Sözcü Plus Giriş

Keşfedilmemiş işaret dillerini araştırıyor

TÜBİTAK 2232 Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı ile Türkiye’ye dönen ve Boğaziçi Üniversitesi’nde çalışmalarına devam eden Rabia Ergin, işaret dili alanındaki literatüre Orta Toroslar İşaret Dili’ni (Central Taurus Sign Language) kazandırdı. Ergin, Mersin’in Gülnar ilçesi kırsal alanında 3 aynı komşu köyde geliştirdiği projesi için yakında saha çalışması yapacak.

Ali Ekber ŞEN
Güncellenme: 12:43, 12/08/2020
Keşfedilmemiş işaret dillerini araştırıyor

Amerika'da Tufts Üniversitesi'nde doktora ve Hollanda'da Max Planck Enstitüsü'nde psikodilbilim üzerine doktora sonrası çalışmalar yapan Rabia Ergin, Boğaziçi Üniversitesi bünyesindeki Bilişsel Bilimler Programı'nda araştırmalarını sürdürüyor. Dil evrimi, dillerin sıfırdan ortaya çıkışı ve evrimi üzerine çalışmalar yapan genç araştırmacı, kendiliğinden ortaya çıkan işaret dilleri üzerinden dil evrimi konusuna odaklanıyor.

KÖYDE DOĞAN İŞARET DİLİ

Mersin'in Gülnar ilçesi kırsal alanında 3 aynı komşu köyde evlilik bağı fazla olan ve akrabalık ilişkileriyle bilinen ismi 3 köy için hayata geçirilen projenin yakın zamanda saha çalışmalarına başlanılacağı öğrenildi.

ENDER ÖRNEKLERDEN BİRİ OLACAK

Orta Toroslar İşaret Dili'nin ortaya çıkışını ve bir köy işaret dili olarak literatürde ender örneklerden birini oluşturan bu dilin, farklı kuşaklardaki evrimini araştıran Rabia Ergin çalışmasının hikâyesini şöyle anlattı:

“2012 yılında Amerika'da doktora birinci sınıfta, doktoraya başlayalı henüz iki ay olmuşken, bir seminer sırasında duyan ve konuşan bireylerden oluşan ailelere doğmuş sağır çocukların kendi kendilerine oluşturdukları işaret sistemleri üzerine bir makale tartışılıyordu. O sırada ben de ‘Sağır çocukların oluşturdukları diller niye bu kadar dikkat çekiyor? Benim annemin doğup büyüdüğü Torosların dağlık bir köyünde çok sayıda sağır insan var ve sıfırdan kendi oluşturdukları bir dil mevcut. Türk işaret diline maruz kalmadan ve duymadıkları için Türkçe 'ye de çok fazla maruz kalmadan oluşturdukları bir dil var,” diyerek görüşlerimi paylaştım. Bunu söylediğim zaman seminere katılanlar çok şaşırdı. Zira bu tür diller çok önemli bir veri tabanıymış.”

TARIMLA GEÇİNİYORLAR

Bahsettiği topluluğun coğrafi anlamda izole bir bölgede yaşadığını ve daha çok tarımla geçindiğine de belirten Rabia Ergin, “Dışarıya biraz kapalı ve finansal, sosyal ve coğrafi koşulların oluşturduğu bir izolasyon söz konusuydu. Bu gibi sebeplerle okula gidemedikleri için Türk işaret diline ya da başka bir işaret diline maruz kalmıyorlar, dolayısıyla kendi aralarında bir dil oluşturuyorlardı. Bu önemli çünkü gözümüzün önünde bir dil sıfırdan oluşmaya başlıyor. Bunun gibi dünyada 10-12 dil keşfedilmiş durumda. Ben bu dile coğrafi oluşumundan kaynaklı Orta Toroslar İşaret Dili adını verdim. Bu kendiliğinden ortaya çıkmış köy işaret dili ve literatürde ‘Central Taurus Sign Language' (CTSL) olarak geçiyor.'' diye konuştu.

