Pandemi sonrasında nasıl başarılı olunur?

Akademisyen, Gazeteci ve Yazar  Dr. Fatoş Karahasan’ın Kırılma Noktası,  Pazarlamanın Yeni Eko-Sistemi isimli yeni kitabı Haziran ayının son haftasında Doğan Solibri Yayınevi tarafından yayınlandı.

Pandemi sonrasında nasıl başarılı olunur?

Fatoş Karahasan Kırılma Noktası adlı yeni kitabından Mart 2020'den bugüne kadar iş dünyasında ve toplumda yaşanan kriz dönemine ışık tutuyor. Güncel bilgiler, bilimsel veriler ve içgörülerden oluşan çalışma Covid-19 pandemisinin hayatın her alanında tetiklediği değişimlere odaklanıyor.

Kitabın ilk bölümlerinde araştırma sonuçlarının yorumu ve oluşan trendler üzerinde duruluyor.  Analizlerden sonraki bölümlerde ise ayrıntılı güncel vaka analizleri  ve sivil toplum kuruluşlarının yorumları yer alıyor.

Fatoş Karahasan, pandemi dönemini anlamak ve dersler çıkarmak isteyen siyasetçiler, girişimciler, yöneticiler, akademisyenler ve öğrenciler için çok değerli bir bilgi ve içgörü kaynağı sunan bu kitap hakkındaki sorularımızı yanıtladı:

Kitabı yazma amacınız neydi?

Pandemi dünyanın her yerinde hayatımızın dinamiklerini değiştirdi. İş yaşamında, çalışma biçimlerinde, tüketici davranışlarında, algılarda ve trendlerde nelerin değiştiğini anlamak için tüm sektörleri etkileyen ortak paydaları görmek gerekiyor.  Yol haritaları oluşturmak için araştırmalara, vaka öykülerine ve analizlere ihtiyaç var.

Ben de  dünyada ve Türkiye'de yapılmış araştırmaların sonuçlarından yola çıkarak Covid-19'un iş dünyası, ekonomi ve pazarlama üzerinde yaptığı değişime odaklandım. 2020'den bugüne cömert bir biçimde araştırmalarının verilerini paylaşan danışmanlık şirketlerinin, trend analistlerinin raporları çerçevesinde kırılma noktalarını özetledim. Öğrendiklerimi, anladıklarımı paylaştım.

Kitabınızda 40 şirketin vaka analizleri de yer alıyor?  Bu kuruluşlarla ilgili neler anlatıyorsunuz?

2020 yılı Nisan ayından itibaren ülkemizde  faaliyet gösteren 40 şirketin tepe yöneticileriyle yaptığım söyleşileri kitapta  #faydalımarkaöyküleri  adı altında biraraya getirdim

Görüştüğüm liderlere çalışanlarına, müşterilerine, topluma, gezegene yönelik hangi faydalı işler yaptıklarını sordum. Böylece, krizi başarıyla yöneten şirketlerin ortak noktalarını net bir biçimde görmek mümkün oldu.   Vaka analizleri olarak tanımlayabileceğimiz bu öyküler  birleşince  pandemi döneminde ait çok değerli bir arşiv ortaya çıktı.

Dilerim, güncel bilgiler, bilimsel veriler ve içgörülerden oluşan bu kitap ülkemizde zor durumda olan KOBİ'lerimizin yöneticilerine; fikirleri olan girişimcilerimize ve iş dünyasına girmeyi planlayan gençlerimize umut verir.  Okurların cesaretini ve mücadele gücünü arttırır.  İlham kaynağı olur.

Bu şirketlerde hangi  ortak noktaları gözlemlediniz?

Görüştüğüm şirketlerin beş ortak özelliği dikkat çekiyordu.  Öncelikle, hepsi hızlı ve esnek davrandı. Çalışanları  ve tüm paydaşlarıyla iletişimlerini kesmediler. Samimi ve şeffaf bir biçimde bilgi paylaştılar.  Çalışanlarına özenle yaklaştılar. Onların sağlığını ve güvenliğini koruyacak önlemler aldılar.  Müşterilerinin ihtiyaçlarına cevap verebilmek için koşullarını zorladılar ve süreçlerini yenilediler. Tüm bunları yaparken, toplumsal projelere ve sürdürülebilirlik çalışmalarına kaynak ayırmayı kesmediler.

Pandemi şirketlerden beklentileri artırdı. Bunun nedeni ne?

Daralan ekonomiler ve yükselen gerginlik, tüketicilerin sadece kamudan değil, özel sektör kuruluşlarından da çözüm beklentilerinin artmasına neden oluyor.

İklim değişikliği ve eşitsizliklerin yarattığı sorunlar yüzünden gelecekleri hakkında kaygılı olan gençler ayaklanıyor. Krizler büyüyor ve karmaşık bir hâl almaya devam ediyor.

Şirketlerden, toplumdan aldıklarını topluma geri verirken daha cömert olmaları, tüm paydaşlarına fayda sunmaları, çalışanlarına ve topluma özenle yaklaşmaları talep ediliyor.  Şirketler de bu doğrultuda yeniden yapılanıyor ve taahhütlerde bulunuyorlar.

“Şirketler Sivil Toplum Kuruluşlarıyla birlikte çalışmalı” diyorsunuz, neden?

İçinde bulunduğumuz zor koşullarda rekabetin kuralları yeniden yazılırken, dayanışmaya ve işbirliğine olan ihtiyaç daha da büyüyor.  Bireyler ve kurumlar elele vererek ortak hedefler için çalışmalı.Yöneticiler, artık gezegen için iyi olmayan bir şeyin, kendi şirketleri için de iyi olmayacağını kabul etmeliler.

Topluma hizmet etmenin bir pazarlama çalışması değil, yaşamın devamı için bir zorunluluk olduğu düşüncesini yaygınlaştırmalılar. Sorunlara rakipleriyle birlikte çözüm aramalılar.