilometre kuzeyinde yer alır. Myra önemli bir Lykia kentiydi. Adı “Yüce Ana Tanrıça’nın yeri” anlamına gelen kent, ilk olarak bugünkü kaya mezarlarının üzerindeki tepede kurulmuştu. Daha sonra aşağıya inerek genişleyen Myra, II. Theodosion (408–450) zamanında Lykia bölgesinin başkenti oldu. Şehir 7. yüzyıldan 9. yüzyıla kadar devamlı Arap akınlarına uğradı ve sonunda 809’da zapt edildi. Bu akınlar sonucunda, kentin en önemli yapısı olan St. Nikolas Kilisesi 1034’te yıkıldı. Şu an için Myra'da görülebilen arkeolojik kalıntılardan, akropolisin güneyinde Roma tipinde inşa edilen büyük tiyatro iyi korunmuş durumdadır. Myra'nın etkileyici kalıntılarından Likya'ya özgü tapınak ve ev tipindeki kaya mezarları ise tiyatronun hemen arkasında yükselen akropolisin kayalık, dik yamaçlarının yüzüne oyulmuşlardır.


SİMENA ÖREN YERİKale Köyü eski Simena antik kenti üzerine kurulmuştur. Bulunan yazıtlardan kentin tarihi M.Ö. IV. yüzyıla kadar inmektedir. Simena kalesi Orta Çağ’da kullanılmıştır. Orta Çağ surlarının oluşturduğu iç kalede, kalıntıları birkaç bloktan ibaret olan bir tapınak ile bu tapınakla irtibatlı bir stoada yer almıştır. Ayrıca yine kale içinde, doğal kayaya oyulmuş 7 oturma sırası ile 300 kişilik bir tiyatro yer alır. Kaya mezarının üzerinde, düzgün bloklardan oluşan Roma Devri duvarı ve onun üzerinde de mazgalları ile geç devir suru vardır. Kıyıda, harap durumdaki hamamın kitabesinde “Aperlai halkı ile meclisi ile birliğin diğer şehirleri tarafından İmparator Titus’a armağan edilmiştir” ibaresi bulunur. İkisi ev tipi mezar olmak üzere burada birçok mezar görülmektedir.

APERLAİ

Aperlai kenti Sıçak Yarımadası'ndaki, Sıçak İskelesi'nin olduğu yerde bulunan bir antik kenttir. Kent adının orijinali Luwi dilinde “Aprillai” olup “Akarsu Boğazı” anlamına gelmektedir. Aperlai, küçük bir Likya liman kentidir. M.ö. V. ve IV. yüzyıla ait eserlerdeki yazıtlar ve sikkeler Likya dili ile yazılmıştır. Bu yazılar ve gümüş sikkeler, Aperlai'in Likya Birliği öncesi bir tarihinin de olduğuna işaret etmektedir. Bu kentin bir kısmı depremler veya suların yükselmesi sonucu denizin altında kalmış, bir kısmı da karada bulunmaktadır. Şehrin her yanı surlarla çevrilidir. Deniz kenarındaki surlar, aralıklı kulelerle takviye edilmiştir. Roma döneminde yapıldığı sanılan ve dikdörtgen bir alanı çeviren surlar yer yer görkemli bir görünüşe sahiptir.

THEİMUSSA (ÜÇAĞIZ)

Demre’nin Üçağız Köyü yakınlarında bulunan antik Likya kentidir. Yerleşim yeri, Kekova doğal ve arkeolojik SİT kapsamında korunan yörelerden biridir. Antik kentin tarihinin, bulunan bir yazıttaki bir kitabeden M.ö. 4. yüzyıla kadar indiği anlaşılıyor. Theimussa'da daha çok mezar kalıntıları yer alıyor. Görülmesi gereken antik kalıntılar, kayalık alçak bir tepe üzerinde yer alan kale, bugün denizin içinde kalmış olan sur parçası ve kentin doğu ucundaki kayalar içine oyulmuş iskele bulunmaktadır. Theimussa, Kekova yakınında Üçağız Köyü'nün bulunduğu yerde doğal bir limandır.

Üçağız

Üçağız

NOEL BABA KİLİSESİ

Aziz Nikolaos Kilisesi, mimari üslubu ve süslemesiyle Orta Bizans Dönemi'nin en seçkin örneğidir. Myra'daki bazilika depremler ve şehre yapılan akınlar sonucu 8.yüzyılda büyük hasar görmüş, 9. yüzyılda ise kubbeli kilise olarak yeniden inşa edilmiştir. Daha sonraki ilaveler 11. yüzyılda Orta Bizans devrinde gerçekleşir. Bugünkü kilisenin özgün temelleri üzerinde değişik zamanlarda yapılmış birçok yapı bulunur. Böylece kilise çeşitli dönemlerde inşa edilmiş bir kompleks görünümündedir. Bu kompleks ana hatlarıyla; avluya açılan iki narteks (iç avlu), iki yan koridorun arasında yer alan kubbeli bir orta mekanla, bema ve önündeki syntranonlu apsisten ibarettir. Dış narteks 1862 yılında yeniden inşa edilmiş, iç narteks ise çoğunluk özgün temeller üzerinde olup tonozlarında peygamber ve konsül toplantılarının resmedildiği, kilisenin en eski duvar freskleri bulunur. Güney koridorunun Aziz'in lahdini korumak için uygun yer olduğu düşünülmekte, doğu köşedeki nişin içinde ise Aziz'in lahdinin korunduğuna inanılmaktadır. Ayrıca kuzeydoğu ve batı köşelerde kubbeleri freskli iki oda daha yer almaktadır.

DÜNYANIN EN GÜZEL PLAJLARI

SALYANGOZ KOYU

Salyangoz Koyu dar bir boğazdan geçilip içine girilebilen ve her yıl binlerce turist tarafından ziyaret edilen deniz içinde adeta bir krater gölü gibidir. Kaleköy'den tekneyle 20-25 dakikada ulaşılabiliyor. Kekova’nın en huzurlu ve sakin koylarından biridir. Ayrıca bu koy Caretta Caretta’ların yaşam alanlarından bir tanesidir ve doğal olarak onlarla birlikte yüzme fırsatını da yakalayabilirsiniz.

KORSAN MAĞARASI

Kekova Gökkaya'da adalar bölgesinde bulunan mağara turistik açıdan popülerdir. Geniş hacime rağmen içeride karstik oluşuma rastlanmaması ve duvarların yumuşak hatlara sahip oluşu aşınma mağara izlenimi uyandırmaktadır. O yıllarda korsanlar tarafından kullanıldığı için adı Korsan Mağarası olarak kalmış. Teknelerle gezilen mağarayı yüzerek de keşfedebilirsiniz. Kekova’ya yolunuz düştüğünde mutlaka görülmesi gereken yerlerdendir.

Son güncelleme: 08:46 - 12.06.2018