TÜRK İŞARET DİLİNİ ANLAMAKTA SORUN YAŞIYORLAR

CTSL'nin 1970’lerde oluşmaya başlayan bir dil olduğunu belirten Ergin şöyle devam etti:

‘'Bu dili ilk oluşturmaya başlayan insanlar bugün hayattalar. Dolayısıyla dilin sıfır noktasına erişimimiz var. CTSL ile Türk işaret dili arasında çok sayıda fark olduğunu belirten araştırmacı, ‘Türk işaret dili kullanan ve CTSL kullanan sağır bireyler birbirini rahatlıkla anlamıyorlar.

Türk işaret dili ile örtüşen bazı işaretler var, belki o sayede anladıkları bazı şeyler yok değil ama çoğunlukla birbirlerini anlamıyorlar. CTSL kullanan bireyler için Türkçe yabancı bir dile benziyor. Türkçe hayatlarında dudak okuyabildikleri kadar ya da bazılarının çok az duyabildiği kadar var.

Pek çok sağır birey okula gitmedikleri için okuma yazma da öğrenmiyorlar ama zaten okuma yazma dediğimiz şey de yabancı bir dilin anlaşılması güç soyut sembollerle ifade edilmiş hali anlamına geliyor bu bireyler için''

SAĞIRLIĞIN YAYGIN OLMASININ TEMEL NEDENİ AKRABA EVLİLİKLERİ

Gülnar ilçesi civarında 3 ayrı köyde yaşayanların neredeyse tamamının akraba olduğuna işaret eden Ergin şu değerlendirmede bulundu:

‘'Köyde işaret dilini kullanan sadece sağırlar değil, o işaret diline belirli bir hâkimiyet zaten o toplumda var, çünkü sağırlık bu toplumda çok da sıra dışı bir durum değil. Dolayısıyla konuşan bireyler arasında da CTSL kullanımı son derece yaygın ama köyden çıkıyorsunuz ve başka bir şehre gidiyorsunuz, orada sağırlarla hiçbir deneyimi olmayan duyan insanlarla bu sağır bireyler karşılaştığı zaman, ciddi bir dil engeline takılıyorlar.

Civar köylerde de yine sağır nüfusu var, bunların hepsine ortak bir şekilde Orta Toroslar İşaret Dili demeyi uygun gördük. Bunun sebebi ise, bu bölgede köylerdeki sağır bireyler ya kan bağıyla ya da evliliklerle birbiriyle akrabalar. Sağırlık geninin kalmasının en önemli sebebi akraba evlilikleri.''

LABORATUVAR DENEYLERİNE AĞIRLIK VERİLECEK

Rabia Ergin, proje kapsamında laboratuvar deneylerine de yer verileceğini belirterek yeni işaret dilleri konusunda da araştırmalarını sürdüreceğini kaydetti ve şöyle ekledi:
“Bizim buradaki iddiamız bu işaret dillerinin gerçekte bir dil olduğu, rastgele jest ve mimiklerden oluşan rastgele sistemler olmadığı yönünde.

CTSL'de ilk jenerasyonun kullandığı belki biraz daha temel ve dilbilimsel olgunluğa erişmemiş düzeyde kalıyor ama ikinci jenerasyonun kullandığı dil gerçekten bir dil olma eğiliminde ve kendi içinde sistematik gramer kurallarının oluşmaya başladığını görüyoruz. Dolayısıyla laboratuvarda konuşan insanlar üzerinde aynı deneyi yaparak aradaki farkı gösteriyoruz.

Aynı zamanda Türk İşaret Dili gibi daha gelişmiş diller de bizim için bir kontrol grubu. Projeyle ilgili öngörümüz ise, Orta Toroslar İşaret Dili gibi birbiriyle yakın insanlar tarafından kullanılan dillerin gramerinin daha basit olması. Ancak daha büyük toplumlar ve birbirini tanımayan bireyler tarafından kullanılan dillerde ise gramerdeki sistematik ve/veya karmaşık yapıların çok daha erken çıkmak zorunda kaldığını düşünüyoruz.''

Ergin, ayrıca sadece Orta Toroslar İşaret Dili değil, yine yakın zamanda tespit ettikleri Adana yakınlarında bir işaret dili olduğunu, bu proje kapsamında da o dili ilk kez tanımlayarak literatüre böyle bir katkıları olacağını da sözlerine ekledi.